Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Biz Bu Canları Neden Kaybettik?

Yayınlanma Tarihi : 21 - 05 - 2014 : 14:56
Tarihimiz’in “en fazla can alan maden kazası” olarak kayıtlara geçen Soma Faciası, halen aynı veya benzer şartlarda “ölüm vardiyaları”na çıkan 50 bin madencimizin hayatını koruyacak dersler çıkarıp, tedbirler almak yerine “kavram kargaşaları” arasında “Türkiye gerçekleri” arasına tıkılmaya çalışılmaktadır.
 
Bu güne kadar o ölüm madeninde 16 kez denetime “haberli”e giden devlet kurumlarının temsilcilerinin hazırladıkları “işe devam” raporları ortada dururken, kimse çıkıp da “arkadaş sen bu madene denetime gidip de bu raporları düzenlemişsin. Sana göre her şey normaldi de bu 301 canı neden kaybettik” dememektedir. Buna karşın, işe sadece maden işletmeci ve sorumlularının tutuklanması gibi, “kamuoyunun gazını alma”ya yönelik işlemlere yönelinmektedir. Bu da “eşek yerine semeri dövmek” gibi bir durumdur.
 
Nitekim ölüm madenine kuruluşundan bu yana 16 kez denetime giden sosyal güvenlik uzmanlarının, daha geçtiğimiz Mart’ın 13’ünde “dört gün süren denetim” sonrasında hazırladıkları rapor, tam da ilgili savcıların görev alanına girecek kadar vahimdir;
 
Teftiş tarihi itibariyle iş yerinde 4 kadın 2.944 erkek olmak üzere 2.948 çalışan istihdam edilmektedir. 2938 erkek çalışan, çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde çalışmaktadır.
 
İş yeri, 13,14,17,18.03.2014 tarihlerinde yapılan programlı teftişte noksan husus tespit edilmemiştir.
Eğer görevli savcılar işe, çalışanların hayatını güvence altına almakla görevli devlet adına denetim yapanlardan, “noksan husus tespit edilmemiştir” raporu düzenleyenlerden başlamıyorsa, geride kalan 50 madencinin de hayati tehlikesi devam ediyor ve maalesef edecektir demektir.
 
 
İzmir’in Mallarına “Teker” Takmak...
İzmir Valisi Mustafa Toprak’la, Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun basın üzerinden atışmaları sürerken, İzmirli’nin tapulu mallarının da bir bir “genel bütçeye katkı olmak, kente karşı üzerlerine düşen görevleri yapmayan, yeterli okul ve sosyal tesis kurmayan ilgili bakanlıklara ikramı” tüm hızıyla sürmektedir.
 
Vali Bey’in bu konudaki en sık söylemi “İzmir’in malları kanatlanıp uçmuyor ya. Hepsi de de yerinde duruyor...” gibi, “son derece sığ bir icraat savunması”ndan öteye gidememekte, işi “gayrimenkul taşıyacak bir lastik tekerlek sisteminin henüz icat edilmemişliğine” kadar vardırması, konuya, Valilik makamında bulunduğu İzmir’e İzmirli’ye bakış açısını da ortaya koymaktadır.
 
Vali Bey’in, elindeki “ustalık”la yazılmış ilgili kanun metnine bakarak “Burada özel idare malları ilgili belediyeye devredilir gibi bir madde yazmıyor” demiş olması, “genel bütçeye katkı amacıyla hazineye devredilir”in de yazmamış olduğunu farketmiş olması gerekir.
Aslında Vali Toprak’ın dikkate alması gereken gerçek, bazı şehirlerde özel idare mallarının doğrudan belediyelere devrini sağlayan “kanun maddesi”nin, İzmir’de neden uygulanmamışlığıdır.
 
İzmir Valisi’ne yakışan da, İzmirli’nin tapulu mallarının altına, merkezi hükümete katkı olmak üzere “tekerlek takmak” değil, İzmir’in yerel yönetimine güç katmak üzere İzmirli’nin elinde kalması yolunda çaba harcamış olmasıdır.
 
Kapatılan İzmir Özel İdaresi’nin malları üzerinde halen yürütülen “dağıtım”, özel idarelerin kuruluş ve görev amaçlarına aykırıdır. Bu yönde harekete geçmek de, başta İzmir Barosu olmak üzere diğer sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin üzerine düşen çok önemli bir görevdir.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN