Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Sarı Işık Kurnazlığı

Yayınlanma Tarihi : 23 - 07 - 2014 : 14:47
Trafik ışıklarından “sarı” kaldırılıyormuş...
Bize sarı ışık için “hazırlanma zamanı” derlerdi. 
Aradan yıllar geçti: Sarı ışığın kurnazlık dönemi olduğunu öğrendik. Bazıları bunu fırsatı iyi değerlendirme ve hızlı düşüncenin ekstra değeri olarak yorumladı.
Bazıları da sarıyı görünce frene basıp dakikalarca kırmızının yeşile dönmesini bekleyen tedbirli sürücü tesellisi olarak takdim etti.
 
Dünya siyasetinde sarı ışığı en kapsamlı ve en fasılalı şekilde kullanan ülke Amerika’dır.
Hele muhatap siyaset kadrolarından birisi eğer Müslüman ülke ise sarı ışık kullanma ustalıklarını hemen devreye sokarak, mukabil ülke işini bitirinceye kadar süreyi uzatırlardı. 
Sarı ışığı uzatma operasyonu denilen bu yöntem, Amerika’nın kimin lehine hareket siyasetini benimsemesine göre değişir.
 
İsrail, Filistin’i canını çektiği kadar dövdü. 
Bunun anlamı Amerika bu işlemde sarı ışık süresini uzattıkça uzattı.
Kimse ağzını açamadı. Netanyahu gemi azıya aldı. Etmediğini bırakmadı. Batının güvenlik konseyindeki ülkeleri (Rusya ve Çin dahil) ağızlarını açmadılar.
Merkel bile Hitler’in ruhundan hayâ eden bir tarihi sorumsuzluk zaafıyla İsrail’e “haydin aslanlarım” bile dedi.
Sonra amaç hasıl oldu... 
İsrail varacağı noktayı ele geçirdi. Bununla da yetinmedi daha ileri geçti...
Obama parmağını kaldırdı. “Sarı ışık süresi doldu; kırmızıya geçtik. Artık kimse kıpırdamasın haaaa” deyiverdi. 
Bu arada Tayyip Bey, konuyu sürekli heyecanlı tutmayı siyaseten uygun buldu. Sarı ışık süresinin uzun tutulmasını fırsat bilerek, Filistin konusundaki tutumundan ötürü ABD’yi suçladı. 
Bu gösterinin iç siyaset bahsindeki faydalı tesirinden yararlandı.
Güvenlik Konseyinde bir tek Müslüman daimi delege bulunmayışının duygusal eleştirisiyle dikkat çekmek istedi. 
Ama Türkiye’den başka hiçbir Müslüman ülkenin ağzını açmadığını da doğrusu başarılı şekilde görmezden geldi.
Bu son cümlenin parantez içinde Tayyip Beyin savunma metodolojisinin makul ve mukni örneğini maalesef kendisi de sergileyemedi.
 
Devreye Obama girdi. Parmağını Ortadoğu’ya yöneltti. Kesin bir hüküm cümlesiyle işi özetledi: “Artık daha fazla sivilin öldürüldüğünü görmek istemiyorum” dedi.
Osmanlı’dan dilimize emanet edilmiş bir esef ifadesi vardır: “Bâd-el harab-ül Basra” deriz... “Basra harap olduktan sonra” anlamına gelir...
 
İşin siyaset başarısına bakarsanız durum nedir? 
İşgal boyunca konuşan tek Müslüman lider vardı: Tayyip Bey...
Ama Kerry, şimdi Mısır’da, Sisi’nin karargâhından Filistin İsrail çatışmasını serinletiyor: Yani Orta-Doğu sorunlarının nihai karar merkezi Mısır’dır diyor. 
Bu açık anlatımla Türkiye’yi saf dışı tutma girişimidir.
Sonunda bu tür müdahalelerle hiçbir etkinlik elde etmiyor, aksine ilişkilerimizi gerginleştirerek siyaset tesirimizi adeta yok ediyoruz...
 
Türk basını Obama’nın hiddetine “sürpriz çıkış” deniyor...
Bunun neresi sürpriz Allah aşkına...
Hamlet’in öleceği zamanı Shakspeare yazmıştır.
Ve hiçbir yönetmen de değiştirmeyi denememiştir...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Merkel Şemsiyesi
(17 - 02 - 2016)
İZBAN Ar İle İftihar
(16 - 02 - 2016)
PYD ve YPG Sorunu
(15 - 02 - 2016)
Huzur ve Özgürlük
(13 - 02 - 2016)
Bir Nefret Suçu
(12 - 02 - 2016)
Numan Bey’in Yorum Farkı
(10 - 02 - 2016)
Yanlış Fezlekeler
(06 - 02 - 2016)
Kesin İhraç
(05 - 02 - 2016)
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN