Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Sistem mi, Oy Saymasını Bilmek mi?

Yayınlanma Tarihi : 16 - 06 - 2014 : 11:28
Ege Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (EGİAD) dergisi Yarın’da seçim sistemi ele alınmış. Dergi henüz elime geçmedi ama, sevgili Osman Gençer’in HT Egeli’deki köşesinden öğrendiğim kadarıyla; görüşlerine başvurulan bu ülkenin gerçek ve “ipoteksiz düşünce”ye sahip aydınları, mevcut sistemin mutlaka “özgürlükçü-çoğunlukçu-gerçek demokrasi”ye yaklaştırılması gerektiğinin altını çizmiş.
30 küsur yıldır başımıza çorap gibi geçirilen ve bazıları için “var olma-tutunma sebebi” haline gelmiş yüzde 10 gibi “vahşi” bir barajın mutlaka düşürülmesi gerektiğinin altını çizen aydınlardan bazıları da, barajı “sıfır” hale getirmeyi de savunmuş.
Hatırlarsınız; bir zamanlar Başbakan Erdoğan tarafından açıklanan “demokrasi paketi”nde de yüzde 10’luk barajın yüzde 5’lere çekileceği sözü verilmiş, sonrasında bir daha da kapağı aralanmamıştı. Partisine oy vermeyen insanların oylarıyla parlamentoda sahip olduğu milletvekili sayısını artırmaya, bunun devamı olarak da istediği kanunu istediği formda çıkarmaya alışmış bir iktidarın bundan, kendisi için “mutlak hakimiyet” sebebinden vazgeçebileceği bir hayale kapılmamakla birlikte “40 kere söyleyince mutlaka olur” inancımı da kaybetmiyorum.
 
“Kahredici şüphe” İçimizi Kemirirken...
Demek ki; yüzde 50 oyla, bir partiye parlamentoda yüzde 65’in üzerinde milletvekili sahibi yapan “seçimde ve temsilde adalete aykırı” böylesine bir seçim sisteminden kurtulabilmek için daha çok söyleyeceğiz, yazacağız, çizeceğiz. Ta ki, bizi yönetenler, biz seçmenlere gerçeğe yakın demokrasiyi uygun görene kadar.
Aslında 2011 genel seçimlerinde ve 30 Mart 2014 seçimlerinde “haksızlık” iddiasıyla ortaya çıkan insanların “itiraz metinleri”ne bakıldığında, kişisel irademizin temsil belgesi olarak teslim ettiğimiz oylarımızın bile doğru sayılmamışlığı gibi bir gerçekle, ya da kahredici bir şüphe ile karşı karşıyayız.
Daha “oy saymasını bile bilmeyen bir ülke” konumundan kurtulmayı içimize sindirmiş görünerek, “sistem üzerinde yoğunlaşmayı” önceliksiz bulduğumu söyleyebilirim.
 
 
Tarafın Oluşturduğu“Tarafsız” Kurum...
Bunun devamı olarak da, hangi sistemle olursa olsun, öncelikle hakkında gelmemiz gereken şu gerçekleri sıralayabilirim:
Oylarımızı, tercih ettiğimiz partilere göre dağılımı yapmak üzere emanet ettiğimiz Yüksek Seçim Kurulu’nun mutlak tarafsızlığına gönülden inanmamız gerekir. Kısa süreliğine bu kurumun “tarafsız” olduğunu düşünsek, oylarımızın “adreslerine kayıpsız teslim edilmişliğine” inansak bile içimizi kemiren ve olumsuz örneklerle sürekli beslenen şu sorulara aklı başında bir cevap verilebilir mi?
1- Bu kurum madem tarafsız, o halde diğerleriyle birlikte seçime gidecek partinin yetkilileri tarafından oluşturulmuş olduğunda bir “cinlik” yok mu?
2- Açıkladığı sonuçları, en şüphecilerin bile gönül rahatlığı ile kabul edebileceği tarafsız bir kurum oluşturulmamasının önündeki “engeller”in gerçek amacı ne olabilir?
3- Bu ülkenin düşünen insanları, birilerinin her ne pahasına olursa olsun, demokrasinin ön şartı oy sayımını tarafsız bir kuruma emanet etmemekte direnmesinin altındaki “gerçeği” anlamıyorlar mı?
O halde hangi sistemle olursa olsun, önce sandık başına gidecek vatandaşların oylarını, hiç bir şüpheye yer vermeyecek şekilde adreslerine teslim edecek bağımsız bir “oy sayma kurulu”na şiddetle ihtiyacımız var.
Önce bu, “sayı saymasını bilmeme şüphesini yaşatan ve besleyen demokrasi garabeti”nin hakkından gelmemiz gerekir.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN