Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Sanatla İntikam Alınmaz

Yayınlanma Tarihi : 22 - 10 - 2014 : 14:20
Bundan on altı yıl önce Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO) konserinin sonunda, dönemin Cumhurbaşkanı Demirel sahneye çıkmış iki kolunu iki yana açmıştı. 
Milletini bağrına basar gibi sevinçle ve gururla bir ulusal iftiharı dillendirmişti.
Sahnedeki sanatçıları selamlamıştı. Sonra salona döndü. İzleyicileri ayağa kalkmaya davet etti. Orkestrayı ayakta alkışlattı. Ve asla unutulmayacak bir hüküm cümlesi verdi: “İşte çağdaş Türkiye bu” demişti. 
Bu olayın yaşandığı dönemde, şimdiki Kültür Bakanımız Ömer Çelik muhtemeldir ki, Gazi Üniversitesindeki master çalışmalarını sürdürmekteydi.
Ve yine muhtemeldir ki motosiklet ile ülfetinin yeni başladığı yıllardaydı. Umarım ki Demirel’in, halkın takdirine sunduğu bu ulusal iftihar sadedinden kendine pay çıkarmıştır.
O günün genç master öğrencisi Ömer Çelik, bugünün siyaset dünyasında evrenselliğin en fazla önemsendiği ve tezahür zemininin genişletildiği yönetimin başındadır. Türkiye Cumhuriyetinin Kültür Bakanıdır. 
Bir zamanlar Ayşe Arman’la yaptığı söyleşide “Beni hayatta üç şey uçurur: Puro, aşk ve motor” (yani motosiklet) demişti.     Parantez içi benim ilavemdir.
Bakan Çelik, bir süre önce Devlet Tiyatrosu’na müdahale etmiş, sahnelenen oyunun kaldırılmasını istemişti. Sonuçta, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü istifa etti. Ve oyun sahneden çekildi. Sanat bahsinde bu tür müdahale ilk örnek değildir. 
Nice sosyal demokrat iddialı (ve belki de tabiatlı) başka bakanlar da oyun kaldırtmıştı. Parantez içi benim ilavemdir. Burada işaret etmek istediğim husus, bakanların siyasi meşreplerine göre sanatsal faaliyetlerin talihlerini değiştirdikleri hususu değildir. Elbette ki bu üslup ile bu müdahalelerin sıklığı artmakta ve sahnelerde sanatsal sergilemeler ulusal talihsizliklerimizin yoğunlaşmasına neden olmaktadır.
Son müdahale, artık sergilenen eserin niteliğinden çıkmış, sanatçının kişiliğine yönelen bir bilek güreşine dönmüştür. İşte örnek...
Kültür Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın yıllık çalışma programında yer alan ve Fazıl Say’a ait olan eserlerin programdan çıkarılmasını istedi. CSO ağzını bile açmadan bu talebi onayladı. Ankaralılar, “İstanbul Senfonisi, Su Piyano Konçertosu ve Yunus’un Sırtındaki Çocuk-Hermiyas”ı dinleyemeyecekler. 
Bu müdahale, sergilenecek olan performansın siyasal içeriği ile ilgili olmadığından buna sansür demek, biraz hoşgörü sınırını maksatlı olarak genişletmek anlamına gelir.
Bu müdahale belli ki, ünlü piyanistimiz Fazıl Say’a uygulanan ambargolara bir yenisinin daha eklenmesidir. Kültür Bakanlığı, Fazıl Say’ın eserlerinin CSO programında yer almasını istemediğinden iki yol önermiş.
Birincisinde “Fazıl Say’ın eserlerini programdan çıkarın” demişler.
İkincisinde, “Eğer çıkarmazsanız programı onaylamayız” demişler.
Haydi, bakalım bu yaklaşımı nasıl yorumlayacaksınız?
 
Sonuç, başlangıçta belliydi: Fazıl Sayın eserleri programdan çıkarıldı ve Kültür Bakanlığı da programı onayladı.
Konserleri Rengim Bey yönetecekmiş...
 
Unutmayalım: Kültür Bakanlığımız iki kanatlı bir “anka”dır. İkinci kanadında da Turizm Bakanlığımızı uçuruyoruz.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Merkel Şemsiyesi
(17 - 02 - 2016)
İZBAN Ar İle İftihar
(16 - 02 - 2016)
PYD ve YPG Sorunu
(15 - 02 - 2016)
Huzur ve Özgürlük
(13 - 02 - 2016)
Bir Nefret Suçu
(12 - 02 - 2016)
Numan Bey’in Yorum Farkı
(10 - 02 - 2016)
Yanlış Fezlekeler
(06 - 02 - 2016)
Kesin İhraç
(05 - 02 - 2016)
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN