Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Kocaoğlu O Dergiyi Neden Çıkardı

Yayınlanma Tarihi : 14 - 08 - 2014 : 08:58
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “İzmir’in malı İzmir’de kalmalı.. Hakkımızı istiyoruz” başlığıyla çıkardığı dergi dün gazetelerin sayfalarına da yansıdı.
Dergiyi inceledim, çok güzel, doyurucu ve net bilgilerle hazırlandığını söyleyebilirim.
Peki..
Başkan Aziz Kocaoğlu böyle bir dergiyi çıkarma ihtiyacını neden hissetti, halka dağıtılmasını neden istedi?
İstedi çünkü..
***
—Mal paylaşımı konusu acaba sadece İzmir’e has sorun mu sorusunu tüm ayrıntılarıyla yanıtlamayı arzu etti.
—Diğer illerde de Özel İdare malları paylaşılmıyor mu sorusunu tümüyle açmayı yeğledi.
—Başka yerlerde niye tartışma yaşanmıyor düşüncesini cevaplamayı tercih etti.
—Özel idare malları gerçeğini herkesin anlayabileceği dille kamuoyuna aktarmayı planladı.
—Toplam değeri 4.5 milyar lirayı (eski parayla 4.5 katrilyon) bulan bu taşınır ve taşınmaz malların, belediye yerine çeşitli bakanlıklar arasında paylaştırılmasına neden karşı çıktığını tek tek anlatmayı hedefledi.
—Mücadeleyi İzmir için yaptıklarını tekrar tekrar vurgulamayı amaçladı.
—Tarihin bu mücadeleyi altın harflerle yazacağı iddiasını halka duyurmayı benimsedi.
***
O dergi, işte bu nedenlerden dolayı hazırlandı.
Bakalım mücadele nerelere uzanacak, nasıl sonuçlanacak, izleyip göreceğiz.
 
Altınbaş’a, Sepil’e teşekkürlerimizle
 
Bir makama, bir kulübe, bir derneğe veya benzer yerlere talip olacaksan, orayı yönetmek için yanıp tutuşacaksan, başa geçtiğinde bir şeyler üretmelisin, eksikleri kapatmalısın, boşlukları doldurmalısın, daha iyi şartlar sağlamalısın.
Yoksa, o makamlara oturmanın, oraları almanın bir anlamı yok.
Altınbaş Grubu Göztepe’yi satın alınca, tesis eksiğini gördü.
Ki, bu Göztepe’nin senelerdir en büyük ihtiyaçlarından biriydi.
Altınbaş’lar derhal harekete geçtiler, arazi buldular, çalışmalara başadılar ve tesisin yapımını gerçekleştirdiler.
Kulübü Mehmet Sepil’e devretmeden kısa süre önce, işin tamamını neredeyse bitirdiler.
Sepil de kalan diğer çalışmaları üstlendi, böylece Göztepe 90 yıllık büyük açığını kapatmış oldu.
O yüzden, Göztepe’ye gerçekçi yaklaşan Altınbaş Grubu’nu kocaman alkışlarla tebrik ediyorum, İzmir’e kazandırdığı yatırım adına da teşekkürlerimi iletiyorum.
Keza, Sepil’i de işin devamını üstlendiği ve bayrağı daha üst noktalara taşıma hevesinde olduğu için kutluyorum.
Umarım Göztepe’yi artık çok daha yükseklerde, her daim layık olduğu zirvelerde görürüz.
 
 
Zıpır, zeki, eğlenceli 
ve de sivri dilli
 
—Ben de herkes gibi işinin eri ve bilgili bir anne olmak üzere yola çıktım.
—Ancak gelin görün ki, anne adayı olduğumda henüz bir bebeğin altının bile nasıl değiştirileceğini bilmediğimi farkettim.
—Okuyarak, raflardaki klasik anne ve bebek kitaplarını ezberleyerek başarabileceğimi zannettim.
—Doğuma, sözlüye kalksam tam puan alacak şekilde girdim.
—Fakat doğumhaneden çıktığımda, kucağımda bir bebek, etrafımda ne yapmam, ne yapmam gerektiği konusunda kendi aralarında dahi mutabakata varamayan aile büyükleri, içimde korku, zihnimde ise, günlük hayatta asla işe yaramayan milyonlarca bilgi bulunuyordu.
—Sırasıyla; ürktüm, endişe duydum, afalladım, derken toparlanmaya başladım, eğlendim.
—Kendimle müthiş dalga geçtim, büyüdüm, büyüttüm ve canımdan çok sevdim.
—Bu süreçlerin başından sonuna kadar da tüm samimiyetimle, içimi dökercesine yazdım.
—Şimdi de, yola tarifsiz çıkan amatör annenin, yolunu bizzat kendi tecrübeleriyle bulma sürecindeki trajikomik itiraflarının yer aldığı “Beşikte Durduğu Gibi Durmuyor” adlı kitabımı en içten duyguların eşliğinde sizinle paylaşıyorum.
***
Bu kadar güzel, içten ve samimi kitap sunumunu uzun zamandır görmemiştim.
Sağolsun Dicle (Keskinoğlu), yukarıda sözünü ettiği kitabını, bu satırların yer aldığı mektupla birlikte bana da getirdi.
Dicle’nin bizde yazdığı yazıları zaten çok beğeniyorum.
İki harika çocuğunu dünyaya getirirken ve büyütürken hayatındaki her şeye ara verdi, bir tek yazmayı bırakmadı.
Bizde haftanın iki günü, Anne-Bebek dergisinde her ay köşesi yayınlanıyor.
Gördüğüm kadarıyla bu kitap, müthiş keyif alarak yaptığı ve bu sayede kendini gerçekleştirdiğine inandığı yazma tutkusunun ilk meyvesi olmuş.
Bir kadının hayatının dönüm noktası olan anneliğe zıpır, zeki, eğlenceli ve sivri dilli bir ayna tutuyor.
İki kız annesi olarak, “anne olunca anlarsın” diyen bütün annelere bu vesileyle şapka çıkarıyor.
Dicle’yi kutluyorum, kitabını okumanızı hararetle öneriyorum, kitaplarının devamını da bekliyorum.
 
Yatın kalkın ‘İkinci
Bahar’a teşekkür edin
 
1995 yılını hatırlayalım..
O zaman yapılan araştırmalarda şu sonuçlar çıkıyordu:
—Türkiye’de mevcut 5 televizyon kanalı vardı.
—Bu kanallarda 180 yabancı dizi oynuyordu.
—Onlara karşılık yalnızca 12 yerli dizi yayınlanıyordu.
***
Fakat sonra bir gün, “İkinci Bahar” dizisi ortaya çıktı.
O güne kadar yerli yapımları riskli bulan televizyon kuruluşları, “İkinci Bahar”ın başarısıyla cesaretlendiler ve yerli dizilere döndüler.
Bu nedenle..
—Eğer bugün dizi ibresi yabancıdan yerliye çevrildiyse..
—Eğer bugün televizyonlarda 2 bin Türk dizisi yayınlandıysa..
—Eğer bugün Türk dizilerinin satış fiyatı uluslararası piyasada bölüm başına 35-40 dolardan 500 dolar ile 200 bin dolar arasına fırladıysa..
—Eğer bugün Türkiye’nin dizi film ihracatı 150 milyon doları aştıysa..
—Eğer bugün 54 ülkede Türk dizileri izleniyorsa..
—Eğer bugün ABD’li yapımcılar bile Türk şirketleriyle ortak proje istiyorsa..
—Eğer bugün Türk dizi endüstrisi 2023 yılında 1 milyar dolar ihracatı hedefliyorsa..
***
Bunun en büyük sebebi, en önemli yol açıcısı, en önemli devrimcisi “İkinci Bahar”dır.
Unutulmasın lütfen.
 
(NOT: Bu rakamları, doktora tezinde yerli dizi endüstrisini ele alan Yaşar Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yıldıran Önk’ün röportaj verdiği Ekonom Dergisi’nden aldım. Başarılı tezi için Yıldıran hanımı kutlarım.)
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN