Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Cumhuriyet Bayramı

Yayınlanma Tarihi : 29 - 10 - 2014 : 08:56
Bugün cumhuriyetimizin 91. yılını kutluyoruz. En büyük bayramımızdır...
1955 yılında Mülkiye’de öğrenci idim. Anayasa hocamız merhum Prof. Bahri Savcı “Cumhuriyet” ve “Demokrasi” kavramlarının hangi değerlerde bir bütünlük taşıması gerektiğini anlatırdı.
O tarihte 1924 Anayasası yürürlükteydi. Bu anayasanın, önsözünde, hiçbir maddesinde ve gerekçesinde demokrasi sözcüğü yer almıyordu. Adeta 1924 Anayasası demokrasiyi tanımıyordu.
İktidarda bulunan Demokrat Parti de bu anayasayı çeşitli vesilelerle değiştirmiş olmasına rağmen, demokrasiyi tarif edecek tek bir düzenleme yapmak ihtiyacını duymamıştı.
 
1960 İhtilali’nden sonra hazırlanan 1961 Anayasası Türkiye Cumhuriyeti’ne demokrasi kavramını bir kurum olarak hediye etti. 1961 Anayasası ile demokrasi tarifleri, aynı zamanda devletin nitelikleri konusunda yeni düzenleme ilkeleri getirdi. 
Cumhuriyetin 75. yıldönümünde parlamentoda milletvekiliydim. O dönemdeki bazı siyasi partiler arasında “cumhuriyete” karşı “monarşiyi” isteyen bir kadro vardı. 
Laikliğe karşı hilafeti istiyorlardı. 
 
Önce hilafeti getirmeyi, daha sonra saltanat varislerinden birini tahta çıkarmayı düşünüyorlardı.
“Halkın ülke yönetimiyle ilgili kararları bizzat veya temsilcileri aracılığıyla almasına”, halkın halk tarafından yönetildiği rejim deniliyordu. Bu yanıtlarda cumhuriyet değil, demokrasi anlatılıyordu. 
27 Mayıs İhtilali yapıldığında radyodan okunan İhtilal Tebliği’nde İkinci Cumhuriyet sözcüğü geçiyordu.
1961 Anayasası’nın hazırlandığı sırada, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in hukukun üstünlüğünü kuramadığını ve üretimi artıramadığını, yani tükendiğini ileri sürerek, “İkinci Cumhuriyet” tartışmasını başlatmışlardır.
Çünkü 1924 Anayasası’nda devletin hukuk ve sosyal sorumlulukları net olarak belirtilmemişti. Doğrusu istenirse, “İkinci Cumhuriyet Tartışması” ilk defa 1924 Anayasası yerine sosyal ve ekonomik içerikli 1961 Anayasası’nın yürürlüğe sokulması esnasında ortaya atılmıştı.
Anayasa Komisyonu Sözcüsü olan merhum Prof. Dr. Turan Güneş, Atatürk’ün, “Cumhuriyet ilelebet payidar olacaktır” sözünden esinlenerek, “Türkiye Cumhuriyeti tekdir” dedi ve bu tartışmayı bitirmek istedi.
Ben Atatürk’ün bu sözlerini cumhuriyetin siyasal ve sosyal bünyesinde değişiklik yapılamayacağını değil, bu ülkede saltanatın hiç bir zaman hortlamayacağını ifade etmek istediğini ileri sürdüğüne inanırım. 
1990’lı yıllarda, öncülüğünü Prof. Mehmet Altan’ın yaptığı bir grup aydın, ‘İkinci Cumhuriyet’ kavramını yeniden ortaya attı. Özlemleri, Avrupa Birliği ilkelerine uyum sağlamış, demokrasisini geliştirmiş, gerçekten hukuk devleti haline gelmiş yeni bir cumhuriyet özlemiydi. 
Ancak bu tabir, ‘söz’ olarak yeni değildi. 27 Mayıs’tan sonra, hem anayasada, hem de parlamentoda önemli değişiklikler yapıldığı için, bazı yazarlar, o yeni döneme ‘İkinci Cumhuriyet’ adını vermişlerdi, Hatta bazıları Sunay’a, “İkinci Cumhuriyet’in ikinci cumhurbaşkanı” demişlerdi. 
Ya şimdi cumhuriyetimiz hangi noktada? 
Yaşadığımız son olayları hatırlayın. Elinizi vicdanınıza koyun ve kararınızı verin.
Ama sakın korkmayın, cumhuriyetimiz ebediyen payidar olacaktır.
Unutmayın, Türk ulusunun en büyük erdemi cumhuriyettir... 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Merkel Şemsiyesi
(17 - 02 - 2016)
İZBAN Ar İle İftihar
(16 - 02 - 2016)
PYD ve YPG Sorunu
(15 - 02 - 2016)
Huzur ve Özgürlük
(13 - 02 - 2016)
Bir Nefret Suçu
(12 - 02 - 2016)
Numan Bey’in Yorum Farkı
(10 - 02 - 2016)
Yanlış Fezlekeler
(06 - 02 - 2016)
Kesin İhraç
(05 - 02 - 2016)
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN