Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Kalkınma Ajansı Değil ki.. Çakma KOSGEB Onlar..

Yayınlanma Tarihi : 18 - 09 - 2014 : 09:00
 
Kruvaziyer turizminin gelişmesi için İzmir Ticaret Odası Başkanı Ekrem Demirtaş’tan başka uğraşan yok.
En fazla çabalayan, bir gemi daha getirebilme için gayret gösteren, fuarlara katılan, firmaları davet eden tek o..
Son olarak Barcelona’daki fuara giderek, kente yeni fırsatlar yaratma, yeni müşteriler kazandırma girişiminde bulundu.
Oysa böyle mi olmalı?
Ticaret Odası ve ara ara potaya girip çıkan Deniz Ticaret Odası yalnız mı bırakılmalı?
Mesela İzmir’in anlı şanlı Kalkınma Ajansı nerede?
Demirtaş’ın anlattığına göre, fuara Mersin ile Trabzon Kalkınma Ajansları gitmişler, ama İzmir yok.
Neden?
Nedenini söyleyeyim.
***
Çünkü, bizim Kalkınma Ajansı daha en baştan yanlış felsefeyle kuruldu.
Normalde Kalkınma Ajansı’nın en önemli ve asli görevi, temsil ettiği bölgeye yatırımcı çekmektir.
Başka kentlerden olsun, başka ülkelerden olsun, yerel ve yabancı fark etmez, onları kente getirtebilmek, onlara buralarda fabrikalar kurdurmak, iş yaptırmak, işbirliğine imkan sağlamak, yeni yatırımlar kazandırmak için çalışır.
Onlar adına her türlü bürokratik işlemleri kolayca halleder.
Görevi budur.
 
Fakat bizimki ne yapıyor ve bugüne kadar ne yaptı?
Yaptığı şu..
***
Küçük yerel girişimciye para verdi, yerel bazı kurumlara destek sağladı, kimilerini kursa gönderdi, kimilerine eğitim olanağı verdi falan filan..
Bir çakma KOSGEB (Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı) gibi görünmekten öteye geçemedi.
Yani, asli görevinin tamamen dışında, alakasız işlerle uğraştı, yerel bazda çalışmalara takılı kaldı.
Halbuki, kuruluş amacı bu değildi, felsefesi tamamen farklıydı.
İzmir dışındaki girişimcileri, yatırımcıları kente ve bölgeye getirecek, buraları kalkındıracaktı.
Ama bunu yapmayı bir türlü öğrenemedi, kavrayamadı.
***
O yüzden Ekrem Bey hiç üzülmesin.
Başkalarını dünya çapındaki iş fuarlarında görebilir, ama İzmir Kalkınma Ajansı’nı göremez.
Çünkü onlar yerel ve küçük işlerle günlerini geçiriyorlar, uluslararası çalışmalarla ilgilenmiyorlar!..
 
 
Karşıyaka 
bugün Türkiye’yi zıplatacak
 
Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar bugün harika bir açıklama yapacak.
Sabah düzenleyeceği basın toplantısına ben de katılacağım.
Eğitimle ilgili bir konudan bahsedecek.
Anlatacaklarını biliyorum, fakat kendisinin kamuoyuna duyurmasını beklediğim için ne olduğunu yazmıyorum.
Ancak şu kadarını söyleyebilirim.
***
Başkan Akpınar’ın “Karşıyaka’nın Filizlerini Geleceğe Hazırlıyoruz” projesi Türkiye’ye örnek olacak nitelikte..
Belediyenin başlatacağı bu uygulamayı diğerleri de anında kopyalayıp, bölgelerinde hayata geçirebilirler.
Hem kolay, hem ülkeye çok yararlı bir proje..
***
Nitekim, açıklamanın önemini bilen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da bu sabahki toplantıya görüntülü mesajla katılıp, Karşıyaka Başkanı’nı kutlayacak.
Yarın vereceğimiz haberi okuyunca, eminim projeyi siz de takdir edeceksiniz.
 
Acaba ben başka 
maç mı izledim
 
Önceki gece ya ben başka maç izledim ya da İstanbul basını..
Dün spor sayfalarında atılan başlıkları görünce şaşırdım kaldım çünkü..
Galatasaray-Anderlecht maçından bahsediyorlardı ama “sahanın yıldızı, maçın kahramanı” olarak son dakika golünü atan santrfor Burak’ı gösteriyorlardı.
Hatta bazıları başlıklarını bile Burak’ın üzerine kurmuştu.
***
Oysa Burak, bırakın maçın kahramanı, maçın yıldızı olmayı, top toplayıcı bile olamazdı dün gece!..
Yakaladığı çok net pozisyonları acemice harcadığı gibi, her hareketiyle döküldü, futbola yeni başlıyormuş gibi dolanıp durdu.
Attığı gole de bakmayın.
Savunma oyuncusu Chedjou sol kanattan öyle güzel top taşıdı, ona öyle güzel bir pas çıkardı ki, artık bunu da atmaması facia olurdu.
O yüzden atana değil, attırana bakmak lazım.
Ve yine o yüzden, maçın kahramanı, maçın yıldızı Burak filan değil, eğer olacaksa golü tek başına yaratan Chedjou’dur.
***
Bu çabayı görmeyen ya da görmezden gelen İstanbul basınını çok yadırgadım doğrusu..
Kaldı ki, sadece tribünleri gözleselerdi bile doğru değerlendirmeyi yakalayabilirlerdi.
Golü atan Burak hem maç boyunca, hem maçtan sonra ıslıklandı, Chedjou ise ayakta alkışlandı.
Ama kapalı gözler bunu fark edemedi tabii ki..
 
Bedia Muvahhit ve İzmir
 
İzmir’in “ilk”lerini sunmaya devam ediyorum.
Bugün, kültür ve eğitim alanındaki ilk’ler var.
***
—Batı uygarlığının ilk anıtsal yazın eseri İlayda, İ.Ö. 750-700 arasında Homeros tarafından İzmir’de yaratıldı.
—Türkiye’nin ilk akademisi 1826’da İzmir’de Fransız Konsolosu’nun girişimiyle açıldı.
—İlk Türk meslek okulu Halil Rıfat Paşa tarafından Hamidiye Mekteb-i Sanayii adı ile kuruldu.
—İlk rüştiye 1858’de 54 öğrenci ile açıldı.
—İlk kütüphaneyi Giritli Ali Rafet Efendi kurdu.
—İon mimarlık düzeni ve onun ilk şekli Aiol düzeni İzmir’de ortaya çıktı.
—Dünyanın tümü mermerden yapılan ilk tapınağı Efes’te inşa edildi.
—“Vatan yahut Silistre” oyunu 1908’de ilk kez İzmir’de oynandı.
—İlk Türk tiyatro topluluğu Sahn-i Bedayi 1911’de İzmir’de kuruldu.
—İlk Türk kadın sanatçı Bedia Muvahitt, Mustafa Kemal’in önünde ilk oyununu 1923’te İzmir’de gerçekleştirdi.
***
Bir sonraki yazımda, İzmir’in basın alanındaki “ilk”lerini ele alacağım.
 
Kabak travması
 
—Kayseri’de yetiştirilen 18 kilo 300 gramlık kabağı gören vatandaşlar şaşırmışlar.
—Aynı vatandaşlar 17.3 kiloluk kabağı görünce şaşırmıyorlar da, 18’i görünce ne oluyor da şaşırıyorlar? Ben de buna şaşırıyorum!..
 
Ona kimse dayanamaz
 
—Emniyet Müdürlüğü’nün kurduğu Düğün Ekipleri, gürültülü düğünleri basıp müdahale ediyorlarmış.
— Etmesine etmişlerdir ama, öncesinde mutlaka “Abe Kaynana” ile bir iki döktürmüşlerdir!..
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN