Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Atatürk’ü Neden Anıyoruz?

Yayınlanma Tarihi : 10 - 11 - 2014 : 08:09
Bugün sevgili Atatürkümüz’ü, Atamız’ı bir kez daha saygı, sevgi, minnet ve şükranla anıyoruz. Ret kültürü ile büyümüş, Atatürk gerçekleriyle hiç tanışmadan, “ışıktan kaçanlar”ın gözlerine taktığı at gözlüğü ile ömrünü tamamlamış ve tamamlamakta olanlara, insanlık tarihinin en büyük komutanına, devlet adamına, fikir dahisine bir dakikalık saygı gösterisini bile “sahte gösteri”ye döndürenlere inat...
Samimiyetle inanıyorum ki; ülke kaderine hakim olmuşlardan bazıları, Atatürk’ü “kayıtsız-şartsız reddetmek” için harcadıkları çabanın, yaptıkları dipsiz sapsız çırpınışların onda birini, O’nu anlamaya, dinlemeyi seçmiş olsalardı, gösterdiği hedeflerde ilerlemiş olsalardı, ülkemizin kaderi değişir, 50 küsur yıldır kapısında bekletildiğimiz Avrupa Birliği’nin çoktan üyesi de olurduk, her daldan medeniyet ölçülendirmelerinde üçüncü dünya ülkeleriyle birlikte anılmış olma utancından da kurtulurduk.
 
 
76 Yıldır Bitmeyen Yas...
Yeryüzünde ölümünün üzerinden 76 yıl geçtikten sonra bile adına büyük anma törenleri düzenlenen, onu sağlığında görmemiş insanların gözyaşı döktüğü, kitleler halinde mezarına koştuğu, ülke yöneticilerini umutsuzca şikayet etme ihtiyacı duyduğu bir devlet adamı var mıdır?
Dünya tarihi, böylesine uzun soluklu bir anmaya daha tanık olmamış, böylesine yıldan yıla artan bir ilgi, dünyada hiç bir ölümlüye nasip olmamıştır. 
Sağlam karakterinin yanında iyi yetiştirmiş, ilgi duyduğu kültürlerin, siyasi yaşamların sentezinden, kendi ulusu için olabilecek en iyi yolu çıkarabilmiş, uygulayabilmiş bir lideri de Yüce Allah hiçbir topluma nasip etmemiştir.
Aramızda Atatürk’ü, devrim ve ilkelerini, hedeflerini anlama-dinleme kültüründen yoksun olarak büyütülmüş bazılarının “Atatürk’ü anmanın bir kanuni zorunluluğu yerine getirmek” olarak düşündüğüne ve dillendirdiğine tanık olmuş biri olarak diyorum ki; biz Atatürk’ü kafamızın bastığı ölçüde anlama gayreti içinde olanlar, O’nu anmak “kanun gereği yasaklanmış olsa da”, yaşadığımız sürece, o yasağı çiğnemenin getirdiği her türlü cezayı peşinen kabul ederek saygı ile, sevgi ile, minnetle, şükranla anmaya devam edeceğiz...
Keşke, O’nu kaybedişimizin üzerinden geçen 76 yıl içinde, onun kadar olmasa da yaklaşık değerlerde onun kadar yetkin, onun gibi olgun, onun gibi ileri görüşlü, onun gibi milli, onun gibi doygun birileri çıksaydı, bunca yıl bu kadar büyük özlemle anar mıydık, hala arkasından gözyaşı döker, yattığı mekanı “ağlama duvarına-şikayet yeri”ne çevirir miydik...
 
O’nu Anlamadan Ölmek...
Hayatının tüm aşamasını, aleyhinde değerlendirebilecek en küçük bir kırıntı bulmak için ömür tüketenlere, bulamayınca yalanlara, iftiralara baş vuracak kadar alçalanlara, yaptığı Harf Devrimi’ni bile, “bir ulusunu yazılı belgelerini yok etme” olarak niteleyecek kadar gözü dönmüşlere, yeri gelmişken sormak isterim; bir ulusun yüzde 95’inin okuma-yazmadan habersiz olduğu bir ortamda, dedeniz-nineniz, çocuklarına koyduğu “Elif” isminden başka Arap alfabesinin hangi harfinden haberdardı? Bugün Arap harfleriyle yazılmış hangi belgeyi, bilgiyi arıyor da bulamıyorsunuz? 
Atatürk ve devrimleri olmasaydı; Almanya’da icat edilen matbaayı 200 yıl sınırları içine sokmayan şeriat odaklı Osmanlı yönetimi, size okuma-yazma mı öğretecekti? Önünüze kitaplar mı yığacaktı?
Atatürk gibi, yüce Allah’ın Türk Milleti’ne ve insanlığa armağanını anlama erdemine erişmeden bu dünyadan gidecekler, neler kaybettiğinizi bir bilseniz... 
Atatürk’ü sadece ölüm yıl dönümü olan 10 Kasım’larda değil, yılın 12 ayı, 365 günü anan, anmak durumundan kurtulamayan bir Türk vatandaşı olarak, bu özel günde de saygı, sevgi ve minnetle anıyorum...
Mahalle baskısı ile “sap gibi durarak” değil, en içten duygularımla...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN