Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


İzmir Cup’taki 11 Vuruş

Yayınlanma Tarihi : 26 - 09 - 2014 : 09:27
Teniste “Uluslararası İzmir Kupası” veya özgün adıyla “İzmir Cup” bu sene geçen yıllardaki organizasyonlara göre çok daha başarılı geçti.
Peki, ne oldu da bu sefer böyle bir gelişme yaşandı?
Kim nereye dokundu da, bu yıl yedincisi düzenlenen şampiyonada her şey daha farklı oldu?
Hangi kurumlar elini uzattı da, gözle görülür sıçrama gerçekleşti? 
Olup bitenleri sıralamak gerekirse, işin özeti şudur:
***
1- İzmir Cup’ın şehrin markası haline dönüşebilmesi için, kamu ve özel kurumlarda fikir birliği oluştu.
2- Organizasyonun kurumsallaşması için ilgili organlar hiç komplekssiz işbirliğine gitti.
3- Tenisin büyük dostu Türk Ekonomi Bankası (TEB) şampiyonanın ana sponsorluğunu üstlendi.
4- Turnuvanın adı TEB İzmir Cup olarak değişti.
5- Profesyonel Tenis Birliği (ATP) turnuvanın derecesini yükselterek ödül miktarını 106 bin 500 Euro’ya çıkardı.
6- Dünya sıralamasında ilk 100 içerisinden tenisçiler de kupaya katıldı.
7- Örnekköy Uluslararası Tenis Eğitim Merkezi’nin kortları ve tribünleri, turnuvanın 74 maçı için yenilendi.
8- Başta Büyükşehir Belediyesi olmak üzere, Karşıyaka, Balçova, Buca ve Konak belediyeleri bilgilendirme, ulaşım, tanıtım konularında çok önemli destekler sağladı.
9- Turnuvanın diğer ihtiyaçları için yardımcı sponsorlar Coca Cola, Pınar Su, Özsüt, CNS Shop, İrme Elektrik, Coşkun Güner, Acıbadem, Wilson ve ABC Tekstil’den katkılar geldi.
10- İzmir’deki bütün tenis kulüpleri şampiyona için seferber oldu.
11- Medya kurumlarıyla irtibata geçildi, kupanın daha iyi tanıtılması ve duyurulması sağlandı.
***
Yani anlayacağınız..
Bu yılki başarının altında İzmir’in güçbirliği var, yürek birliği var, dinamiklerinin harekete geçmesi var, hedefe odaklanmak var.
Eksik olmadı mı peki?
Olmaz mı hiç..
Onları da gelecek şampiyonada ortadan kaldırmaya çalışacağız elbet..
 
 
Bir Yıl Daha Ölmemeleri Gerekiyor
Soma’da 301 işçinin ölümüne neden olan faciadan sonra, madenlerdeki iş güvenliği için gecikmeli de olsa bazı düzenlemeler yapıldı.
Buna göre..
***
— İşverenler madenlerdeki acil durum planına uygun olarak tüm çalışanların sağlıklı ve güvenli şekilde tahliyesini sağlamakla yükümlü olacaklar.
— Her madenciye 30 dakika kullanım süresi olan oksijen maskesi verecekler.
— Her madene oksijen maskesi değişim istasyonu kuracaklar.
— Belli mesafelerde basınçlı hava teneffüs istasyonları oluşturacaklar.
— Bunları acil kaçış planlarında göstermek zorunda bırakılacaklar.
***
Yeni kararlar güzel, iş güvenliğini biraz daha arttırıcı nitelikte.
Ama, en ciddi atılım yine olmadı.
Yeraltında ölümleri önlemede en etkili yollardan biri olan yaşam odalarına ilişkin düzenleme “masraflı” diye yapılmadı.
Bir de şu var..
İşçiler bir yıl daha ölmemek mecburiyetindeler.
Çünkü, alınan yeni tedbir kararları bir yıl sonra yürürlüğe girecek.
O zamana kadar her şey “eski tas-eski hamam” yani, ona göre!..
 
Almanlar’la Toplantıya Gitmemem, Sağlığım Açısından Çok İyi Oldu
Davet edildim, ama işlerden fırsat bulup gidemedim.
Oysa, İstanbul’daki bu ilginç toplantıya katılmayı çok isterdim.
2014 Türk-Alman Araştırma, Eğitim ve İnovasyon Yılı kapsamında önceki gün Türk-Alman Günleri düzenlendi.
Bir gün boyunca süren konferanslara, Türkiye’nin ve Almanya’nın gelen araştırma enstitüleri, şirketleri ve proje sponsorları geldi.
Teknik olarak pek çok konu gündeme getirildi, ama onlarla ilgim yok, anlamam da zaten.
Benim merakım, Türk ve Alman uzmanların anlatacakları “Geleceğin Şehirleri” görüşmesiydi.
Mesela..
***
— Türkiye, en büyük problemi olan şehircilik anlayışında senelerdir bir gram ilerleyemezken, “Geleceğin Şehirleri”ni yaratmaya çalışanlarla nasıl bir bağ kuruyor, onu kavramak isterdim.
— Bizim “Geleceğin Şehirleri” planımız nedir, bilmeyi arzu ederdim.
***
Ancak olmadı, hiç birini öğrenemedim.
Belki de toplantıya gitmemem isabet olmuştur.
Almanlar’ın gelecek için düşüncelerini ve yapacaklarını duydukça, bir de kendi halimize baktıkça, İstanbul’dan kahırlar içinde dönerdim herhalde!..
Zaten bırakalım “Geleceğin Şehirleri”ni tasarlamayı filan da, yarınki yağmurlarda ne yapacağız, asıl ona bakalım!..
 
Özlediklerimize Bak...
Türkler, yurt dışı seyahatlerinde en çok şunları özlüyorlarmış:
***
1- Yemeklerin yanında ekmek tüketmek..
2- Türkiye’nin iklimi..
3- Geç yenilen akşam yemekleri..
4- Türk dizileri ve TV programları..
5- Futbol maçları..
***
İyi, tamam da..
Benim bildiğim..
***
— Yurt dışına kafa dinlemek..
— Ülkenin gürültü-patırtısından kopmak..
— Dizi bombardımanından sıyrılmak..
— Televizyonlardaki seviyesiz programlarından kurtulmak..
— Futbolun çirkinliklerinden kaçmak..
— Farklı yerler, tatlar, insanlar, mekanlar, iklimler görmek için gidilir.
Bu duyguları taşımayanlar niye yurt dışı seyahatine çıkıyorlar ki?
 
 
Korsanın Hayırlısı
—Bilgisayar korsanlarının (hackerler) hedefinde olan Amerikalı model Amber Rose, çıplak fotoğraflarını onlardan önce yayınlamış.
—Bütün hacker’ler kötü değil, aralarında faydalı olanlar da var diye derdim hep.. İşte size kanıtı!..
 
Kurbanla Mukayese
—Kurbanlık danaların 5 bin liradan fazla olduğunu gören şarkıcı İrem Derici, “Ulan ben o kadar etmem” demiş.
—Kendinize o kadar da haksızlık yapmayın canım.. Siz de nerden baksanız bir koç edersiniz herhalde!..
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN