Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Roma Tiyatrosu, Hükümeti Ararken...

Yayınlanma Tarihi : 23 - 06 - 2014 : 11:22
İzmir’in Kadifekale yamaçlarında 16 bin kişilik bir antik tiyatro sizi ne kadar ilgilendiriyor bilemesem de, beni çok ilgilendirmenin ötesinde heyecanlandırıyor da... Avrupalı gezginler Otto Berg ve Otto Walter’ın 1917-1918 yıllarında yaptığı araştırmaları kitap haline getirmiş olmalarına kadar, bu çok önemli Roma dönemi mirası, maalesef Türk kayıtlarında yer almıyordu.
 
Çünkü, şu anda kazı çalışmaları büyük hızla sürdürülen antik İzmir Agorası’nın hemen yanı başında yer alan tiyatronun üzeri tamamen gecekondularla kaplanıp, geride bir duvar izi bile bırakılmamıştı.
 
Son yıllarda, İzmir’in yeni sembolü olacağına kesin gözü ile bakılan Antik Tiyatro’nun ortaya çıkarılması için İzmir Büyükşehir Belediyesi
büyük emeklerin yanında çok önemli kamulaştırma bedelleri de ödemektedir. Şu ana kadar sadece tiyatro alanının üzerindeki yapıların temizlenmesi için harcanan kamulaştırma bedeli, 11.4 milyon liranın üzerindedir.
 
Peki; yaşadığımız kente hem eşsiz bir görsellik, hem de turistik değer katacak olan böylesine önemli bir eserin ortaya çıkarılması Büyükşehir Belediyesi’nin işi ve sorumluluğu mudur?
Değil... 
Mevcut kanunlar, tarihi eserlerin ortaya çıkarılması, restore edilmesi ve korunması görevini Kültür ve Turizm Bakanlığı’na, dolayısıyla hükümetlere bırakmıştır.
 
Kültür Bakanlığı Sadece Seyirci...
Büyükşehir Belediyesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerinin izni olmadan, tarihi alana bir kazma bile vuramaz. Nitekim, tüm çalışmalar, ilgili bakanlık temsilcilerinin gözetimi altında yapılmaktadır.
 
O halde, bu kent insanından her yıl milyarlarca lira vergi alan bir hükümet, böylesine bir atik değerin ortaya çıkarılması konusuna neden bu kadar ilgisiz? Bu konunun muhatabı elbet de hükümeti yönetenler, ilgili bakanlık, vali, valiye bağlı kültür müdürlüğüdür. İzmir’in sorunlarını ve projelerinin haya geçmesine katkıda bulunmakla görevli milletvekilleri, iktidar partisi il örgütlerinin tepesinde bulunanlardır.
Ancak onlar, her yıl 30 milyar liranın üzerinde vergi ödeyen, ancak bunun onda birlerini devlet yatırımı olarak geri alabilen İzmir’in “cezalandırılmışlığı”nı bir kenara bırakıp, elindeki tapulu malların da merkezi hükümete devri, satılıp gelen bütçeye katkı yapılması konusunda yarış içindedirler.
 
Bu kentin her alanda ihmal edilmişliğine rağmen, devlet yatırımlarından nasiplendirilmemesi “kararlılığı”na rağmen, kanunla hayatiyetine son verilen İzmir Özel İdaresi’nin “bu kentin özeli” olduğunu, dolayısıyla tapulu mallarının da salt bu kent yararına kullanılması gerçeğini bile reddecek kadar hıyanet içindedirler.
 
 
Hemşeriliğe Sığar mı?
Bu kentin, bu kent insanının faydasına sunulmak üzere tesis yapılması, yol açılması, yol genişletmesi gibi hayati kent gereksinimler için, son 10 yılda Büyükşehir Belediyesi kasasından ilgili devlet kurumlarına 300 milyon liraya yakın “istimlak bedeli” ödenmiş olmasına rağmen, ellerine yetki geçirenler, bu kentin tapulu mallarını da genel bütçeye yama yapma gayret ve savunması içindedirler.
Kendilerinden olmayan belediyeye muhalefeti anlarım da, çoluk çocuklarıyla yaşadıkları bu kente muhalefetin, akla, mantığa, hemşeriliğe sığacak gerekçesini açıklayacak birisi çıkabilir mi?
 
Böylesine büyük kent gerçeklerinin, hangi büyük kişisel beklentilere feda edilmişliğini birileri çıkıp anlatabilir mi?
Bir yanda, bu kent insanının faydasına sunulmak üzere İzmir Büyükşehir Belediyesi hükümete bağlı kurumlardan mal satın alsın, bir yanda da bu kentin mallarına, “parayı bastıran”a satmak üzere hükümet el koymuş olsun...
 
Böylesi her halde, sadece bir çok evrensel değeri ıskalamış duruma düşürülen Türkiye’de olur ve olmaktadır...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN