Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


“Algı Mimarları” Fırsat Kaçırmıyor...

Yayınlanma Tarihi : 21 - 06 - 2014 : 11:50
Bitmek tükenmek bilmeyen, üstelik da birilerinin bir fırsatını bularak, adeta “size huzur haram” diyerek sürekli bir huzursuzluğa mahkum ettikleri şu günlerde “hiç yoktan” bir sevincimiz daha oldu. “Fiilsiz-düzmece iddialar” sonrasında hapse tıkılan Ergenekoncular’dan sonra, Balyoz hükümlülerinin üzerine kilitlenen demir parmaklıklar bir gece ansızın açılıverdi.
 
Üstelik ortada hükümet tarafından yapılmış yeni bir yasa, yeni bir düzenleme olmadan... Sadece, yıllardır yürürlükte olan mevcut Anayasa’nın sayfalarında yer alan maddelerin, 4 yıldır, 5 yıldır tutuklu bulunan insanların, yakınlarının ve avukatlarının göğe yükselen feryatlarını dayanamayanlar tarafından (Anayasa Mahkemesi Üyeleri) yeniden okunması ve yorumlanması sonucu...
 
 
“Hayır” Oyu Verenler Utanmalı mı?
 
İşin garibi; son tahliyelerden sonra her kesimin kamuoyu önünde kendilerine bir pay çıkarma yarışına girmesi. Kimisi “zaten bunların tamamı, içimizde besleyip büyüttüğümüz paralel yapının eseriydi, adaletin yerini bulması memnuniyet verici” diyor, kimileri de sonucu, yıllar önce yapılan Anayasa Referandumu’na “evet” diyen çoğunluğun “zaferi” olarak değerlendirip ekliyor;
 
Eğer o gün, içinde Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru maddesini de taşıyan Anaya değişikliklerine yüce halkımız geçit vermeseydi, bu hükümlülerin hiç birisi, bugün kendilerine özgürlük sağlayan Yüce Mahkeme’ye başvuramayacaktı, kimse de demir parmaklıklar arkasından çıkamayacaktı... O gün o Anayasa değişikliklerine “hayır” diyenler utansın...”
 
Açıkça denilmek istenen şudur; Anayasa Mahkemesi’ne kişisel başvuru hakkını gerçekleştirmeseydik, bu tutsaklar, tıkıldıkları hapishanelerde çürürdü... Bize dua edin...
Bu noktada sormak gerekir; peki yüce adaletin yerine gelmesi, tüm kurum ve kurallarıyla işletilmişliği için Anayasa Mahkemesi’ne gerek var mı?
 
Bu noktada; bazılarının beynimize tıkıştırmaya çalıştığı “gerçekler”e dayanarak, o değişikliklere “hayır” diyen bizlerden istedikleri “ısmarlama utanma”yı da aklıma, fikrime, vicdanıma, evrensellikle bezenmiş dünya görüşüme, hatta içimde taşıdığım Allah korkusuna dayanarak şiddetle reddediyorum.
 
Hiç yoktan “Sevinç” Sahibi Olmak...
 
Görülüyor ki; hedef kitleyi iyi belirlemiş, “kendinden olmayanları” vatandaş yerine bile koymamayı hareket tarzı olarak belirlemiş, aklı, fikri, mantığı ve evrensel değerleri çuvala koyup ağzını bağlamış “devletten kadrolu algı yönetimi mimarları”, gözümüzün önünde cereyan eden insanlık dramlarını bile yüzsüzce istismar gayreti içindedirler.
 
Zaman zaman, “Allahım; insanlara büyük gücünün eseri olarak verdiğin akıl, fikir, düşünce yeteneğinden beni de nasiplendirdiğin için sana sonsuz sükürler olsun... Bu paha biçilmez nimetlerini asla bir hayvani doymuşluk, herhangi bir kişisel beklenti, birilerinin kurduğu düzenden nasiplenme uğruna, birilerinin emrine tahsis etmeyeceğime, her ne kadar kutsal kitabında, can kurtarma dahil büyük amaç uğruna kullanılmasına yer vermiş olsan da, asla bir takiyeye (çarpıtma) tevessül etmeyeceğime dair yüceliğin önünde and içerim...” dediğimi, bir nevi inanç tekrarında bulunduğumu siz “itoteksiz ruh sahipleri” ile paylaşmak isterim.
*
İşi  “suç unsuru”na dönüştürmeden burada noktalayalım ve hiç yoktan özgürlüğünü kaybedip üzülenlere, şu veya bu şekilde bulunca “hiç yoktan bir sevinme sebebi bulmuş” insanlarımıza, onlarla birlikte kişisel özgürlüklerinin bile farkında olmadan yaşama mahkum edilen yakınlarına büyük geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN