Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Soma’da Ölümü Kader Edinmek...

Yayınlanma Tarihi : 15 - 05 - 2014 : 13:41
Soma sıklıkla gidip geldiğim, is kokan, kömür kokan, baca dumanı kokan havasını ilk teneffüs etmeye başladığımda, karşıma çıkan ilk insana “siz burada nasıl yaşıyorsunuz?” sorusunu yönelttiğimde, yakınma yerine “biz bu hayata alıştık” cevabını aldığım yerdir.
Ekonomisi kömür, elektrik enerjisi ve nakliye sektörü üzerine dönen, ekilir-biçilir toprak yoksunu ilçede yaşayan her sınıftan on binler, dönen ekonomi çarkı ne kadar acımasız, ne kadar zehirli, ne kadar tedbirsiz, standartsız hatta ölüm pahasına devam etse de, yoksul insanların evine giren, esnafa dağılan büyük para, bir çok şeyi gizlemeye yetmektedir.
Soma’nın kömür, termik santral kardeşi ilçelerimizden Yatağan’da sık sık rastladığımız çevre ve zehirli gaz eylemlerinin eşine ve benzerine Soma’da hiç bir zaman rastlanmamıştır.
Ziyaretlerim sırasında bu tespitimi paylaştığım Somalılar’ın, “lütfen buradan her hangi bir olumsuzluk yazma. Bir maden ocağının kapanması, bir zehir bacasının dumanının kesilmesi, esnafından işçisine, nakliyecisine kadar hepimizi etkiler” sözleri kulağımda hala çınlamaktadır.
Çünkü Somalı, zehirli havayı, ne zaman nerede geleceği bilinmeyen ölümü adeta kendisine kader edinmiş, canlarını cananlarını tedbirden önce Yüce Yaratan’a emanet etmiştir.
 
“Yüksek Duvarlar”a Çarpan Cezalar...
Geçim kaynaklarının sekteye uğramaması için, yaşadıkları ağır çevre ve çalışma koşullarının düzeltilmesi için “ağlamayan” Somalılar’a, hükümet de bu anlamda yeterli ilgi ve alakayı göstermemiş, aldığı enerjinin, aldığı kömürün, onu istenen yere götüren nakliyecinin hakkını vermekle yetinmiştir. Kendimi “testi kırılınca akıl veren çok olur” sınıfına sokmak istemesem de, yaşanan büyük faciadan her kademeden yöneticiyi, bakanı, valiyi, kaymakamı, siyasiyi, müfettişi, “her şey yolunda” raporu düzenleyenlerin ağır sorumluluğunu, kaybettiğimiz yüzlerce canın, alev alev tutuşturduğumuz binlerce yüreğin, öksüz bıraktığımız çocukların, yasa boğduğumuz ulusumuz adına görmezden gelemem. Bir yerlere çarpıp dönmüş cezaların, olumsuzluk raporlarının, kapatma kararlarının varlığını da bilirim. Bu tür “kayırmalar”ın sahiplerini de “bu kanda pay sahibi” ilan ederim.
 
Muhalefet de Doğruyu Söyleyebilir...
“Geliyorum” diyen felakete dikkat çekmek, her gün yeraltının derinliklerine doğru ölüm yolculuğuna çıkan on binlerin hayatlarını olabildiğince tedbire bağlamak amacıyla muhalefet milletvekillerinin Meclis’e verdiği “araştırma önergesi”nin varlığının yanında, kayıtsız şartsız reddedilmiş olduğu gerçeğini unutmamak lazım. O önergenin “siz bilemezsiniz, biz biliriz” yönlendirilmişliği ile kulak arkası edilmiş olduğunu da...
 
Ortadaki olaya “Allah’ın çizdiği kader”in tezahürü diyemeyiz. Aslında bugüne kadar yaşanmış her facianın ardından komisyonlar kurduk, tedbirler aldık, kanunlar çıkardık, yönetmelikler hazırladık. Acımız hafiflemeye, yaşanmış facialar biraz da toplum tarafından unutulmaya başladığında her şeyin “Türkiye gerçeklerine uygun” hale gelip “elimizdeki olanaklar bu kadar”a indirgendiğine, ilgili yönetmelik ve kanunların rafa kaldırıldığına şahit olduk. Her acıdan çıkarılacak ders, gelecekte benzerlerinin yaşanmamasını önlemek içindir.
Maalesef yaşamaya devam ettiğimize göre, demek ki ders çıkarmasını bile bilmiyoruz.
 
Benzerlerinden Yüce Allah korusun diyor, herkesin olaydan sonra ettiği şu gereksiz, asla kullanmak durumunda kalmak istemediğim lafı ben de tekrarlıyorum: Allah’tan, bir lokma ekmek uğruna hayatlarını kaybedenlere rahmet, kederli ailelerine başsağlığı dilerim...
Allah bir daha kullandırmasın...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN