Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Yukarıdan Bakan CHP

Yayınlanma Tarihi : 15 - 09 - 2014 : 09:00
Siyasette sözün etkinliği, “sıcağı sıcağına”dır. Soğutursanız, söz etkinliğini kaybeder; mana cıvıklaşır... Sözün sıcağı yerindeyken, hitabetten beklenen etkinlik, işaret edilen konulardaki niteliktir. Buna isabet denir.
Bu isabet yoksa, anlatılanlar hava cıvadır... Çünkü yurttaşın (seçmenin) siyasetçilerden doğru cevap almak isteği ve hakkı vardır... Ve bu durum, siyasetçiye doğruyu söylemek mecburiyeti yükler... Siyasette “karşılıklı irade tesisi” denilen şey budur...
Bu teati, basit bir zaman belirlemesi değildir. Aynı zamanda siyasi yargıların yerinde ve kıvamında olmasını zorunlu kılar.
***
Kılıçdaroğlu Parti Meclisi konuşmasında yeni üyelere “halka yukarıdan bakmayın” diyor... Bugüne kadar hiçbir CHP lideri bu açık ve sert bir ihtar cümlesiyle parti meclisinin kulağını çekmemiştir. Şimdi bekleyeceğiz ve bu sözün tesirinin ne olacağını göreceğiz. Çok umutlu olduğumu söyleyemem.
***
Kılıçdaroğlu PM konuşmasında, Faruk Çelik için çok özel bir uygulama denedi. Açıkça muhatap alarak suçladı. Bunu yaparken, kendisinin bu konuda daha önce kullandığı ifadelere yer verdi. Şimdi beklenen nedir?
Beklenen şöyle olmalıydı: Faruk Çelik de aynı etkin ifade biçimiyle Kemal Bey’e cevap vermeliydi.
Hayır, öyle olmadı: Kemal Bey, Faruk Çelik’in madenlerde yaşam odası kurulması hakkındaki teklifin reddedilmesi için oy kullandığını söyledi.
Faruk Bey’in verdiği cevap çok ilginç: Diyor ki, “dört defa seçim kaybetmiş birisi aynaya bakarak hemen makamından istifa etmelidir...”
Bu cevap modelinin, siyasette önem taşıyan hitabet ve isabet bahislerine ne kadar ters düştüğünü görebiliyor musunuz?
Buna, “Men çizem, taburem çize...” denir. Yani, ben ne diyorum, tanburum ne diyor...
Yani “hitabette tenakuz varsa, mana abestir...”
(Bir de kendi fikrimi ekleyeyim; hatta bu durum, “hicap” yaratır...)
***
Bu örnek, Türkiye’de hemen her siyaset vesilesinde rastlanan yanlışlıktır.
Buna “ipten alıp sapa gitmek” diyoruz. Son yıllarda sıklıkla karşılaştığımız siyasetçi ayıbı işte böyle başlıyor.
Oysa şu anda Türkiye, maalesef bu tarz ayıbın adeta batağına saplanmış durumda...
Unutmayınız ki siyasette her ihmal, bir büyük zaafın kapısını açar...
***
Şaşırdığım bir nokta var: Kemal Bey konuşurken Parti Meclisi üyelerinde hayret verici bir sessizlik hâkimdi.
Düşündüm, acaba hepsi birden, aynı ölçekte etkilendiler ve kendilerinden geçerek, bir sükûnet seansı mı yaşadılar; yoksa dayanılmaz bir uykusuzluk halleri mi vardı?
Bir siyasi partinin nihai karar meclisinde, eğer genel başkan konuşuyorsa, onun sözü askıya alınamaz...
Gazetelere baktım. Genel Başkan’ın söylediklerinin önemini tekrarlayan, yorumlayan, açıklayan hiçbir parti yetkilisine rastlamadım.
Oysa bütün televizyonlarda Kemal Bey’in PM konuşması yorumlanmalıydı.
Çünkü siyasette mana, tekrar ile pekişir...
Bakalım genel başkan yardımcıları belirlenince iş değişecek mi?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Merkel Şemsiyesi
(17 - 02 - 2016)
İZBAN Ar İle İftihar
(16 - 02 - 2016)
PYD ve YPG Sorunu
(15 - 02 - 2016)
Huzur ve Özgürlük
(13 - 02 - 2016)
Bir Nefret Suçu
(12 - 02 - 2016)
Numan Bey’in Yorum Farkı
(10 - 02 - 2016)
Yanlış Fezlekeler
(06 - 02 - 2016)
Kesin İhraç
(05 - 02 - 2016)
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN