Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Süründürmeyen(!) İlaçlar

Yayınlanma Tarihi : 07 - 04 - 2014 : 13:16
Geçen hafta “süründüren ilaçlar” başlıklı yazıya İzmir Eczacı Odası’ndan “şaşkınlık ve üzüntü” bildiren açıklama geldi. Ne demişiz; hasta, doktorun yazdığı ilacı almaya gidince, eczacı alternatif sunuyor; “Yazılan ilacı almakta ısrarlıysanız, şu kadar katkı payı ödemek durumundasınız. Eğer ayrı etken maddeli şu “eş değer” ilacı almak isterseniz katkı payı ödemeyeceksiniz...”
Daha sonra eşimin ve benim aynı haftalarda yaşadığımız bir “eş değer ilaç” deneyimini anlatmış, eczacının önerdiği “eş değer ilaç”ı aldıktan sonra rahatsızlığımızın geçiyor gibi olsa da geçmediğini, sonra doktorun önerdiği ilaçla tedavi olduğumuzu yazmıştım.
Hastalar arasında sıklıkla yaşanan bu durum karşısında çevremdeki bazı vatandaşların “eş değer” bazı ilaçlar için kullandığı “taklit ilaç” yakıştırmasına da yer vermiştim. Bu değerlendirmedeki abartıyı kabul ediyorum. Ortada vatandaşı doğrudan ilgelendiren bir yaşanmışlık varsa, bu yakıştırmaların önüne geçmek de mümkün değildir. 
Sürekli değişen uygulamalar, “sağlık sisteminin tahsilat memurları” haline getirilen, eczacılar bir de Türkiye’ye pahalı ilaç satmakta direnen uluslararası ilaç firmalarının “katkı payı” seçeneği ile cezalandırılmasının da aracı haline getirilmektedir.
 
 
Sürekli Değişim, Baş Döndürüyor...
Açıklamayı gönderen İzmir Eczacı Odası Başkanı Tuncay Sayılkan “benim gibi duayen gazeteciye, yeterince araştırmadan yazı yazmayı yakıştıramadığı”nı, ilaç yazdırdığım doktorun “eş değer ilaç” kullanan vatandaşlardan dinlediği şikayetler ışığında söylediklerine de gönderme yapıp işi “farmakoloji eğitim de alan bir doktor”un, “eşdeğer ilaç”ı anlamadığına kadar vardırmış...
Tuncay Bey’e sormak gerek; sadece yaşadıklarımı yazarken acaba neyi araştıracaktım? Bünyemizde bulunan virüs veya mikropların, “eşdeğer ilaca” rağmen vücudumuzdan defolup gitmeleri için neden marka seçtiğini mi? Ya da işi gücü bırakıp, yanıma bir eş değer, bir de doktorun ilaçtan alıp içlerindeki “etken madde”nin tayinin yapacak laboratuvar aramaya mı çıksaydım. 
Tuncay Bey ayrıca, bunca “ders”ten sonra bir de hak tesliminde bulunup “Öncelikle, sağlıkta dönüşüm sürecinde yaşananlarla ilgili tespitlerinizi (tasarruf amaçlı uygulamalarla vatandaşın cebinden daha çok para çıktığı ve sağlık hizmetlerinin piyasalaştığını da ekleyerek) doğru bulduğumuzu bilmenizi isteriz” demiş. 
Yaşanmışlıklarla destekleyerek o yazıda demek istediğim tam da buydu...
 
 
Eczacılar da Şikayetçi Ama...
Nitekim yazıyı yazmadan önce 3 eczacıyla görüştüm. Sorularıma verdikleri yuvarlak cevaplardan çıkarabildiğim şudur; vatandaşın ilaç alımlarında her hafta değişen uygulamalarla, miktarı sürekli değişen katkı payı ödemelerine tepki gösterenlere “elimizden gelen bir şey yoktur” açıklamalarıyla zaten başı dönmüş eczacılar, “sistem dayatıcılar”ın, “sesi çıkanı cezalandırma” alışkanlığından çekiniyor.
Biz vatandaşların sürekli sikayet ve eleştirilerine yol açan uygulamaları “eczacıların kafasından uydurmadığını” biliyoruz.
Devamında da, 12 yıldır denemedik yöntem bırakmayanların, artık inadı bırakıp, biraz da sistemini oturtmuş ülkeleri örnek almalarını istiyoruz.
Bununla çok şey de istemiş sayılmayız...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN