Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


1.Cumhurbaşkanımız’a Saygı ile...

Yayınlanma Tarihi : 10 - 08 - 2014 : 10:13
Yetişkin vatandaşın çoğunluğunun seçimi olan ilk cumhurbaşkanını iş başına getirmek üzere sandık başına gidiyoruz. Haliyle; gün cumhurbaşkanı seçim günü olunca, ülkemizin ilk cumhurbaşkanı Yüce Atatürk’ten bir anı, gönün anlam ve önemine uygun düşer.
10 Kasım 1964 tarihinde Ulus Gazetesi’nde rahmetli Zihni Kavukçu’nun ağzından yayınlanmış bu anı, şu sıralar internet dostları arasında “sizlerde kalsın diye yollamıyorum” notu ile paylaşılıyor. Tabii o günleri tarihimizden bile saymayan “Cumhuriyet nankörleri” arasında değil...
 
Gazi Mustafa Kemal’in Kağnıları...
Kurtuluş Savaşı sıralarında Ankara’nın Samanpazarı semtindeki bir askeri hastanede sağlık memuru idim. Hastane desem de, koca bir konak bozuntusu harap bir evdi. O günlerde muhtelif savaş cephelerinden durmadan hasta ve yaralı askerler buraya sevk ediliyordu... Hastanemiz yüzlerce yaralı ve hasta ile ağzına kadar doluydu. Sağlık personeli olarak bir ben, bir tek de doktor vardı... Nizamiye kapı nöbetçimiz, kadın kahraman Kara Fatma idi. İlaç yoktu ve ameliyat aletleri pek basit şeylerdi. Tek doktorumuz ise bir operatör Bahriye binbaşıydı. Sarı saçlı, yakışıklı, babacan birisiydi. Kasımpaşa’dan kaçarak gelmiş. Rakı bulursa akşamları birkaç tek atar, söylediği yanık türküler eşliğinde isli petrol lambasının ışığında hastaları ameliyat ederdi. 
Hastanede yokluk ve yoksulluk dizboyu. Kanlı cephe muharebelerinden sonraki gecelerden birindeyiz... İyileşmemişleri bile taburcu ettiğimiz halde hastane yaralılarla dolu. Tek operatörümüzle ameliyat odasındayız. İsli petrol lambası tepemizde... Doktorun sarı saçları terli anlına yapışmış, beyaz gömleği kan içinde... Ağzında tatlı, özlemli, bir İstanbul türküsü, habire yaraları kesiyor, biçiyor, temizliyor, sarıyor, dikiyor.
 Bu sırada odaya bir kaç gölge ve ayak seslerinin girdiğini hissettim. Ve sertçe bir ses: “Kolay gelsin doktor bey!” dedi. Başlarımızı kaldırarak dikkatle baktık, gelen Gazi Mustafa Kemal’di... 
 
Kısaca hal hatır sorduktan sonra “Doktor, hele bir hastaneyi gezelim” dedi. Odaları, koğuşları, koridorları gezerken ve yaralıları tahtalar üzerinde neredeyse üst üste görünce Gazi’nin gözleri birden şimşeklendi “Karyola, battaniye ve yatağınız yok mu?”
Doktor, 600 hastaya karşılık ancak ellerinde bulunan 100 karyolayı kurabildiklerini söyledi. 
Gazi bir an çenesini kaşıdı ve “Şimdi 500 yatak ve karyola göndereceğim. Hem iki saate kadar bunların hepsi kurulmuş olacak, yerde yatan tek nefer kalmayacak!” diyerek yanındakilerle hızla uzaklaştı. 
 
İnanılmazı Gerçekleştirdi...
Baştabiple bakıştık. O zamanın Ankara’sında ve savaşın en civcivli günlerinde değil 500 karyola, 50 tane bile zor bulunurdu. Hatta doktor; “Bu akşam Gazi, bir iki tek fazla atmış galiba” dedi ve gülüşerek uykuya çekildik.
 Neden sonra kapının sert sert vurulmasıyla uyandım... Kapıdaki er “Gazi’nin yatakları geldi, hemen kurulacak!” dedi. Etraftan gıcır gıcır bir sel halinde sesler, uğultular, sert emirler birbirine karışıyordu. 500 yatak ve karyola aynı gece Ankara’nın evlerinden teker teker toplanarak kağnılara yüklenmişti. İçlerinde öyleleri vardı ki, daha hiç kimse yatmamış gelinlik kızların çeyizleriydi. Nice sırmalı, nakışlı örtüler, yastık yüzleri, atlas yorganlar...
Önceki sözlerimizden utandık göz yaşlarımızı tutamadık...
Bütün ömrüm boyunca inandım ve gördüm ki, her zaman ve her koşulda Atatürk’ün kağnıları onun buyruğunu zamanında yerine ulaştırdı...
 
Hepinize sağlık içinde mutlu pazarlar ve içinize sinecek bir seçim sonucu dilerim... Bu da olmazsa, 15 gün sonraya... Ancak, hakkın, adaletin, eşitliğin, ölçünün, izanın da içinde bulunduğu bir seçim. “Din icazeti” ile, haksızlıkların, hırsızlıkların, yolsuzlukların meşru sayılmadığı bir seçim...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN