Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


“Sessiz Güç”ten Ses Duymak!...

Yayınlanma Tarihi : 31 - 05 - 2014 : 12:11
İzmir’in en büyük sivil toplum örgütü, yaklaşık 66 bin üyesiyle İzmir Ticaret Odası’dır (İZTO). Buna eş ve çocukları, her üyenin yanında ve şirketi bünyesinde çalışanları da katarsak, İzmir’in yaklaşık 3’te 1’inin (1.200 bin kişi) İzmir Ticaret Odası ile şu veya bu şekildi ilişkisi olduğu sonucuna kadar ulaşabiliriz. İşin bir de ekonomi ve ticaret yönüne bakarsak “İzmir’in çatısı, Ticaret Odası üyelerinin omuzunda” diyebilirz.
 
Bu gerçeklerin ışığında zaman zaman aklıma şöyle bir soru takılmaktadır; Bu kadar büyük ve kapsamlı bir sivil toplum örgütünün temsilcisi ve temsilcileri, yaşadığımız ve yaşamakta olduğumuz bunca “dipsiz-sapsız çalkantı”, yaratılan “suni gündemler”, bunun sonucu olarak uluslararası değerlendirme kuruluşları, finans kuruluşları ve özellikle de “çeyrek üyesi” sayıldığımız AB kanadından gelen olumsuzluk notları karşısında neden bu kadar sessizdir?
 
Durumun zor olduğunu, her sesini yükselten kurum üyelerinin, “dolaylı cezalandırmaya” hedef olduğunu, bu suskunluğun da “bunca üyenin iyi-kötü yürüyen sistemine, geçim düzenine zarar vermeme” düşüncesinden kaynaklandığını tahmin etsem de, yine de içimden yükselen “eksik bir şeyler var” sesini bastıramıyorum.
 
Bu Kabullenmişlik Neden?
 
İzmir son aylarda, üzerinde en çok mutabakat sağlaması, hangi siyasi görüşten olursa olsun birlik ve beraberlik içinde mücadele verilmesi, hemşerilik duygularını sonuna kadar kabartması gereken bir haksızlık yaşıyor, 100 yılı aşkın bir zamandır biriktirdiği gayrimenkuller, “satılıp genel bütçeye kaynak olmak” üzere bu kent insanının elinden alınıyor.
 
Böylesine bir haksızlık, resmen “el koyma” olayı karşısında bakıyorsunuz, bir-iki gazeteci, Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ve arkadaşları, doğal olarak bir de muhalefet partisi sözcüleri dışında kimseden ses-seda yok. Böylesine bir “hemşerilik” olayında asıl sesini yükseltmesi gereken İZTO gibi sivil toplum örgütlerinin yöneticileri, büyük bir “kabullenmişlik” içinde...
 
Benim bu “saf hemşerilik sitemim” karşısında bazı “eleştiri tahammülsüzleri”nin çıkıp, “ne yapalım; sokağa mı dökülelim, kanunsuz eylem mi yapalım (!)” diye şiddetle savunmaya geçeceklerinden adım gibi eminim. Bilmeliler ki; kimseden “kanunsuz eylem” gibi bir beklentim asla yoktur... Ancak, bu kentte doğan, doğmamış olsa da doyan bunca insanı çatıları altında barındıran bunca sivil toplum örgütünün “bu kentin tapulu mallarının, bu kent insanının eğitimi, sağlığı, ihtiyaç duyduğu sosyal tesislerinin yapımı için kullanılması gerektiği” gibi bir ortak metne imza atmış olmalarını da beklerken, ardından şu soruyu da sorarım; bu kentin insanı olarak böylesine bir haksızlık karşısında birlik-beraberlik içinde olamayacaksak, hangi sorun karşısında olacağız?
 
“Geri Bırakılmışlık” Gerçeği...
 
Yazının başında yaptığım İZTO girişine dönelim... Sözü, bir zamanlar, nereden gelirse gelsin her “yanlışa” karşı çıkması ile tanıdığımız, ancak son yıllarda “sessiz güç” olmayı tercih eden İZTO Başkanı Ekrem Demirtaş’a getirmek istiyorum. İzmir’in 1.700’e yakın 600 tapulu malı elinden alınırken, Başkan Bey’in bu konudaki eleştirisinin, bir zamanlar İZTO adına üzerinde projeler geliştirip resmen istediği Sümerbank Arazisi üzerinde yoğunlaşmasını, bu konuda söylediklerinin tamamına katılsam da, siteminin içinde, bu kentin “geri bırakılmışlık gerçeği”ni barındırmış olduğunu kabullensem de yadırgadığımı içtenlikle belirtmek isterim.
 
Bu kentin yıllardır, “hükümete 12 verip 1 alan, belediyelere gönderilen yasal vergi payları bile başına kakılan bir kent durumunda olması” kimin hoşuna gidiyor?
 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN