Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Muhalefeti de Dinlemeli...

Yayınlanma Tarihi : 11 - 10 - 2014 : 09:26
“Güzel ve talihsiz ülkemiz” zor günler yaşıyor... “Zor günlerden geçiyor” diyemeyeceğim, çünkü “en yetkililer” konuştukça, olaylara teşhis koymak yerine “misliyle bastırma” söylemini tercih ettikçe, “içine sürüklendiğimiz anarşi ortamından kısa sürede kurtulacağımız” konusunda umutsuzluğa kapılıyorum.
Haber televizyonları, açık oturum üzerine açık oturum düzenliyor... Katılımcılar arasında, iktidar kanadı hariç herkes var ve tabiri caizse her kafadan bir ses çıkıyor.
Bunlar arasında elbet de aklı başında sözler söylüyor, önerilerde bulunuyor. Ama, o açık oturumlarda karar vericilerden ve uygulayıcılardan kimse yok. 
Onların yerine, sadece 50-60 bin trajlı “yandaş gazeteler”in yazarları var...
Öylesine şartlanmışlar ki; hükümet kanadından ne gelirse, ne yapılırsa kayıtsız şartsız savunucular, muhalefet kanadından ne gelirse gelsin kayıtsız şartsız reddetme pozisyonundalar; “İyiyi ve uygun olanı sadece hükümetimiz düşünür, uygulamaya koyar, gerisine de sessiz sedasız izlemek, gerekirse katlanmak düşer... Bunun dışındaki her her öneri, her görüş, her teşhis, mutlaka çatlak ses”tir...
Oysa, bu ülkenin aklı başında insanları, yıllardır ülke insanları arasında derin bölünmeler tehlikesine dikkat çekmekte, kanunun sorumluluk altındaki siyasileri, vicdani sorumluluğa davet etmekte, “sivri dil-söylenmeyecekleri söylemenin” yıkıcı sonuçlarına dikkat çekmektedir.
Maalesef artık, sağ duyu, akıl-mantık ve kültür sahiplerinin dikkat çektiği noktadayız.
Olaylara derinliğine teshis koymak, terbirler almak durumundaki yetkililer, hala yanlarında hissettikleri yüzde 50’ye karşı, çeşitli partilere oy vermiş yüzde 50’yi dışlama, küçümseme, işe yaramaz ilan etme gayreti içindedir.
 
Suriye Halkını “Kurtaralım” Derken...
 
Örneğin hükümetin zirvesinden gelen şu cümlenin ne yeridir, ne zamanıdır; 
O (CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu) gece tatlı rüyalar görürken, biz sabaha kadar toplantı halindeydik...”
Eğer bu sözlerin söyleniş amacı, hükümet kanadının sıklıkla baş vurduğu bir “algı yönetimi”nin eseriyse; biz bu söylemi, özgür düşünebilen vatanseverler olarak şiddetle reddediyoruz ve içine sürüklendiğimiz şu ortamda “son derece yersiz, zamansız bir dil kullanımı” olarak değerlendiriyoruz.
“Suriye halkına demokrasi getirmek” uğruna burnumuzun dibinde yuvalandırılmış dünyanın en kanlı terör örgütleri için söylenmiş ve söylenecek lafların bir benzerinin, ülkenin demokratik muhalefet kanadını yönetici ve mensuplarına söylenmiş olması, “başımıza gelmiş beladan kurtulma gayretleri”nin samimiyetine gölge düşürecek cinstendir. 
İnsanları daha fazla “ayrıştırma”nın ta kendisidir.
 
“Kobani’yi Dektek” Bahane...
 
Eylemle sırasında, sadece bize değil, dünyaya mal olmuş gerek lider Atatürk’ün heykellerinin tahrip edilmiş olmasını, her şeyi yakıp yıkmak üzere sokağa dökülmüş teröristlerin basit bir eylem içinde olmadıkları gibi bir gerçeği de ortaya koymakta, “ülke insanını birbirine kırdırma planının bir parçası” olarak önümüzde durmaktadır. 
Sadece bir gecede bu kadar anarşistin yurdun dört bir yanında bir araya gelip bu kadar tahribata yol açmış olması, sadece “Işid militanlarının Kürt Kasabası Kobani’yi işgale teşebbüs etmesi ve Türkiye’nin buna seyirci kalması” gibi sıradan bir sebeple izah edilemez.
Dilerim; İktidar kanadı “sadece biz biliriz, en iyisini biz düşünür, biz yaparız” anlayışını bir an önce terk eder, ülkenin diğer yarısı olan muhalefet partilerini de, böylesine milli bir sorun karşısında yanlarına çekme yoluna girer...
Çevremizde ve dünyada bu kadar “Türkiye’nin felaketi için el ovuşturan” varken...
O halde, iktidarıyla, muhalefetiyle birlik zamanıdır...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN