Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Geniş Çaplı Değişim

Yayınlanma Tarihi : 07 - 12 - 2014 : 09:32
Gazetelerde her gün parça parça yer aldı.
Ancak, bütünü bir araya getirilince, gelişmeler daha net ortaya çıkıyor.
3 Aralık’ta Antalya’da başlayan 19. Milli Eğitim Şurası’nda alınan kararlardan bahsediyorum.
Açıkça belli ki, “Yeni Türkiye” diye adlandırılan bu dönemde, özellikle eğitimin her bölümünde din ağırlıklı uygulamalar zirve yapacak.
Şura’nın benimsediği değişiklikler, bu süreci oldukça güçlü şekilde kanıtlıyor.
Gelecek yılın eğitim-öğretim sezonundan itibaren bakın nelerle karşılaşacağız.
***
— Anaokullarında milli değerlerin benimsetilmesi üzerine eğitim verilecek.
— 4’üncü sınıftan itibaren okutulan “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” dersi, 1’inci sınıftan itibaren zorunlu olacak.
— Seçmeli “Kuran ve “Hz. Peygamber’in Hayatı” dersleri haftada 2 saatten 6 saate çıkarılacak.
— Kuran kursunda hafızlık eğitimi almak isteyen ortaokul öğrencilerine tanınan 1 yıllık muafiyet hakkı 2 yıla çıkacak.
— Bu 2 yılda öğrenciler okula gelmeden dışarıdan sınava girip sınıf geçebilecek.
— “İnsan Hakları, Demokrasi ve Vatandaşlık Bilgisi” dersi kaldırılacak.
— Bu konular rehberlik dersi içinde bir ünite olarak verilecek.
— Anadolu otelcilik ve turizm meslek liselerinde “Alkollü İçki ve Kokteyl Servisi” dersi kaldırılacak.
— “İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük” dersi gözden geçirilecek, yeniden yazılacak.
— Kutlu Doğum Haftası, Muharrem Ayı, Aşure Günü gibi dini anlamı olan günler, “Belirli Günler ve Haftalar” listesine alınacak.
***
Bu kararların tümü, Milli Eğitim Şurası’nda komisyondan geçti, Genel Kurul’dan da mutlaka geçer.
Yazıyı yazdığım saatlerde Genel Kurul toplantısı hala sürüyordu.
O saate kadar sadece liselerde Osmanlıca dersi okutulması reddedildi.
Ancak, diğerlerinin onaylanacağına şüphem yok.
Çünkü, hepsi önceden hazırlanmış ve Şura’ya bilinçli olarak getirilmiş önerilerdi.
***
Milli Eğitim Şurası komisyonu, şimdilik tek bir maddeyi reddetti.
O da Eğitim-Bir-Sen’in önerdiği “karma eğitim kaldırılsın, kızlar ve erkekler ayrı okullarda okusun” maddesi..
Komisyon bu değişikliği henüz kabul etmedi, fakat Eğitim-Bir-Sen oldukça iddialı..
Okullar ayrılana, karma eğitime son verilene kadar işin peşini bırakmayacağını açıkladı.
***
Gördüğünüz gibi, Milli Eğitim’deki değişimin çapı, değişiklikler tek tek ele alındığında tam kavranamıyor.
Ancak, tablo bütün olarak masaya yatırıldığında boyutu çok daha belirgin hale geliyor.
Şura’da kabul gören uygulamalar önümüzdeki eğitim yılında devreye sokulacak.
Anlayacağınız..
“Yeni Türkiye” diye tanımlanan yeni dönem, milli eğitim sistemini de kökünden değiştiriyor.
Bu aslında büyük bir dönüşüm..
Sonuçlarını hep birlikte izleyip yaşayacağız bakalım..
 
 
Mesir Festivali İstanbul’da Olur mu?
Olmaz tabii, olmamalı.
Her kentin özelliği korunmalı.
Mesir Festivali Manisa’da doğdu, orada yaşamalı.
Bu festivali sevenler Manisa’ya gidip görmeli, eğlenmeli.
Ama siz kalkıp, “biz bu festivali artık İstanbul’a taşıyoruz ya da İstanbul’da da aynısını yaparız” derseniz, o zaman doğal olarak tepki görürsünüz.
Veya Mevlana törenlerini Konya’dan, Kırkpınar güreşlerini Edirne’den koparmaya çalışırsanız aynı tepkilerle karşılaşırsınız.
Ama İstanbul’un böyle bir huyu var.
Ne başarılıysa, ne güzelse hemen kendisine çekmeye uğraşıyor.
İzmir’in en önemli Gelinlik ve Mermercilik Fuarları’nı bile çelmelemeye ve kendi bölgesine kaçırmaya gayret ediyor.
Bunlar doğru girişimler değil.
O yüzden, Mevlana törenlerinin Konya’dan İstanbul’a çekilmesine Konyalılar’ın gösterdiği tepkiyi haklı buluyorum.
Her şeyi İstanbul’a yapıştırma zihniyetinden vazgeçelim artık.
Bırakalım, her gelenek kendi yerinde gelişsin, yaşasın, büyüsün.
 
 
Karşılıklı Güven İçin Yararlı Bir Uygulama
İzmir Polisi’nin evlere başlattığı “5 Çayı Ziyaretleri” hoşuma gitti.
Güzel ve sıcak bir uygulama..
Polisi halka daha iyi anlatabilecek, halka daha yakınlaştırabilecek bir girişim..
Ziyaret sırasında kadınlara uyuşturucudan dolandırıcılığa kadar bilgiler aktarılması, irtibat numaralarının verilmesi de önemli bir hizmet.
Umarım, bu tür ilişkileri aralıksız devam ettirirler.
Çünkü, polis ile halk arasında karşılıklı güvenin geliştirilmesinde ve her iki tarafın ortaklık anlayışı içinde kamu düzeninin sağlanmasında sorumluluğun paylaşılması gerekiyor.
Toplum destekli polislik kavramı da zaten bu yüzden oluşturuldu.
Böylece halk, meydana gelen suçları polise bildirerek, suç ile suçu işlediği düşünülen şüpheliler hakkında bilgi vererek, polisin en büyük yardımcısı olabiliyor.
Yüz yüze iletişimdeki etkinlik, ikna alanındaki diğer araçların etkinliğinden çok daha fazla olduğuna göre, İzmir Polisi’nin başlattığı uygulamanının yararlı olacağını düşünüyorum.
 
 
Sonucu Önemli
—CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, “siyasette fay hattı kırıldı, depremler olabilir” demiş.
—Deprem olması mühim değil de, mühim olan eğer yıkım olursa altında kimin kalacağı!..
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN