Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


İlk Kurşunu Kim Sıkar? Bence Çerçioğlu Sıkar

Yayınlanma Tarihi : 01 - 10 - 2014 : 09:18
Türkiye Kamu Çalışanları Vakfı Aydın Şubesi şahane bir çalışma yapmaya niyetlendi.
Neydi o niyet?
Türkçe Dil Bayramı nedeniyle Türkçe tabela kullanan işyerlerine çeşitli hediyeler vermekti.
Mesela..
 
Türk Bayrağı dağıtılacaktı.
Atatürk’ün “Türk milletindenim diyen insan her şeyden önce ve mutlaka Türkçe konuşmalı” sözleri bulunan sertifikalar armağan edilecekti.
Karamanoğlu Mehmet Bey’in “Bugünden sonra divanda, dergahta, bargahta, mecliste ve meydanda Türkçe’den başka dil kullanılmayacaktır” ifadesinin yer aldığı yazılar sunulacaktı.
 
Etkinlik için güzel söylem de bulundu:
 
Türkçe sev, Türkçe düşün, Türkçe konuş, ümidin Türkçe olsun..” 
 
Bu heveslerle Aydın caddelerine daldılar.
Türkçe tabela taşıyan işyerlerini aramaya başladılar.
Fakat ne acıdır ki, koskoca Aydın’da Türkçe tabelalı 82 işyeri bile bulamadılar.
Hürriyet Ege’de dün Cem Ulucan’ın imzasıyla yayınlanan habere göre, Başkan Bilge Ozan ile üyeler dağıtmak için hazırlattıkları 82 bayrak ile sertifikaların bir kısmını Adnan Menderes Bulvarı’ndaki seyyar satıcılara ve karşılaştıkları Türkçe isimli apartman sakinlerine verdiler.
 
İşyerlerine Türkçe isim vermeyip, yerine yabancı kelimeleri tercih etmek, Türkiye’de senelerdir bir akım..
Türkçe isim koymak neredeyse yadırganıyor.
Zihniyet böyle gelişince, vardığımız noktaya şaşırmamak gerekir.
Bu büyük ayıp sadece Aydın’a değil, ülkenin her köşesine yayılmış durumda.
Çözüm için de tek çare, belediye başkanlarının masaya yumruklarını vurmaları..
Yetkileri nedir, değildir bilemem ama isteseler mutlaka bir yol bulurlar.
Hatta Aydın Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu ilk adımı atabilir, ilk kurşunu sıkabilir ve bu alanda Türkiye’ye örnek olabilir.
Ne dersiniz Özlem Hanım..
Var mısınız?
 
Bu notlara ‘sıradan hata’ diyen çarpılır
Geçtiğimiz günlerde yazmıştım.
Türkiye genelinde 7 bine yakın okul müdürünün görevine son verildi.
Niye? Çünkü, Milli Eğitim bu sene müdürler için de not sistemi uygulattı.
Belirli bir notun altında kalan müdürlerin görevlerine son verildi.
Peki, sistem adaletli işledi mi?
Şu ana kadar eğitim camiasından daha tek kişiden sistemin adaletli olduğu hakkında bir yorum duymadım.
Herkes ama herkes isyanda..
İsyanın sebepleri de ortada..
 
Notlarda ve yapılan değerlendirmelerdeki çarpıklıklar, hayali puanlar, gerçek notların ciddiye alınmaması..
Okul aile birliği başkanları, öğretmenler ve öğrenci meclis başkanlarının okul yöneticileri için verdiği puanların önemsenmemesi..
25-30 yıllık okul müdürlerinin bilgi, beceri ve kıdemlerinin hiçe sayılması..
 
Bugün manşetimizden verdiğimiz haber, isyan edenleri ve gerekçelerini haklı çıkarıyor.
Bir ilkokulun müdürü, kendisine düşük puan vererek koltuğunu kaybetmesine neden olan İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü’nün yanına gidiyor.
Kendisini bir okulun öğretmeni diye tanıtıyor.
Şube Müdürü’nün kendisini hiç tanımadığını görüyor ve bunu da kanıtlıyor. Onun üzerine gerçek kimliğini açıklayıp, “Beni madem hiç tanımıyorsunuz, niye düşük puan verdiniz de işimden ettiniz” diye soruyor.
“Kem, küm” dışında cevap gelmiyor tabii..
Oysa, müdüre okul aile birliği ve öğretmenleri tam puan vermişti. Kendisini tanımayan Şube Müdürü’nün düşük puanlarıyla işini kaybetmişti.
 
Şimdi söyleyin bakalım..
Burada adalet, hakkaniyet, dürüstlük var mı?
Yapılanlar sadece “hata olmuş” diye geçiştirilebilir mi?
 
Olmaz olmaz demeyin..
Burası Türkiye, olur..
Aynı iş yerinde biri gündüz biri gece çalışan baba oğul, vardiya değişimi sırasında yolda sert bir virajda karşılaştılar. Baba mobiletiyle işten dönüyor, oğlu ise işe gidiyordu. Birbirlerini görünce selam vermek isterken çarpışıp aynı anda öldüler.
Adapazarı’nda alkollü halde TEM otoyolunda giden araçtaki beş kişi; radyoda çalmaya başlayan hareketli bir şarkı sonrası arabayı kenara çekerek göbek atmaya başladılar. 5 kişiden 3’ü farklı arabaların çarpması sonucu hayatını kaybetti.
Erzurumlu berber, müşterisine tıraştan sonra masaj yaparken, rahatlatır düşüncesiyle boynu aniden sağa sola çevirince, müşterinin boynunu kırdı ve koltukta can vermesine neden oldu.
Otoyolda giden bir motosikletli, rüzgar girmesin diye ceketini ters giydi. Bir süre sonra kaza geçirdi. Yardımsever vatandaşlarımız adamın boynunun kırıldığını düşünerek, boynunu ters çevirdiler. Motosikletli olay yerinde can verdi.
İstanbul Sultanbeyli’de, midesine kaçan sineği öldürmek için ağzına oldukça etkili bir sinek ilacı sıkan adam, zehirlenerek hayatını kaybetti.
Ve önceki gece meydana gelen son olay..
İstanbul metrosunun vagonunu delen demir çubuk, gece mesaisinden dönen yolcunun kalçasını delip geçti.
Bazı gazeteler metrodaki bu kazayı “yok böyle bir kaza”, “olmaz böyle şey” başlıklarıyla verdiler.
Yanlış yorumlama..
Çünkü burası Türkiye, böyle üzücü ve daha kötü kazalar her zaman oluyor.
Sorumsuzluğun ciddiyetsizliğin, bilgisizliğin, dikkatsizliğin bu kadar yüksek düzeyde olduğu bir ülkede, bu tür çarpıklıklardan kurtulmak çok zordur, hatta imkansızdır.
 
 
Başbakan’ı Meclis Bile Dinlemezse
Başbakan Davutoğlu geçen hafta kamuda israf yaşandığını ve kiralık araçlara üst sınır konulmasını istedi.
Ama gelin görün ki, Meclis bu uyarıya rağmen sıfır modelleriyle yenileyeceği kiralık araçları daha bir lüks sınıftan almaya karar verdi.
Bu karar, Meclis’in makam aracı giderini de ikiye katlayıp, 3.9 milyon liraya (eski parayla 3 trilyon 900 milyar lira) çıkaracak.
 
Yani Meclis, Başbakan’ın uyarısını takmıyor, onu dinlemiyor.
Neden acaba?
Yoksa, onlar da asıl patronun başka biri olduğunu mu düşünüyorlar!..
 
Bir de Bu Sınır Var
Türkiye’de açlık ve yoksulluk sınırı yüzde 15 artmış, gelişmeler sıkıntı vericiymiş.
Türkiye’nin bütün sınırları perişanken, açlık sınırının durumunu kimse takmaz bugünlerde!..
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN