Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


‘Terörist’ten Kahraman Yaratmak!..

Yayınlanma Tarihi : 02 - 06 - 2014 : 12:16
Bir süredir “her an karşıma çıkması kuvvetle muhtemel korku filmleri”nden korunmak için kendime “televizyon yasağı” uyguluyordum. Ancak geçtiğimiz Cumartesi “Gezi Parkı Eylemleri”nin başlangıç yıldönümü nedeniyle meydana gelen olayları izlemek üzere uzun saatlerimi “haberden anında haberdar olmak” adına televizyon başında geçirdim. Bazı kanallar “normal” yayınını sürdürürken, bazıları da “Polisimizin Taksim Müdafaası”nı canlı canlı veriyordu.
Akşam saatlerinde, ise CNN Türk’te “Gezinin Gözleri” isimli programa takılıp kaldım...
Atalarımızın “ateş düştüğü yeri yakar” sözü, yüzümde tokat gibi patladı...
Gencecik insanlar gözünü, ya da gözlerini kaybetmiş, güzelim yüzleri adeta darmadağın olmuştu... Kimisi yaşama yeniden tutunmaya çalışıyor, kimisi de, kendilerini bu hale getiren polisleri cezalandıracak “yeterli delil” bulunamadığını, bulunanların da savcılar tarafından “yetersiz” bulunduğunu anlatıyordu... Kimisi, kendisini “yarım insan” haline getiren eylemlere bilerek ve isteyerek katıldığını anlatırken, kimisi de “sadece işten çıkmış eve gidiyordum...” diyordu...
 
Siyasi İstismar Konusu Bile Yaptık
İnsanın insana yaptığı karşısındaki tepkimi, kızgınlığımı bir kenara bırakıp, kendimi devlet gücünü elinde bulunduranlar, diledikleri gibi yönlendirenler gibi düşünmeye zorladım; “Bu çapulculara, anayasal düzeni, halk iradesini zorlayanlara, ‘arpası fazla gelmiş’ teröristlere, her ne pahasına olursa olsun haddini bildirmeli... Dillerine doladıkları insan hakların, kişisel özgürlüklerin, diledikleri meydanda hükümet aleyhine eylem yapmak olmadığını anlayacakları dilde anlatmalı...”
Gerilere gidiyorum; bir zamanların hükümetlerinin yönetim biçimine, anayasal düzenine karşı çıkan “teröristler” vardı. O dönemlerin “Gezi Parkı eylemcileri” vardı. Üstelik hepsi polisin, jandarmanın peşinde olduğu birer “kanun kaçağı” durumundaydı.
Ancak aradan geçen zaman, “devrin eylemcileri”ni, ölümlerinden sonra bile olsa temize çıkardı. Onları bu yıllarda sevgi ile, saygı ile anar olduk. O gencecik fidanlarımızı hayatlarının baharında asanları lanetleyerek, hepsini birer “devrim şehidi” olarak ilan ettik. Daha da ileri gidip siyasi istismar konusu yaptık. Kendilerine yaşatılan insanlık dramlarını Meclis kürsülerinden anlatıp, geride bıraktıkları analarına, babalarına, sevgililerine yazdıkları veda mektuplarını gözyaşları içinde okuduk... Geçmişin güç sahiplerini ise, “bir yolunu bulup cezalandırma yolu”na gittik.
 
“Taksim’in Namusu”nu Kurtarırken
Gelmek istediğim nokta şudur; bugünün milli iradesi ve bunun verdiği gücü sonuna kadar kullananlar ve her ne pahasına olursa olsun kullanacaklarını da resmen ilan edenler, gün gelip, devir değiştiğinde, bu günlerin ölülerinin, sakatlarını, tekmelenmişlerinin, geleceğin “anayasal düzeninin, milli iradesi”nin temsilcileri tarafından birer “kahraman” gibi anılacağı gerçeğini bilmeliler ve ara sıra da olsa akıllarına getirmeliler.
Tıpkı, geçmişin teröristlerini, bu günün siyasilerinin minnetle, şükranla andığı gibi...
*
Bir aykırı soru ile bu yazıyı noktalayalım; “Taksim’in namusu”, sınırlarımız içinde teröristlerin yol kesmesinden, vatandaşlarımızı kimlik kontrolundan geçirmiş olmalarından, devlet görevlilerini, doğup doydukları ülkenin insanlarına silah doğrultacak birer terörist yapılmak üzere 14-15 yaşındaki çocuklarının kaçırılmış olmasından daha mı önemlidir?...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN