Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Çeşme’nin Gürültüsü, Ankara’dan Duyulmaz...

Yayınlanma Tarihi : 03 - 09 - 2014 : 09:14
Çeşme’de bazı eğlence mekanları, sabahlara kadar çaldıkları yüksek dozlu müzikle, yazlıkçılara ve yerli halka uykuyu haram ederken, çaresiz halk, yaşadıkları soruna çözüm için adeta kapı kapı dolaşmaya başladı. Tatil kentinde yaşanan “gürültü ararşisi”nden ben de dahil bir çok kimse belediyeyi sorumlu tutarken, Başkan Muhittin Dalgıç’tan acı bir açıklama geldi; Yetkimiz yok, çünkü olay yasa ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın sorumluluğu altına verilmiş durumda...
 
Ankara’nın, yerel yönetimleri tüm yetkilerine adeta “burnunu sokmuş olması”nın bir başka boyutu da, böylece ortaya çıkmış oluyor. Bu yaşıma kadar çok şeye tanık olduk, çok hükümet gördük ama, bu kadar “yönetme meraklısı-yetki heveslisi” bir hükümete daha rastlamadım.
 
Tüm medeni ülkelerde her geçen gün, yerel yönetimlerin üzerine trafik denetiminden eğitime kadar yetki üzerine yetki bindirilirken, yerinden yönetim ilkeleri köklendirilirken, bizde yerel yönetimlerin yetkileri kısıtlana kısıtlana, yerel halkın birebir oylarıyla seçilen belediye başkanları ve belediye meclisleri -tabirimi hoş görsünler- “bostan korkuluğu”na döndürüldü.
 
Oldu olacak, şu yerel yönetim seçimlerini de kaldırıp, belediyeleri de birer “müdürlük” haline getirsinler, vatandaşı da bir seçim derdinden kurtarsınlar.
 
Ancak, Çeşme Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç’ın, ilçe sınırları içindeki gürültü anarşisi mağduru insanların isyan noktasına gelen şikayeti konusunda “yetkimiz yok”, ya da “kanunların yeniden düzenlenmesi gerek” gibi pasif bir yaklaşım sergilemesi, vatandaşa çeşitli şikayet adresleri göstermesi kabullenilebilir cinsten değildir.
 
Eğer gürültü mağduru vatandaşların haklılığını kabul ediyorsa, deneyimli bir belediye başkanı olarak, görev ve yetkilerini tekrar incelediğinde, bu konuda yapacak çok şey olduğunu göreceğine inanıyorum. Tıkandığı noktada da, Valilik’in, Çevre İl Müdürlüğü’nün, Emniyet’in bu konuda harekete geçmesi için girişimlerde bulunabilir.
 
CHP’li Yüksel’in “Nafile Çağrı”sı...
CHP İzmir Milletvekili Alaaddin Yüksel’in “İzmirliler’in hükümetçe ve vali marifetiyle el konulan mallarına sahip çıkma” girişimlerine sonuna kadar katılıyorum. Hatta aynı cümleler içinde yer alan “İzmir’in mallarına sahip çıkamıyorsak, yuh olsun bize” yaklaşımına da katılarak bu konuda düzenlenecek her türlü yasal eylem ve yürüyüşe katılacağımı peşinen ilan ediyorum.
Ancak Sayın Yüksel’in “İzmir’in bu haklı davasında, İktidar Partisi’nin İzmir milletvekillerinin de İzmir’den yana taraf olması, bu konuda birlikte mücadele çağrısı”, ne yazık ki, nafile bir şöylemden öte bir anlam yükleyemiyorum.
Çünkü bu kanadın, bu güne kadar isimlerinin önünde sıfatını taşıdıkları bu kent adına hiç bir şey yapmadıklarını, hükümet vaatlerinin hiçbirinin takipçisi olmadıklarını, yarım inşaatlarının bile önünden geçmediklerini, tüm mesailerini sadece “kendilerinden yapamadıkları” İzmir
 
İyi Niyetli Bir Siyasi Fantezi...
Büyükşehir belediyesi yönetiminin, doğrularından bile yanlış çıkarmaya programlanmış olduklarını, bildiğim için, Yüksel’in bu iyi niyetli “hemşerilik” çağrısına da gülüp geçtiklerini düşünüyorum.
Nitekim, AK Parti’nin milletvekillerinden il yönetimi kadrolarına kadar tüm kesimlerinin, İzmir’in tapulu mallarına resmen el konulmuş olmasını bile alkışlayan bu kesimin, bu kent lehine her hangi bir girişimde bulunmayacaklarından, bulunamayacaklarından adım gibi eminim.
Dolayısıyla Milletvekili Yüksel’in uzattığı “bu kentin asgari müştereklerinde birleşme çağrısını” sadece “iyi niyetli bir siyasi fantezi” olarak yorumluyorum.
Sözün burasında, “Alaaddin Yüksel gibi kurt bir politikacının, rakibini iyi tanımamış olması gibi” bir şüpheye düşmekten de kendimi alamıyorum.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN