Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Alt-Üst Akıl

Yayınlanma Tarihi : 27 - 10 - 2014 : 09:02
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kobani’de yaşanan olayları tahlil ederken, devletlerin siyasi destek emellerini tahlil etti. Özellikle ABD’nin “IŞİD, Kobani’yi alırsa koalisyona karşı zafer kazandım diye düşünür” mantığının yersizliğine (belki de yetersizliğine) dikkat çekti.
Basınımızda bu açıklama, Tayyip Bey’in kendisini savunması olarak algılanıyor. İşin aslında bu yaklaşımın hedefi, yani asıl dikkat çekmek istediği husus, Amerika’nın siyaset tekilciliğini öne çıkarıp eleştirmesidir.
Buna siyasi egoizmi de diyebilirsiniz...
Tayyip Bey, “Kobani’de düşündüğünü neden. İdlib için, Rakka için niye düşünmediğini” sordu. Irak’ın üçte birini işgal ettiği zaman neden vurmadınız diye sorguya çekti.
Tayyip Bey kendisini aldatılmış hissetmekte ve doğal olarak siyaset asabiyeti göstermektedir. Obama’ya söylediklerini anlatarak uyguladığı politikanın Türkiye için isabetlerini gündeme getiriyor.
Diyor ki, Obama’nın görüşmeden sonra Kobani’ye silah ve mühimmat indirmiş olması tasvip edilmez. Bu silahların bir kısmı PYD’nin eline düşerken bir kısmı da IŞİD’in eline düştü.
Buna beceriksizlik olarak değil plansızlık olarak bakılmasını makul bulmadığını ihsas ediyor.
***
Amerika, Kobani’nin kendisi için stratejik önem taşıdığını ileri sürdüğünü söylüyor. Bu iddia karşısında Tayyip Bey’in Kobani’nin asıl Türkiye için çok önemli bir stratejik mahiyet taşıdığını söylüyor ki, akıl kullanarak yorumlarsanız Türkiye’nin haklılığı ortaya çıkar diyor.
Haklı...
Tayyip Bey, Amerika’nın politika uygulamasında isabetli tahliller yapamadığını da ima ediyor.
Örneğin PYD’ye yapılan yardımın tasvip edilemez olduğunu söylüyor.
Burada da haklı...
***
Peki, bu haklılığın yansıması etkin ölçeklerde sağlanıyor mu?
İşte bu nokta net değil...
IŞİD, PYD, PKK, KCK, HDP daha nice sayıda harf kompozisyonlarıyla temsil edilen darmadağınık bir siyaset planlama ve hedefleme stratejisi ortalıkta geziniyor.
Türkiye, bu noktada maalesef dağınıklığın en fazla yaşandığı ülke konumuna düştü.
Tayyip Bey’in seyahat dönüşü yaptığı açıklamalar olayın bütün yönlerini aydınlattığı anlamına gelmiyor.
Bunu, reostalı düğme ile ışığı biraz daha arttırma girişimi olarak yorumlamak düşünülebilir ama bütün yönlerinin aydınlatıldığını söylemek mümkün olmaz.
***
Bu olayı üç değişik ağzın, üç farklı etkinlik ölçeğinde, biraz da gelişi güzel ortamlarda ele aldığını görüyoruz.
Üstelik bu yaklaşımın, çok sayıda ihtilaflı ve acılı olayların geliştiği günlerde çok konuyu aydınlatma gibi genel geçer niyetlerle ele alınarak işlenmesi istenen etkinliği sağlamıyor.
Bir yandan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, sonra Başbakan Davutoğlu ve nihayet Cumhurbaşkanı Erdoğan fırsat düştükçe konuya temas ediyor.
***
Maalesef böyle bir durum yaşıyoruz. Böylece ne olup bittiğini tam anlamıyla takip etmek imkansızlaşıyor.
Konu çok hassas ve karmaşık... Halk meraklı, hatta endişeli...
Bilinmezlik içinde bocalıyor.
Örneğin neden Cumhurbaşkanı, sağına Davutoğlu’nu; soluna Çavuşoğlu’nu alıp bir “İcraatın İçinden” programı ile -ama kimseye sıçramadan- bu konuyu ayrıntılarıyla ulusa seslenmez ki?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Merkel Şemsiyesi
(17 - 02 - 2016)
İZBAN Ar İle İftihar
(16 - 02 - 2016)
PYD ve YPG Sorunu
(15 - 02 - 2016)
Huzur ve Özgürlük
(13 - 02 - 2016)
Bir Nefret Suçu
(12 - 02 - 2016)
Numan Bey’in Yorum Farkı
(10 - 02 - 2016)
Yanlış Fezlekeler
(06 - 02 - 2016)
Kesin İhraç
(05 - 02 - 2016)
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN