Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Sacre Coeur-Trafalgar-San Marco-Kadifekale...

Yayınlanma Tarihi : 02 - 09 - 2014 : 12:37
BEN HABER GAZETESİ 23.SAYI
 
 
 
Avrupa’nın en büyük şehirlerinin böylesine tarihi mekanları vardır.
İzmir’in, çok şükür yüzlerce böyle mekanı var.
En önde geleni de Konak meydanındaki saat kulesi...
İlk kurşun anıtı...
Ancak bir de ‘panoramic wiev’ dediğimiz şehre en hakim noktada oluşturulan en turistik alanda bir şehir izlettirilir ki; oralara gitmezseniz Paris’e, Londra’ya, Venedik’e gitmiş sayılmazsınız..
İzmir’in bir Kadifekalesi var ki, bu ‘concept’ için biçilmiş kaftandır...
Ama gelin görün ki; gittiğinizde nasıl döneceğiniz meçhuldür. 
Kaybolmanız veya başınızın derde girmesi de pek mümkündür...
Biri el atsa da şu Kadifekale’yi, o tarihi dokuyu, o doyumsuz manzarayı İzmir’e baş tacı yapabilsek...
Çok mu zor?..
 
 
BİZ HER ŞEYİ BİLİRİZ...
Her ramazan ayı geldiğinde islam bilgini, her dünya kupası geldiğinde futbol alimi, her seçim döneminde politika uzmanı olan bir toplumun insanlarıyız.
Ne zaman bir yerlerde bir uçak düşse hemen yapıştırırız ‘pilot sarhoştur mutlaka’ yaftasını, ya da ‘bakımını yapmıyorlar ki’ iftirasını...
Bir oyuncunun adı geçse hemen takımın bir yerine koyarız ve mutlaka ‘olmaz ile olur’ arasında bir format bulmayı deneriz..
Sezon başı bir kadro dizeriz ve sonra da sorarız hemen ‘bu kadro şampiyon olur değil mi?’ sorusunu önümüze gelene...
Biliriz her şeyi...
‘Neyin orucu bozduğu’ konusunda 1 aydır bilgilendiriliyoruz ve bıkmadan cevaplıyorlar abuk subuk soruları. Kendi fikrimize yandaş aramaktır çabamız...
Seçim dönemi uleması oluveririz hemen. Kendi kanaatimizi dayatmanın yollarını dibine kadar zorlarız..
Dünya kupası yeni bitti, yorumcuları bile yorumladık, oyuncuları ve ülkeleri sınıfladık, döndük seçime ve şimdi de ‘Çankaya Yokuşu’ üzerine ahkam kesiyoruz.
Bütün bu bilgi (!) birikimimize rağmen telefonun sesi gelmese tokatlar, görüntü donsa televizyona tekme tokat girişiriz..
Arada da ‘din uleması’ olduk ve din bilgini hocalar üzerinde bile işimize gelenle gelmeyen arasında yaptığımız 1 aylık gezintiyi hayırlısıyla tamamlayalı 1 aydan fazla oldu ve tüm dini öğretilerimizi rafa kaldırdık bile..
UEFA’yı UEFA’dan iyi biliriz, hukuku da her savcı ve avukattan. Tuttuğumuz takımın işine yarayacak bir hukuk yorumumuz mutlaka vardır bizim...
Yüzme bilmeden yüzme öğretebiliriz.
Birilerinin dediği gibi ‘korna çalarak küfür edebilen tek milletiz ‘ biz..
 
ÖNCE ADAM OL SONRA FUTBOLCU
Başarılı bir adamın ‘aykırı hayat felsefesi’ denebilir buna ancak. Adam da aykırı, futbola bakışı da.. Ama başarılı... Demek ki haklı..Gelin bu hafta bu ilginç ‘futbol figürünü’ büyüteç altına alalım. Belki birilerine ders olur...
 
 
 
 
AYKIRI BİR FUTBOL ADAMI: MEHMET SEYİT ÖZKAN 
Altınordu'nun futbol sosyal girişim başkanı Seyit Mehmet Özkan’dan söz ediyorum...
"Altyapımız tam hazır olmadan Süper Lig'e çıkmayacağız" diyor...
Son bombası bu...
Bütün futbol figürleri hayal satarken o gerçeklerle boğuşuyor adeta...
Özkan, yaptığı açıklamada, Altınordu armasının 2 sezon üst üste şampiyon olarak PTT 1. Lig'e çıkardıklarını ve "yetiştirici" kavramının en doğru oturduğu yere geldiklerini belirtti. Şu anda en önemli varlıklarının altyapıları olduğunu kaydeden Özkan, son dönemde yabancı uyruklu oyuncu oynatmama kararlarıyla ilgili bazı eleştirilerin yapıldığını bildirdi.
 
 
IRKÇILIK MI? 
Özkan, yabancı uyruklu oyuncu oynatmama kararlarının ırkçılığa girmeyeceğini savunarak, şunları kaydetti:
"Milli takımlarımızın yarısı 3,5 milyon gurbetçi vatandaşlarımızın çocuklarından oluşuyor. Biz burada 75 milyonuz, yani 20 misli. Burada bir terslik olduğu açık. 30 milyon gencimiz var diye övünüyoruz ama altyapılara yatırım yapmadığımız gibi, futbolcu da üretemiyoruz. Çocuklarımıza Almanlar gibi imkanları verebilirsek ve planlı programlı ve disiplin içerisinde bir futbol eğitimi verebilirsek, biz de sürdürülebilir başarılar elde ederiz. İspanya'nın Bask Bölgesi takımı Athletic Bilbao kendi bölgesinin dışında hiçbir oyuncu oynatmadan, 1929'dan beri La Liga'da mücadele ediyor. Real Madrid ve Barcelona ile birlikte ligden hiç düşmemiş üç takımdan birisi Athletic Bilbao.
8 kez La Liga'yı, 24 kez de İspanya Kupası'nı kazanmayı başarmışlar."
 
 
HAZIR OLMADAN GELEN BAŞARI İSTEMİYOR
"Yakın bir zaman önce de açıkladık, altyapımız tam hazır olmadan süper lige çıkmayacağız.' Bunu da şöyle planladık, bu sezon alışma yılı, seneye play-off hedefi, üçüncü sezon da şampiyonluk hedefi. Bu arada 1997 doğumlu 18 yaş jenerasyonu oyuncularımız da 21 yaşına gelmiş olacaklar. A takım kadromuz öz kaynağımızdan çıkmış olacak.
Diyelim ki erken çıktık. Yine yabancı oynatmayacağız ve sezon sonunda düştük diyelim, dünyanın sonu değil, hele bizim için hiç değil."
Biz zamanı gelince herkesin hayran olacağı bir takımın peşindeyiz..
..Ve hiç acelemiz yok’
Ne dersiniz?..
En büyük amacım Messi’yi dünyanın en iyi futboIcusu yapmaktı, ama o beni dünyanın en iyi hocası yaptı.’ 
Guardiola demiş bunu...
Futbola herkesin apayrı bir bakışı var demek ki...
 
 
BİR HAKEMİN GÖZYAŞLARI..
Daha topu bile yoktu...
Temmuz başı...
İstanbul yanıyor yaz sıcağında...
Bir çocuk henüz yirmi aylık ve bir topu bile yok henüz...
Emziği yeni atmış...
Annesi sesleniyor mutfaktan ‘Serdar çocukla ilgilensene’ diye. Baba Serdar ise televizyonun siyah-beyaz görüntüsüne kilitlenmiş Arjantin’deki dünya kupası finalini seyrediyor...
Hollanda finale gelmiş ‘diktatörlerin önünde top oynamam’ diyerek finale gitmeyi reddeden efsane Johann Cruyff evinde televizyondan izliyor...
Belki de izlemiyor bile...
Haan 3 tane 35 metreden gol yazmış. Rensenbrink tutulmaz olmuş.
90 dakika 1-1 bittiğinde son dakikada Rensenbrink direği dövmüş, aksi halde ev sahibi Arjantin elenmiş olacak kendi evinde.
Uzatmalar...
Kempes gidiyor gole...
‘Mutfaktan anne sesleniyor:
‘Serdar sustur şu çocuğu baksana niye ağlıyor...’
Baba bir bakıyor ki emziği düşmüş küçüğün. Gidip alıyor, suya batırıp temizliyor ve veriyor. Çocuk susuyor bir anda...
Baba dönüyor ekrana ve bir de bakıyor ki uzatmada gelen Kempes’in attığı tarihi golü kaçırmış...
Arjantin-Hollanda maçının 1978 finalindeki en önemli golünü izleyememiş...
 
O emziğini düşüren çocuk yine aynı kıtada ve yine aynı iki takımın maçında bu kez hiçbir pozisyonu kaçırmamaya çalışan Cüneyt Çakır oluveriyor...
Baba Serdar Çakır’ın gözünün önünden bir daha geçiyor 1978 finali ve gözlerinden iki damla yaş süzülüyor, 2014 yarı finalinde yine bir Arjantin-Hollanda maçında hakem olan oğlu Cüneyt Çakır’ın çaldığı her düdüğü içine çekerken...
 
 
 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN