Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Ülkede Seçilmişler, Atanmışlardan Önce Gelir...

Yayınlanma Tarihi : 21 - 05 - 2014 : 14:58
İdarede zaman bir düzen ölçütü olarak kullanılır mı?
Evet! Kullanılır; hatta zaman, kural sistemi oluşturmanın en önemli aracıdır.
Böyle bir sorunun cevabı aşikâr iken, özel yorumlar getirerek, düzenlemeler yapmanın anlamı olur mu?
Hayır, olmaz: Çünkü bu üsluba abes denir... Devlet yönetiminde abesin yeri olmaz...
Yani, mantıklı bağlantı münasebeti yoksa ifade anlamsız, hüküm isabetsiz demektir...
 
Önemli bir tespitte bulunalım: Şöyle ki,
Eğer ülkenin devlet başkanı, doğrudan halk tarafından seçiliyorsa, Tayyip Bey’in sıklıkla gündeme getirdiği tespit cümlesini kutsamak gerekir.
Tayyip Bey her vesile ile der ki, “ülkede seçilmişler, atanmışlardan önce gelir”.
Şu anda Tayyip Bey, devletin en yüce makamına seçilmek üzere vaktin dolmasını beklemektedir.
Peki, Tayyip Bey, hemen her vesileyle gündeme getirdiği bu isabet hükmünü sadece kendisi için mi istemektedir?
Eğer böyleyse bu isteğe bencil eğilimler olarak bakılır. Yok, öyle değil de, bir kural olarak bakılıyorsa, bu hükmün mutlaka en genel kapsamlı hale gelmesini sağlamak durumundadır.
 
Değerli okuyucularım, çok yakında göreceksiniz, kentlerin yönetimi atanmışların elinden alınıp, seçilmişlerin iradesine ve otoritesine verilecektir.
Neden? Çünkü akıllı olan iş budur da ondan...
İşte örneği: 91 yıldan beri devlet başkanı parlamenter sistem içeriğinde seçildi.
Şimdi makule yaklaşmanın kararlılığı ile sistemi değiştiriyoruz. Artık devletin başını halkın doğrudan iradesiyle (seçimiyle) belirleyeceğiz.
Karar isabetli ise, amaç, yöntemi haklı çıkarır...
Yani, seçimle belirlenen cumhurbaşkanının illerdeki temsilcileri olan valilerin de seçimle göreve getirilmeleri gerekir. 
Cumhurbaşkanının ilk kez, doğrudan seçilmesi örneği yaşanınca, yapılması gereken ilk iş valilerin de bu yöntemle belirlenmesi olmalıdır.
 
Bu konu neden önemlidir?
İzmir Özel İdare mallarının paylaşımı konusunda atanmışla, seçilmiş arasında anlaşmazlık çıktı. 
Böyle bir durumda “Nuh diyen, peygamber demedikçe” makul bir çözüm sağlanamaz. İzmir bunun şimdiye kadar görünen tek örneğini sergiliyor. 
Vali Toprak ile Belediye Başkanı Kocaoğlu arasındaki ihtilaf, tipik bir atanmışlık direnciyle, seçilmişin önüne konulan sıradan bir engelleme örneği oluyor. 
Vali Bey, bu ihtilafta “kanun ne diyorsa ol olur” diyormuş. 
Ama kanunda “malların tümü büyük-şehir belediyesine verilmez” demiyor ki...
İşte idarecinin makul ve isabetli olması bu noktada önem taşıyor.
 
Vali, devletin atadığı yetkilidir. Görev tarifi bellidir. 
Belediye Reisi halkın seçtiği yetkilidir. Görev tarifi bellidir.
Eğer kentin hizmet anlayışında ihtilaf yaratılıyorsa, atanmışların, seçilmişleri zora sokmaları makul karşılanamaz.
Yakında valiler de atanmak yerine seçilerek belirlenirse hiç şaşmayın...
Akıl elbette ki önemlidir. Ama adil akıl önemlidir... 
Çünkü makul düşüncemin temeli budur. İnatlaşmakla sonuca varmış tek isabet örneği yoktur. 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Merkel Şemsiyesi
(17 - 02 - 2016)
İZBAN Ar İle İftihar
(16 - 02 - 2016)
PYD ve YPG Sorunu
(15 - 02 - 2016)
Huzur ve Özgürlük
(13 - 02 - 2016)
Bir Nefret Suçu
(12 - 02 - 2016)
Numan Bey’in Yorum Farkı
(10 - 02 - 2016)
Yanlış Fezlekeler
(06 - 02 - 2016)
Kesin İhraç
(05 - 02 - 2016)
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN