Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Demokrasinin Zalimliği Üzerine...

Yayınlanma Tarihi : 30 - 03 - 2014 : 16:22
Ve işte o gün geldi çattı... İnce eleyip sık dokuduk, “vatanımız” dedik, “vicdanımız” dedik, “çocuklarımızın, torunlarımızın geleceği” dedik, sağduyumuzun rehberliğinde sandık başına gidip, en kutsal vatandaşlık görevimizi yerine getirdik veya getirmek üzereyiz.
“Vatandaş” diye geçinip de, en önemli vatandaşlık görevini yerine getirmekten kaçanlar için söyleyecek bir söz bulamıyorum. 
Aslında buluyorum da, bulduğum her sıfat “hakaret unsuru” taşıyacağı, dolayısıyla suç olacağı için, onları sizlere havale ediyorum.
*
Demokratik rejim iyidir, hoştur da, “homojen” yani, toplum katmanları arasında büyük kültür uçurumları olmayan ülkeler için iyidir. 
Bizim gibi bir çok alanda gelişimini tamamlamamış, toplum katmanları arasındaki kültür uçurumu yıldan yıla açılmış ülkeler için, “en zalim rejim”e dönüşmektedir.
Bu seçimlerin sonucu ne olursa olsun, kabullenmek elbet de boynumuzun borcudur. Ama saygı duymak ayrı bir şey...
Konuyu uzatmadan, sizi antik çağın en renkli filozoflarından, yaklaşık 2.300 yaşındaki Diyojen’le baş başa bırakayım.
*Büyük İskender geziye çıkmıştı. Geçtiği noktalardaki insanlar yerlere kadar eğilirken Diyojen hiç istifini bozmadı bile. 
Çevresindekiler, “sen ne yapıyorsun, gelenin İskender olduğunu bilmiyor musun?” diye işi tartaklamaya kadar vardırdılar.
*
Diyojen “tanıyorum ve sizi de iyi biliyorum” diye cevap verdi.
İskender tartışmayı duymuştu. Diyojen’e yaklaşıp “O halde söyle... Ben kimim?” dedi.
Diyojen “Bendemin bendesisisin” (esirimin esirisin) cevabını verdi.
İskender sinirlenmişti. Atından indi, filozofa daha da yaklaşıp “Ne demek bu?” dedi.
- Sen toprak için insan öldürüyorsun. Dünya benim esirim, kölem. Sen de benim köleme köle olmuşsun. Kim kime ayağa kalkacak?
Diyojen’in büyük bir filozof olduğunu anlayan İskender “Dile benden ne dilersen!” dedi.
Filozofun cevabı kesindi; Gölge etme, başka ihsan istemem...
*
Yunan-Pers (İran) savaşları sırasında esir alınan İranlılar Atina Meydanı’nda satılığa çıkarılırlar. 
Askerlerin üzerindeki göz kamaştırıcı giysiler bir çırpıda satılmasına rağmen, esirlere kimse rağbet etmez.
O anda orada bulunan Diyojen kendi kendine söylenir;
- İnsan ne garip mahluk!... İğreti meziyetler üzerinden sökülüp atılınca, kendisi beş para bile etmiyor...
Diyojen fırsatını buldukça “Bir takım ehemmiyetsiz şeylerde insanların birbirlerinin önüne geçmeye çalıştıkları görülüyor. 
Fakat, fazilet yolunda öne geçmeye gayret eden kimse görünmüyor” dermiş.
*
Diyojen zaman zaman sokak ortasında durur “Heyyy! Adamlar... Adamlar...” diye bağırırmış. Bir kısım insanlar etrafına toplanınca “Ben adamları çağırıyorum, sizleri değil!” diyerek sopası ile kovalarmış.
Utancından yüzü kızaran bir delikanlıya Diyojen şöyle demiş:
- Aferin... İşte faziletin rengi budur...
“Bir zamanlar ben sizlere benziyordum. Ama sizlerin bana benzeyeceğiniz zaman hiç gelmeyecek” diyen Diyojen eklermiş; “Dengesiz arzular, insanları perişan eden felaketlerin kaynağıdır. 
Terbiye dairesinde söylenmiş bir söz, baldan örülmüş bir ağ gibidir...”
Seçimin sonucu ne olursa olsun, hepinize sağlık içinde mutluluklar dilerim.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN