Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Organınız Burada Lazım Öbür Dünyada Değil

Yayınlanma Tarihi : 07 - 11 - 2014 : 09:04
Organ Bağışı Haftası başladı.
Bence önemli ve hayati bir hafta..
Çünkü, ülke olarak bu konuda da epey gerideyiz.
***
Organ bağışı her geçen yıl bir önceki yıla göre 1.5- 2 kat artış gösterse de, rakamlar hala çok yetersiz.
Ülke olarak yılda milyon nüfus başına minimum 25 kadavra donör sağlayabildiğimiz zaman, organ nakli bekleme listelerindeki hastaları tedavi etme şansını yakalayabiliriz.
Bizde ölümlerin ancak yüzde 25-30’unun yakınları organ bağışını kabul ediyor.
Yani, kadavradan organ bağışında yıllık ortalamanın çok çok altında kalıyoruz.
O yüzden her yıl 6-7 bin kişi organ nakli beklerken yaşamlarını kaybediyor.
***
Organ nakli bekleyen hastalıklar halen önemini koruyor.
Sayı her geçen gün artıyor, ama bağışlar ortalamanın çok altında devam ediyor.
Organlarımızı toprağa gömmeyi tercih ediyoruz.
Oysa, onlara öbür dünyada değil burada ihtiyaç var.
Gelin, bugün buna bir son verin.
Organınızı bağışlayarak bir yaşam hediye edin.
 
 
Rakamlarımız Çok Aşağıda
—Türkiye’de 60 bin kişi organ nakli bekliyor.
—Her yıl ortalama 8 bin kişi listeye ekleniyor.
—30 bin kronik böbrek yetmezliği hastası, haftanın 3 günü diyaliz cihazına bağlı olarak ‘böbrek nakli olabilmek umuduyla’ yaşamını sürdürmeye çalışıyor.
—Bu hastaların yılda  sadece 600’ü bu olanağa kavuşuyor.
—Diyaliz programına alınmış bir hastanın, ülke ekonomisine yıllık maliyeti yaklaşık 23 bin dolar.
—Ülkemizde 30 bin kronik böbrek yetmezliği hastası için, cihaz yatırımı hariç, yılda 600 milyon dolarlık bir kaynak gerekiyor. 
—Türkiye’de organ bağışı oranı milyonda 4.
—Amerika’da 20-25, İspanya’da 40-45.
 
 
Ya Atatürk Stadı?
Spor Bakanı Çağatay Kılıç, randevu için 6 aydır bekleyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ile nihayet görüşebildi.
Kocaoğlu, kendisine stad yerleri için önerilerde bulundu.
***
—Karşıyaka Yalı ve Göztepe Gürsel Aksel’e yapılacak stadların yoğunluğu artıracağını, kulüplerle uzlaşıp yeni yer bulunabileceğini anlattı.
—Büyükşehir Belediyesi olarak Örnekköy ve Uzundere’ye stad yapmaya hazır olduğunu bildirdi.
—Her iki stadı da, inşaatı bitince bakanlığa devredebileceğini söyledi.
—Alsancak’a yeni stad yapılana kadar 5 bin kişilik portatif tribün kurabileceğini belirtti.
***
Bakan Bey bu önerileri düşünüp, bir ay sonra İzmir’e geldiğinde açıklama yapacağını iletti.
Hazır İzmir’i düşünmeye başlamışken, ben kendisine bir konuyu daha hatırlatmak istiyorum.
***
—Acaba Atatürk Stadı ne olacak Bakan Bey?
—Geldiğinizde onun akıbetini de açıklar mısınız?
 
 
Terör Böyle Önlenir
Almanlar, Dortmund maçında tribünlerde olayan çıkaran, koltukları yakarak alt tribünlerdeki kalabalığa atan, maytap ve meşaleleri sahaya fırlatan Galatasaraylı taraftarlar hakkında “cinayete teşebbüs” suçlamasıyla inceleme başlattı.
Yani, bizim için sıradan olan olayları, Almanlar “cinayet kapsamına” soktu ve soruşturmanın takibini de “Cinayet Masası”na verdi.
Cinayet Masası şimdi 1500 taraftarı tek tek araştırıp haklarında işlem yapacak ve muhtemelen de bizim alışık olmadığımız tarzda ağır cezalar uygulanacak.
***
İşte, gelişmiş Avrupa ile aramızdaki bariz fark budur.
Bizim “olağan” saydığımız şiddet olaylarına “olağanüstü” hassasiyetle yaklaşıp asla taviz vermezler.
“Sıfır tolerans” uygulamasını devreye sokarak, suç işleyenleri en ağır şekilde cezalandırırlar.
Ki, bir daha kimse buna cesaret edemesin.
Benzer durumlarda biz nasıl bir duruş sergiliyoruz peki?
***
—Taş atanları “çocuk” diye geçiştiriyoruz.
—Molotof atanları “suç kapsamına” sokmuyoruz.
—Kentleri yakıp yıkanları “öfkeli gruplar” diye okşuyoruz.
—Stad anarşistlerini “bizim taraftarlar” diye kolluyoruz.
—Elinde silah etrafa ateş edenleri “aklı dengesi bozuk” diye bırakıyoruz.
—Kasten adam öldüreni “tahrik” korumasına alıyoruz. 
***
Sonuçta, herkes yaptığıyla kalıyor, ne doğru düzgün ceza görüyor, ne de işlemler caydırıcı nitelik taşıyor.
Hal böyle olunca da, Türkiye her türlü şiddetin ve terörün en fazla yaşandığı ülkeler arasında zirveye çıkıyor.
Bu kafayla nasıl çıkmasın ki!..
 
 
Taklitle Olsaydı
—Kurtlar Vadisi’nin “Polat Alemdar”ı Necati Şaşmaz, James Bond’un otomobili Aston Martin’i bir türlü kullanamamış, çarpa çarpa pert etmiş.
—Ee.. Çakma James Bond’luk bir yere kadar.. Alışık olmayan artistte, hızlı araba da durmadı tabii!..
 
 
Hala mı Çözemedin
—Fenerbahçeli Emre, “kırmızı kartlık pozisyonlarda ben olduğum için mi hep hedef tahtası seçiliyorum” demiş.
—Pozisyonlarda olduğun için değil, çirkin pozisyonlarda ve çirkin hareketlerde olduğun için seçiliyorsun!..
 
 
Topal Deyip Aldanma
—ABD’de yapılan kongre seçimlerini Cumhuriyetçiler ezici çoğunlukta kazanmış, Obama “topal ördek” olmuş.
—Topal mopal ama.. Bu haliyle bile kodu mu oturtur, ona göre!..
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN