Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Fransız Gibi Başkan Seçmek...

Yayınlanma Tarihi : 02 - 04 - 2014 : 13:34
Fransızlar 24 Mart 2014 Pazar günü yaklaşık 36 binden fazla yerleşim yerinde belediye başkanının belirlemek üzere sandık başına gitti. İçlerinde Paris’in de bulunduğu yaklaşık 200 belediyelikte, ilk turda yüzde 51 ve üzerinde oy bulamayan adaylardan ilk ikisi geçtiğimiz pazar kurulan sandıklarda yeniden yarıştı. İkinci turda yüzde 51 ve üzerinde oy alan adaylar belediye başkanlığın kazandı.
Yerel seçimlerde sağ ve sol partiler ittifak yaptı. Solun oyları yüzde 43’te kalırken, sağ ittifak oyların yüzde 45’ini aldı.
 
Başbakan Jean-Marc Ayrault, aldıkları yüzde 43’lük oyu “çok sayıda seçmenin hükümete güvenini yitirmesi” olarak değerlendirdi.
Fransa’da iktidar partisinin “başarısızlık” olarak değerlendirdiği yüzde 45 oyun 1 veya 1.5 üstü bizde “zafer” olarak kutlandı. “Meşhur konuşma” ile, geri kalan yüzde 55’e, yüzde 56’ya “meydan okuma ehliyeti” olarak değerlendirildi.
Yıllardır biz de, Türkiye’de bir çok alanda olduğu gibi yerel seçimlerde de adaletin olmadığını, gerçek demokrasiye uymadığını yazar çizer, yüzde 50’nin altında oyla koltuğa oturtulan belediye başkanının, halk çoğunluğu tarafından benimsenmemişliğini, yüzde 50’nin altında en yüksek oyu alan iki aday için yeniden sandık kurulmasını, vatandaşın iki aday arasında yeniden değerlendirme yapıp, birisini yüzde 51 ve üzerinde oyla iş başına getirilmesini savunur dururuz...
 
 
“Kapıp Kaçma” Demokrasisi...
Ancak, “demokrasi” adı altında “kapıp kaçma sistemi”ni benimsemiş olan siyasi partiler, böyle bir “demokratlığa” asla yanaşmamaktadır.
Demokrasinin olmazsa olmazı, yüzde 51 ve üzeridir. Yüzde 51’in altındaki tüm oylar, bir kişi veya grubu iş başına getirmeye yeterli değildir. Getirilse de demokrasinin ruhuna aykırıdır. Olsa olsa, demokrasinin “ucube hali”dir. Tıpkı bizde olduğu gibi.
Aynı durum parlamenter sistem için de geçerlidir. Yüzde 49 oyla, parlamentodaki milletvekili sayısının yüzde 68’ine sahip olabilmek, geri kalan yüzde 51’i yok saymaktır. Hele bu yüzde 68’lik parlamento çoğunluğu, tek kişinin iradesine, düşüncelerine, kafa yapısına kayıtsız şartsız senkronize hale gelmiş kişilerden oluştuğu, can yakan, vicdan sızlatan, “hesap-kitap işi” kanunların sabah sipariş edilip, tek kelimesini bile anlamayan, anlama çabasına girmeyen parlamento çoğunluğu tarafından sabah sipariş verilen kanunların akşama hazır hale geldiği bir düzene, aklı, vicdanı ve biraz da izanı olan kimse “demokrasi memokrasi” diyemez. 
 
 
CHP, Tarihi Farkı Kaçırmıştır...
Yukarıda belirtmeye çalıştığım “demokratik doğrular” ışığında, yüzde 50’nin altında oylarla koltuğa oturmaya hak kazanan adayların “kazanmışlığı”nı antidemokratik saysam da, geride bıraktığımız seçim sonuçları konusunda mini değerlendirmelerde bulunacağım.
Bir defa; CHP’lilerin İzmir seçimleri konusundaki “başarı” değerlendirmesini asla kabul edemem. 29 belediye başkanlığı ile girilen bir yerel seçimden, 22 ilçe belediye başkanlığı ile çıkmayı “başarı” olarak değerlendirmeyi olsa olsa “pişkinlik” olarak nitelendirebilirim.
Aday belirleme aşamasında, bir arkadaşımın söylediği ve hala kulaklarımda çınlayan cümle şuydu; CHP İzmir’de tarihi fark fırsatını kaçırmıştır...
Ortaya çıkan seçim sonuçları da, bu tespitin “tam isabet” olduğunu ortaya koymaktadır.
Hemen ardından şu eklemeyi de yapayım; İktidar Partisi’nin, seçim öncesi önümüze dayadığı “Büyükşehir Yasası”nın ne ifade ettiği, vatandaşa daha iyi hizmetten ziyade, yerel seçimlerde güçlü oldukları kırsal kesim oyları ile kent merkezlerinin oy dengesini kendi lehlerine bozma amacını taşıdığı, bunun da başarıldığı zannederim iyi anlaşılmıştır.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN