Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Belediyelerde Müteahhit Meclis Üyeleri ve Başkan

Yayınlanma Tarihi : 18 - 04 - 2014 : 10:18
Yerel seçimlerin üzerinden nerdeyse üç hafta geçti ama tartışmaları bitmek bilmiyor.
 
Yeni seçilen birçok başkan "ben bu borçlarla ne yapacağım. Maaşları bile ödeyemem" derken, kimisi de başkanlık makamının kapılarını söktürerek sözüm ona ne kadar halkçı olduğunun ispatı ve şovu peşinde.
 
Ama en önemli tartışma Ak Parti'de yaşanıyor.
 
Ak Parti’den Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday olan Binali Yıldırım seçimden sonra çok haklı bir çıkış yaparak müteahhitlik yapan meclis üyelerinin imar komisyonlarında görev almamalarını istedi.
 
Yıldırım’a rağmen bazı belediyelerde müteahhitler komisyonlara seçilince AKP’li milletvekilleri Ali Aşlık ve Aydın Şengül topa girerek uygulamayı eleştirdiler ve "en ufak bir yanlışta gözlerinin yaşına bakmayız" dediler.
 
Bu söylem AKP’deki fırtınayı daha da arttırdı bu kelimeleri hazmedemeyen Ak Partili belediye meclis üyesi Kenan Çakar "Bu bakış, gelmiş gelecek tüm ilçe meclis üyelerini, çalışkan bürokrat ve memurları itham eden kabul edilemez bir yaklaşımdır” diyerek partisinden istifa etti.
 
Doğruları, Binali Yıldırım, Ali Aşlık ve Aydın Şengül söylemiştir.
 
Bir anlamda meclis üyeliği gönüllülük esasına dayanır.
 
Onun için her türlü ranta açık bu tip komisyonlarda o komisyonun iştigal alanına giren işi yapan üyeler görev almamalıdır.
 
Kesin kez etik değildir ve bunun geçmişte çok kötü örnekleri yaşanmıştır.
 
İzmir’deki tartışılan bu konu ne yazık ki sadece meclis üyeleriyle sınırlı değil. 
 
Seçilmeden önce müteahhitlik yapan belediye başkanlarımız da var.
 
Müteahhit ve mühendisdir diye belediye başkanı seçilemez diye bir kural yok.
 
Ama seçildikten sonra yapması ilk iş ya şirketini kapatmak ya da başka birine devretmek olmalıdır.
 
Bir örnek vereyim.
 
Bornova Belediye Başkanı seçilen Olgun Atilla yüksek mimardır. Aday olmadan önce Bornova'da kaliteli yapılara imza atarak yap-satçılık yapmıştır.
 
Babası da öyle.
 
Baba-oğul Atilla'lar bu nedenle önümüzdeki beş yıl çok dikkatli olmak zorundadırlar.
 
Ne yazık ki, milletin ağzı torba değil ki, büzülebilsin.
 
Bilen bilmeyen şimdiden konuşmaya başladı.
 
Milletvekili veya belediye başkanı seçilenler, seçimlerden hemen sonra yaptıkları açıklamayla görev sürelerinin bitimine kadar kendi işlerini dondurduklarını veya devrettiklerini belirtirler.
 
Şimdi Olgun Atila’ya düşen görev başta Bornovalılar olmak üzere İzmirlilere en kısa sürede böyle bir açıklama yapmasıdır. 
 
Yanlış anlaşılmasın; kesinlikle Atila ailesinin başkanlık makamını kendi çıkarlarına kullanacağı gibi bir izlenim yaratmak peşinde değilim.
 
Aklımdan bile geçmez.
 
Sadece, genç bir siyasetçiyi ve belediye başkanı seçilen Olgun Atilla'yı, dedikoducuların ve "çamur at izi kalsın"cılar şerrinden uzak tutmak istiyorum.
 
Siyaset, başarı, şan, şöhret, itibar, makam, mevki gibi manevi kavramları kazandırırken maddi kayıplara da sebep olabilir.
 
Bu da siyasetin doğasında var.
 
Olması gereken de budur.
 
Şimdi bir sorum daha var;
 
İzmir gönüllü veya gönülsüz neden CHP’de birleşti.
 
Birçok seçmen "yetmez ama evet" demek zorunda kaldı.
 
İktidar partisinde siyaset yapanların akçeli işlerinden dolayı değil mi?
 
Bornova’nın yeni Başkanı Olgun Atila’nın görevi devraldığı Kamil Okyay Sındır, özellikle imar konuları ve plan değişikliklerinde Bornova’yı beş yıl müteahhit rantlarından uzak tutmuştur.
 
Biliyorum ki, genç Başkan Olgun Atilla da aynı yolda yürüyecektir.
 
Ama ben yine de bir hatırlatmak istedim...
 
Rant demişken, aklıma bir başka konu daha geldi; Ünlü Homeros Vadisi’ne sınır olan alanlar.
 
Yıllardır burası bazılarının iştahını kabartan bir bölge.
 
Bugün buraların imara açılması ile dedikodular yapılıyor.
 
Yine başka bir bölge Çiçekli ve Yaka Köyü.
 
Birinci derece doğal sit kapsamından çıkarılacağı konuşuluyor.
 
Homeros Vadisi etrafında bazı siyasetçilerin büyük arazileri olduğu söyleniyor.
 
Dedim ya, hepsi dedikodu ve "şehir efsanesi" gibi.
 
SON SÖZ VE BİR ÖZÜR:
2009 seçimlerinde Bayraklı’dan belediye başkanlığı için yarışan, AKP’den Müteahhit Selim Gökdemir’in adaylığına çok sert bir şekilde karşı çıkmıştım. Şansı olmasına rağmen bu yönünden dolayı kaybetmişti.
 
Benim görüşüme göre bir kişi hem avukat, hem savcı hem de hakim;
 
Yani, ruhsatı veren, denetleyen ve inşaatı yapan da aynı kişi olamaz.
 
Şimdi gel de Selim Gökdemir’den özür dileme....
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN