Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Yeni Devrim Miladı

Yayınlanma Tarihi : 08 - 07 - 2014 : 13:21
Atatürk devriminin miladı 29 Ekim idi... Bize böyle öğrettiler. Her on beş yılda bir yeni kuşak bu terbiye içinde büyütüldü. Böylece Türk halkı altı nesil yetiştirdi. Buna Cumhuriyet terbiyesi ve idraki denildi. Burada “idrak” sözünün altını çizelim...
Tıpkı Mustafa Kemal gibi, Tayyip Erdoğan da kendi devrim iddiasına Samsun’dan başladı. Meydana “Yeni İstiklal Savaşı” pankartları asılmıştı. Mustafa Kemal sessizce gelmişti. Tayyip Bey debdebe ile geldi; tantana ile gitti. Mustafa Kemal (bir iddiaya göre) Vahdettin’in verdiği bir çanta dolusu parayla geldi. Tayyip Bey’in gelişinde bu bahis bilinmiyor... Çünkü imtiyazlı konumu var: Bütün giderlerini bizim vergilerimiz karşılıyor... Ancak, amacının yeni bir “algı” yaratmak olduğu anlaşılıyor... Bu “algı” sözcüğünün altını çizin...
*
“İdrak”, Bir hadisenin mana ve mahiyetini en üst düzeyde kavrama isabetidir. “Algı”, zihnimizde yaratılmak istenen ne ise, ona uygun bir kanı ile hareket etmek halidir... Doğruluk aranmaz... İsabet aranmaz. Sadece o izlenime kapılması istenir ve bu yeterlidir.
*
Tayyip Bey uzun süredir cumhurbaşkanlığı makamı için kendisini hazırlıyordu. Bunu çok doğal karşılıyorum. Siyasete giren herkesin yükselmek istediği doruk budur. Tayyip Bey isteseydi yedi yıl önce Abdullah Bey yerine kendisini aday gösterir ve cumhurbaşkanı olabilirdi. Ama bugün ulaştığı siyasi tesir katsayısına ulaşması mümkün olmazdı. Hem Abdullah Bey buna fırsat vermezdi, hem de AKP milletvekilleri, başbakanın gücünü ve otoritesini daima cumhurbaşkanlığının şöhretine tercih ederlerdi. Böylece Tayyip Bey, kafasına koyduklarını gerçekleştirerek siyaset yaşamının en sert (ve endişeli) rekabetle karşı karşıya bırakırdı.
*
Bu seçim Tayyip Bey’in en sıkıntılı imtihanı olacaktır. Çünkü dinden bahisler açarak ve 1930lu yılların CHP’sini ayıplayarak hatta suçlayarak istediği sonucu sağlamakta zorlanabilirdi. Nitekim zorlandığı görülmeye başlanıyor. Din bahsinde Ekmel Bey’in ağır bastığını, artık AKP’liler de fark ettiler. Ve etkilendiler. Bu nedenle, Ekmel Bey’in şahsına yönlendirilen kişiselleştirerek küçük düşürmenin hiçbir İslam iknası içermediğini fark etmeye başladılar. Eğer bu üslup böyle devam ederse, sanıldığının aksine beklenen tesiri görülmeyebilir. Ters tepki de yaratabilir...
*
Ama asıl dokunmak istediğim hassas bir konu var. Yakınlarımla, arkadaşlarımla, komşularımla konuşuyorum. Siyasetçilerle tartışıyorum. Gördüğüm bir husus var ve bundan fevkalade rahatsız oluyorum. Türk seçmeni henüz cumhurbaşkanını doğrudan seçmenin taşıdığı önemi ve elbette muhtemel tehlike başlıklarını hiç bilmiyor, fark etmiyor ve önemsemiyor. Futbol maçı gibi, “benim takım kazansın” diyor: Milli takım kazansın diyeni yok...
 
Sorun bu işte... Eminim önümüzdeki ay içinde “bizim için önemli olan” kavramının değeri anlaşılacak ve sonuç, bu idrakin içeriğinde değerlendirilecek... Yani “idrak”, “algının” sırtını yere getirecek... Çünkü devrim, “idrak” işidir... Önemlidir ve “algıya” bırakılamaz...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Merkel Şemsiyesi
(17 - 02 - 2016)
İZBAN Ar İle İftihar
(16 - 02 - 2016)
PYD ve YPG Sorunu
(15 - 02 - 2016)
Huzur ve Özgürlük
(13 - 02 - 2016)
Bir Nefret Suçu
(12 - 02 - 2016)
Numan Bey’in Yorum Farkı
(10 - 02 - 2016)
Yanlış Fezlekeler
(06 - 02 - 2016)
Kesin İhraç
(05 - 02 - 2016)
HABERLER
 
VİDEO HABERLER
Reklam


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


Reklam
BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN