Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


İrfandan, Tırpana Alaçatı...

Yayınlanma Tarihi : 17 - 06 - 2014 : 11:38
Şu fotoğrafın güzelliğine bakın; burası Alaçatı...
Ege turizminin can damarı... 
Şimdi burada irfandan, tırpana bir karar tufanı yaşanıyor. Çok yakında bir siyaset felaketine dönüşebilir...
Burada, sadece mevsimlik bir deniz keyifçiliği değil, bir sahil kültürünün evreselleşmede yaşadığı nadir güzellikte ve etkinlikte değerler bütünlüğü var... 
Burası, tabiatın geniş ve davetkâr ihtişamıyla donanmış bir talih aynasıdır. Burası, bütün Türkiye’nin; hatta dünyanın ilgisinin yoğunlaştığı ulusal iftihar zeminidir:
Burası Alaçatı / Çeşme... Burası İzmir/ Türkiye...
*
İzmir Valisinin kararıyla, Alaçatı’nın en gözde gayrimenkulleri, Diyanete Başkanlığına devrediliyor. Bunların en önemlileri arasında bir meydan, 11 içkili lokanta dikkat çekmekte... 
Alaçatı turizmine yön ve ruh veren bu hayat damarının, Diyanet Başkanlığınca nasıl kullanılacağını artık hayal edebilirsiniz. 
İhtimallerden birisi şudur: Diyanet Başkanı İzmirlilerin İslam irfanında eksiklikleri olduğunu söylemişti. Bunu gidermek için tasavvuf profesörünü İzmir’e müftü olarak atamış ve Valiye bizzat takdim etmişti. 
*
Çeşme Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç, devir kararı verilirken makul değerlendirme yapılmadığına işaret ediyor: “Turizme hareketlilik getiren yerlerin Diyanet’e devredilmesine anlam veremiyorum. Alaçatı’yı marka yaptım. Önümüzdeki yaz burası bambaşka bir hale gelebilir” diyor...
Peki, bunu sağlayabilir mi?
Valinin, verdiği kararda son derece ısrarlı olacağına kuşku yok. Çünkü bu konu, il düzeyinde bir yönetim pratiği olmaktan çıkmış, adeta bir siyaset sistematiği haline gelmiştir.
*
Çözüm için makul bir zemin bulunabilir mi?
Bunun için üç büyük ve önemli kurumsal yapıyı dikkate alıp ve ilişkilerini birlikte düşünmek gerekir.
Birincisi, iddiaya göre valilik emrinde dağıtımı keyfileştirilmiş uygulamaların kamuoyunda yarattığı şüphe ve kararsızlık...
İkincisi, İzmir Büyükşehir Belediyesinin bu mallar üzerindeki talep hakkı, ısrarı ve kararlılığı...
Üçüncüsü, bu çelişkili manzaranın devlet yönetiminde yarattığı tereddüdün, umursanmayan tesirleri ve basında yer alan tavır farkının değerlendirilmesi...
*
Peki, Diyanet nasıl davranıyor.
Dinimiz, bizi nefis terbiyesinden geçirir. Bu sadece kullar için değil, kurumlar için de geçerlidir... Diyanet bu telkin ile insanımızı muhatap alır ve yön belirler.
Ama iş kendisine gelince, aleni fetvasını “zımni rucû” ile kendi lehine geri alır ve susarak yanlışın yandaşlığında saf tutarsa ne yaparsınız?
Diyanet eğer gerçek değerin hakikatlerindeyse, böyle bir haksız zenginleştirme kararının adil olmadığını söyleyecek cesarette olmalıdır.
İmanın temelindeki kutsal değerlerin başında “adalet” gelir.
Unutmayın irfan terbiyesinin başında da “adalet” gelir...
Buna karşı, haksızlığa göz yummanın ve yanlışın tekrarında olumlu tavır takınmanın, asıl sorumluluk alanında güvenilmezlik yarattığını da düşünmek gerekmez mi?
*
Çeşme Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç, sonuna kadar haklarına sahip olmanın savaşını vereceğini söylüyor...
Mücadelede bazen olayın bizatihi üslubu, haksızlığın ta kendisi olabilir.
Bir de bu üsluba “mahiyet haksızlığını” eklerseniz, Diyanetin bu haksızlık karşısındaki tavrını nasıl makul bulabilirsiniz? 
Unutmayınız, irfan bahsi için İzmir’e getirilen sayın müftümüz acaba bu talan bahsi hakkında irfanın ilk hükmünü telaffuz ediyor mu? 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Merkel Şemsiyesi
(17 - 02 - 2016)
İZBAN Ar İle İftihar
(16 - 02 - 2016)
PYD ve YPG Sorunu
(15 - 02 - 2016)
Huzur ve Özgürlük
(13 - 02 - 2016)
Bir Nefret Suçu
(12 - 02 - 2016)
Numan Bey’in Yorum Farkı
(10 - 02 - 2016)
Yanlış Fezlekeler
(06 - 02 - 2016)
Kesin İhraç
(05 - 02 - 2016)
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN