Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Adaysız Kalan Seçmenler...

Yayınlanma Tarihi : 03 - 07 - 2014 : 13:45
Bugün, muhterem halkımız tarafından ilk cumhurbaşkanı seçimi için adaylık başvurusunun son günü. 
Akşama kadar dördüncü bir aday “çıkarılmazsa” üç adayla sandık başına gideceğiz. Malum; kanunlarımız, mevcut siyasetin çirkin girdaplarına girmemiş, çamurlarında kulaç atmamış, birilerinin her dediğine kayıtsız şartsız inanmamış, kişiliği ve vicdanı çuvala koymamış, sade, kendine güvenen, saygın bir vatandaşın çıkıp da “ben adayım” demesinin önünü beton duvarlarla kesmiş durumda. Önce “milletvekili” sıfatlı 20 kişiyi ayarlayacaksınız ya da kendinize inandıracaksınız, onların da “işte bizim adayımız” diye Millet Meclisi Başkanlığı’na dilekçe ile başvurmasından sonra aday olabileceksiniz.
O özgür iradeli 20 milletvekilini bulmak da, yine günümüz siyasi şartlarında imkansız...
 Çünkü “parti disiplini” adı ile özgür düşüncelere vurulmuş prangaları kırmak “bir çok şeyi göze almak” anlamı taşıyor...
 
Atatürkçüler’in Bir Adayı Bile Yok...
Sadede gelecek olursak; Atatürk ilke ve devrimlerini kendince özümsemiş, son yıllarda delik-deşik edilmiş olsa da, o büyük insanın bize layık gördüğü evrensel değerleri ıskalamamış sade bir oy kullanıcısı olarak çıkmazlardayım. Recep Tayyip Erdoğan’a “cumhurbaşkanı” olarak oy vermeyi, malum sebeplerden ve canımı yakan icraatlarından dolayı, aklımın ucundan bile geçirmiyorum.
Her ne kadar hala Atatürk’ün kurduğu temeller üzerinde durduğunu iddia eden CHP’nin göstermiş olduğu aday olsa da, Ekmeleddin İhsanoğlu’na, Tayyip Erdoğan’ın başka bir versiyonu olduğu gerekçesiyle oy vermeye elim gitmeyecek.
Selahaddin Demirtaş’ı, malum sebeplerden dolayı hiç benimsemiyorum. Üstelik, bu seçimde ikinci turu görebilirsek, temsil ettiği kitle adına koparacağı tavizler karşılığı bir yerlere kayabileceğini düşünüyorum.
“Bu seçimde, en kutsal vatandaşlık görevimi bir defalığına yapmayım” desem, kendime yediremiyorum...
Allah hiç bir ülkenin seçmenini benim gibilerin durumuna düşürmesin...
 
Derdimiz Daha Büyük...
Anlayacağınız; bir çoklarınız gibi, oyum elimde adaysız kalmış durumdayım... 
Bir de şöyle düşünüyorum; bir ülkede, bir mevkiye talip olan adaylar, eşit şartlarda yarışa giremiyorsa, buna “gerçek seçim” denebilir mi? Başbakan, başbakanlık sıfatı üzerinde, devletin kasası cebinde, devletin “Yüksek Seçim Kurulu” emrinde, devletin makam araçlı tüm bürokratları yollarda cumhurbaşkanlığı seçimi propaganda gezisine çıkıyor.
Muhalefet kanadından yükselen cılız sesler, bazı basın yayın organları tarafından özellikle cılız bırakılan sesler ise “istifa etmeli” diyor.
Eğer bir ülkede, taşınan sıfat ve sınırsız devlet olanaklarıyla “seçime gitmek” bile, tartışılıyorsa, üstelik, bu cılız muhalefet sesini bastırmak üzere, içlerinde “Anayasa Profesörü” (AKP Milletvekili Burhan Kuzu) fetva vericilerin de bulunduğu büyük çoğunluk seferber ise, bu ülkede kimin cumhurbaşkanı olacağı beni hiç ilgilendirmiyor.
Çünkü; buralara gelene kadar, tedavi etmemiz gereken “demokrasi yaramız” o kadar büyük ki...
Şu “demokrasi-insan hakları, seçim sistemi” olarak önümüze sürülenlere, “beğenmezseniz polis dayağını, copunu, tazyikli suyunu, biber gazını, hatta polis kurşununu hak etmiş olursunuz” dayatmasına bakınca, “neremiz doğru”ya kadar gelip çıkmaza saplanıyoruz.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN