Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Kitaptaki Cezalar Can Kurtarmaz...

Yayınlanma Tarihi : 12 - 05 - 2014 : 11:30
Gazete ve televizyonların “flaş haber”lerinden birisiydi; daha önce evlendiği iki kadını öldüren vatandaş, toplam 9.5 yıl hapis yattıktan sonra çıkmış, yine bir televizyon kanalı aracılığıyla evlenmek istiyordu. Bir anda “Türkiye’de günün adamı” haline gelen o kişi, kendisine “bu cinayetlerden sonra seninle kim evlenir?” diye mikrofon uzatan muhabirlere “biz insan değil miyiz?” cinsinden cevaplar veriyordu.
 
Bu yaşanmışlıklar paralelinde bakıyorum; “ahlaklı insan yetiştirme hedefi”nde tam bir başarısızlığa uğramış hükümet, günden güne artan kadın ve çocuk cinayetleri konusunda yeni tedbirler peşine düşmüştür. İlk akla gelen de “bir türlü adam olmayan” anne-babaların çocuklarına “çığlık atmayı öğretme” önerisi olmuştur.
 
Devamında da cezaların azlığı akla gelirken, iş “asmalı bunları”ya kadar getirmiştir.
Şimdilerde hazırlık çocuk ve kadın istismarcılarına, saldırganlarına, katillerine verilen cezaların artırılma çalışmalarının sürdüğünü zannediyorum.
Ancak burada akla gelen şudur; evlendiği iki kadını öldürdükten sonra “cezası çekip çıkan” şimdilerde neredeyse öldürecek üçüncü kadın aramaya çıkan vatandaş, Türk Ceza Kanunu’nda cinayetler için yazan cezaların azlığından mı 9.5 yıl yatıp çıkmıştır, yoksa afların, cezaları sınıflandırmadan “kuşa döndüren infaz sisteminin” eseri olarak mı?
 
Önce “Yakalayacak Sistem” Gerek...
 
Hani her bayram tatilinde yollarımız kan gölüne döner, ocaklar söner, günahsız insanlar direksiyon başındaki bir “günahkar”ın hatalı araç kullanması sonucu öbür dünyayı boylar. Yöneticilerimiz dahil çoğunluğun aklına ilk gelen “cezaların yetersizliği” olur. Bu “teşhis” de beni her defasında sinirlendirir; uygulanmayan, cezalar ne kadar yüksek olursa olsun, caydırıcılıktan uzaktır. Örneğin kırmızı ışıkta geçmiş olmanın cezası günümüz parası 150 lira civarındadır (asgari ücretin 5’te biri) ve ülkemiz şartlarına göre hiç de az bir rakam değildir. Ama gel gör ki, her kırmızı ışıkta geçeni cezalandıracak sistem henüz ortada yoktur. Bin kişi geçer, polis tesadüfen bir kişinin yakasına yapışır.
Örneğin bir vatandaş Karşıyaka’dan girip, onlarca kırmızı ışığı ihlal ede ede Narlıdere’den çıksa... Sizce kaç lira ceza alır ya da ceza alma ihtimali kaçta kaçtır? Bana göre; en iyimser tahminle yakalanma oranı yüzde 10 bile değildir. O da işlediği onlarca trafik su sadece birinden...
Peki benzer bir “trafik sapığı” Berlin, Paris, Londra sokaklarında benzer bir denemeye çıksa... Emin olun; işlediği 10 trafik suçundan en az dokuzunda cezalandırıldığı gibi, sadece “parasını bastırıp, cezasını ödemekle” de kurtulamaz.
 
Koruyamayanlara da Ceza Olmalı...
 
Cezalar artırıldıkça değil, tavizsiz uygulandıkça, “yakalayacak” sistemi güçlendirdikçe caydırıcı olur... Hunharca öldürülen bunca kadının, savcılıktan, polisten, validen koruma istemiş olduğu, mahkemelerin verdiği öldürme eğiliminde olan yeni veya eski kocanın, “yaklaşmama” cezası ile donatılmış olduğu, buna rağmen öldürülmüşlükleri de unutulmamalıdır. 
 
“Aile meclisleri”nde kararlaştırılan “namus infazları”nın, minicik yavruların “büyüklerinden intikam” için öldürülmüş olmasının altında yatan “ilk çağ” kini ile birlikte, “aile terbiyesi” dahilinde olan “Kocadır... Sever de döver de...” anlayışının, çaresiz kadınların baba evi ile bir gün cinayete kadar uzanacak “koca dayağı” hoş görüsünün kökenlerine kadar inilmelidir.
 
Gelişmiş ülkelerde, şimdilerde önlemek için çareler aradığımız canavarlıklar neden gelişmiş ülkelerde azdır da bizde çoktur?
Çözüm bu sorunun cevabındadır ve bu da bir siyasetçi işinden önce, uzmanların işidir...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN