Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Sıradanlaştırılan Kavramlar...

Yayınlanma Tarihi : 29 - 03 - 2014 : 11:44
Sosyal medyanın en önemli ayaklarından Twitter’den sonra YouTube’un da kepenklerini indirerek, “yasağı bol ülkeler kategorisi”ndeki yerimizi sağlamlaştırıp, demokratik dünya ile aramızdaki mesafeyi biraz daha açtık.
Twitter’ın kapatılma sabebini “sudan” bulsam da, YouTube için aynı değerlendirmedede bulunanam ve kapatılması için ortaya konan gerekçeden daha iyi bir gerekçe olamayacağını kabul etmek durumundayım. Elbette Türkiye’nin çok önemli “devlet sırları” ortalığa saçılmamalıydı.
Şimdi bir çok ağız diyor ki “bu bir vatan hainliği”dir...
Son yıllarda yaşadığımız bir çok ilk gibi, “vatan hainliği” gibi çok ağır, çok önemli, her fırsatta, her olay ve kişiye karşı kullanılamayacak, cezası “idama”a kadar uzanabilecek ağır bir suçtur. Görülüyor ki, ağır içerik taşıyan bu sıfat, en sıradan olayların yaratıcıları için bile kullanıla kullanıla adeta “yalama” haline getirilmiştir.
Gerçek bir “vatan hainliği” karşısında yeni bir sıfat ihtiyacımız şimdiden doğmuştur.
“Namussuzluk, alçaklık, adilik, ahlaksızlık” zaten günlük konuşmalarımızın, meydan nutuklarımızın vazgeçilmez kelimeleri haline geldi.
Peki bu “vatan hainliği”ni kim ya da kimler neden yapmıştır?
Bunca kaset, bilgi belge, ses ve görüntü kaydı ortalıkta uçuşurken, bunları vatandaşın duymaması için her türlü önlem alınırken, yayma kaynakları teknolojinin en son ürünleri kulanılarak, üzerine de bir ton para harcanarak kurutulurken, devletin en önemli kararlarını almak durumunda olanlar, bunca yaşanmışa rağmen neden bu kadar “dinlemeye ve kayıt yapıp yayma tehlikesi”ne karşı tedbirsiz kalmamalıydı.
“Hırsız tamam da, tedbirsiz ev sahibinin hiç mi suçu yok?” derken, insanın aklına “kötü şeyler” de gelmiyor değil. Başbakan “kapatacağız” diyor, “vatan hainleri” de, “madem kapatacaksın, buyur sana kapatmak için en geçerli sebep...” diyor...
Bizi her gün şoktan şoka sürükleyen olaylar, gelişmeler, yasaklamalar, engellemeler olurken, “bu da olmaz” diyebileceğimiz, bizi “aykırı düşünceler”den alıkoyacak cinsten bir şey kaldı mı ki...
Sonuçtan “vazife” çıkar mı?
Beklenen gün geldi çattı... Yarın sandık başına gidiyoruz. Yerelde belediye başkanı, belediye meclis üyesi seçeceğiz, aslında “genel seçim için oy verir gibi” yapacağız. Açıklanacak sonuçlarla belediye başkanları ve belediye meclis üyelerini koltuklara oturturken, en geniş kapsamlı siyasi anketin de aktörleri olacağız. Çıkan genel sonuç, seçmenin yüzde kaçının mevcut hükümete güvenip, yüzde kaçının güvenmediğini ortaya koyacak, sonuç ne olursa olsun hükümet önümüzdeki genel seçime kadar yoluna devam edecektir.
Geçmişte yaşadığımız deneyimler göstermiştir ki; çıkacak her türlü sonuç, bir kulpunu bulup başarı olarak değerlendirilecektir. Çünkü siyasilerimizin bu konuda son derece “iyi yetişmişlik”leri, bizlere defalarca örneği yaşatılan bir gerçektir.
Hükümet adına çıkacak olumsuz bir sonucun, hükümet icraatlarına bir ölçülendirme, alınacak karar ve çıkarılacak kanunlarda “muhalif düşüncelere saygı”yı da getirip getirmeyeceğini yaşayarak öğreneceğiz. Geçmiş icraatlara bakarak gelecektekileri tahmin edebiliyoruz ama, yine de “bir umut” demekten kendimizi alamıyoruz.
Allah hepimize bol bol akıl, firik, ölçü, izan versin...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN