Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


YSK Kararları, Neden İtiraza Kapalı?

Yayınlanma Tarihi : 03 - 08 - 2014 : 09:48
Cumhurbaşkanlığı seçimine artık günler kaldı. Haftaya bugün bu saatlerde sandık başında olacağız. Ya “ülkemin, çocuklarımın, torunlarımın geleceği için en iyisi bu” diyerek tam bir vatandaşlık bilinci içinde oyumuzu kullanacağız, ya da bugüne kadar kendi başımıza farkına bile varamadığımız vatandaşlık hakkımızı birilerinin istek ve yönlendirmesine göre oya dönüştüreceğiz.
Bu iki vatandaş tipinden hangisi çoğunluktaysa, onun dediği olacak...
Buraya kadarı, “düşünen azınlığı, düşünmeyen çoğunluğa evirte çevirte yönettiren” kahrolası demokrasi...
Devamı ise, her türlü ulusal ve uluslararası denetime tamamen kapalı kutu...
Ne çıkarsa bahtına...
Ya da “Ben saydım, sonuç bu...”
İtiraz Hakkı?!...
Yok kardeşim, sonuç bu...
Sen yasayı bilmiyor musun?
Yüksek Seçim Kurulu kararları kesindir, tüm itiraza kapalıdır.
 
Güvenilir Sistem Yok
 
Seçim bilgisayarları neden her türlü denetime kapalı? Yüksek Seçim Kurulu kararlarına neden itiraz hakkı yok?
Bunlar Tanrı buyruğu mu?
Sorsan “vallahi billahi bu düzeni biz kurmadık. Şu kahrolası 12 Eylülcüler var ya...” diyecekler, ama neden sonucuna saygı duyulacak bir sistem kurmadıklarını samimiyetle söyleyemeyecekler.
Çünkü onlar da bir yerlerinden bir yerlere sıkı sıkıya bağlı...
Ya bağlantı ipleri kesilirse korkusu içinde...
Çünkü kaybetme tehlikesi olan havuç büyük...
Kararına saygı duyacağın, iyi-kötü aydınlanmış bir vatandaş topluluğu yok.
Ortada güvenebileceğin, her türlü denetime açık bir seçim ve sayım sistemi yok...
Aslında en zor olanı ne biliyor musunuz?
Bizim gibi “at izinin it izine en iyi karıştığı bir ülke”de, iyi-kötü düşünen vatandaş olmak.......
Neyse ben sizi daha fazla meşgul etmeden, sevgili arkadaşım Cafer’le (Yarkent) baş başa bırakayım.
Bakalım bu hafta ne göndermiş...
 
Usta ve Çırak...
 
Resim yapmaya hevesli bir genç, usta bir ressamın yanında yıllar süren eğitimini tamamlamış. Ustası, sadık öğrencisini uğurlarken kulağına eğilip “Burada en son yaptığın resmi, şehrin kalabalık bir yerine koy” demiş ve eklemiş: Resmin yanına bir de kırmızı kalem bırak. Uygun bir yere de, insanları resmin beğenmedikleri yerlerine çarpı koymayı rica eden bir yazı koymayı unutma...
Genç ressam, ustasının dediğini yaptıktan bir kaç gün sonra resme bakmaya gitmiş. Bir de ne görsün; özene bezene yaptığı resim kırmızı çarpılar içinde... Büyük üzüntü ile ustasının yanına koşan genç durumu anlatmış.
Öğrencisine yılmadan resme devam etmesini öğütleyen hoca “Bu kez şehrin daha kalabalık bir meydanına koy ve yanına bir palet, çeşitli renklerde çok sayıda boya, bir kaç da fırça koy” dedikten sonra yeni eklemiş;
Resmin yanına da, insanların beğenmedikleri yerlerini fırça ve boyaları kullanarak düzeltmelerini rica eden bir yazı bırak.
Öğrenci bu kez de denileni yapmış. Birkaç gün sonra gidip bakmış ki, resmine hiç dokunulmamış...
Bu kez sevinçle ustasının yanına koşup durumu anlatmış...
Görmüş geçirmiş, sakalı değirmende ağartmamış usta öğrencisine ikinci durumu şöyle açıklamış;
- İlkinde, insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı.
İkincisinde, onlardan müspet, yapıcı, olumlu olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir. 
Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye cesaret edemedi. Çünkü, çarpı atmak, karalamak kolay, düzeltmek zordur. Çünkü düzeltmek, bilgi, olgunluk ve yetişmişlik ister... Bundan sonraki yaşamında kulağına küpe olsun;
Emeğinin karşılığını, ne yaptığını bilmeyen insanlardan alamazsın.
Değer bilmeyenlere sakın emeğini sunma.
Asla bilmeyenle tartışma... 
Hepinize sağlık içinde mutlu haftalar dilerim...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN