Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Bir Veda, Bin Çağrı...

Yayınlanma Tarihi : 27 - 03 - 2014 : 11:51
Sadık Emre Çaputçu.. Bu genç dostum, Denizli Genç İşadamları Derneği’nin Yönetim Kurulu Başkanı..
Önceki gün “Bir veda, bin çağrı” başlığıyla bir mektup yolladı. Bugün satırlarının büyük bölümünü sizlerle de paylaşacağım.
Ancak, yazısının sonunu epey özetlemek zorunda kaldım, çünkü tamamen kendi siyasi görüşünü yansıtıp, Denizlililere o doğrultuda çağrıda bulunuyor.
Özele giren cümlelerini kendime sakladım, diğerlerini ise aynen iletiyorum.
*
- Sevgili üyeler, değerli hemşerilerim; sağlık koşullarım nedeniyle Denizli Genç İşadamları Derneği’nin Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üzülerek bırakıyorum.
- Ne yazık ki, son zamanlarda Türkiye’nin yaşadığı süreç; sağduyu sahibi, vatansever tüm yurttaşlarımızı olduğu gibi beni de derin endişeler içerisine sürüklemekte, vicdanları yaralamaktadır.
- Türkiye son 10 yıldır ekonomik anlamda şüphesiz çok önemli gelişmeler kaydetmiştir. 
- Ancak, aynı kararlılığı demokratikleşme, insan hakları ve bireysel hürriyetler konusunda ortaya koyamamaktadır.
- Böyle bir ortamda aktif siyaset, tüm bilinçli ve demokrat vatandaşlarımızın ilgi alanı içine girmelidir. 
- Veda niteliği taşıyan bu açıklamamda, hemşerilerime aktif siyasete katılma çağrısı yapmayı yurttaşlık görevi olarak görüyorum. 
 -Artık şu gerçek açık seçik ortadadır ki, nüfusun ciddi bir ekseriyeti, daha fazla özgürlük ve gerçek demokrasi istiyor.
- Bu ülkede çözüm siyasettir ve şüphesiz ki hukuka bağlı demokrat siyasettir. 
- Tüm hemşerilerimin oylarını mutlaka kullanmalarını, daha fazla demokratik hak ve özgürlük için seslerini ve iradelerini sandığa yansıtmalarını bekliyor; barışa, huzura ve müreffeh günlere kavuşma dileğiyle aklıselime davet ediyorum.
*
Sevgili Sadık Emre..
Ben bu satırlarını veda değil, kısa süreliğine “ara verme” olarak değerlendiriyorum.
Tedaviyle sağlığına kavuşacağına ve çok ilgi duyduğun siyasete de, diğer etkinliklere de kaldığın yerden devam edeceğine inanıyorum.
Zaten sen istesen de biz seni bırakmayız, çünkü bize daha epey lazımsın..
Şifalar diliyor, yeni mektuplarını bekliyorum.
 
Bu Olağanüstü Çabalar Koltukta da Sürer Umarım
Bu seçim takvimi sırasında en çok neyi beğendim biliyor musunuz?
- Başkan adaylarının muhteşem performanslarını, inanılmaz çalışma tempolarını, her yerde olma gayretlerini..
Geceleri yok, gündüzleri yok.
Baş döndürücü şekilde koşuşturuyorlar.
Diyeceksiniz ki, bu işler her seçim öncesi böyle olur, yeni bir keşif değil.
Doğru, fakat sanki bu defa olayı çok daha başka boyuta taşıdılar.
Sanıyorum ulaşım-erişim olanakları arttıkça, teknoloji geliştikçe, bütçeler fazlalaştıkça seçimin hızı da aynı oranda yükseliyor.
Liderlerden tutun, en küçük ilçenin adaylarına kadar hepsi insanüstü bir efor gösteriyor.
Kıyasıya mücadele nedeniyle, tek bir oyun kıymeti de artık daha iyi anlaşılıyor.
Kim ne derse desin, bu seçimin temposu geçen seçimlerin çok çok üzerinde..
Umarım aynı çalışkanlık, aynı özveri, koltuklara oturduktan sonra da devam eder..
 
Tembellik Etme Apo 
- PKK lideri Abdullah Öcalan, “Hükümetin hazırladığı yeni Anayasa’nın 40 maddesini ben yazdım” demiş.
- Eli değmişken diğer maddeleri de tamamlasa da, bizimkiler aralarında boşuna kavga etmeseler bari!..
 
G.Saray’ın Haberi Yok ki
- Mancini, “Galatasaray’a geleceğin takımını kurmak için gelmiştim, ama küfür işitmek zorunda değilim, çeker giderim” demiş.
- Bağıranları mazur görün beyefendi.. Onlar sizin bu sene laf olsun diye, beş kuruş almadan çalıştığınızı bilmiyorlar da, ondan böyle şey ediyorlar!..
 
Tapeleri Sevdiler de Ondan...
- Türkiye’de üç üniversitede özel dedektiflik dersleri verilmeye başlanmış ve derslere ilgi de büyükmüş.
- Belli ki tapeler, kasetler, gizli görüşmeler ailelerin pek hoşuna gitti, o yüzden de çocuklarını bu mesleğe yönlen-diriyorlar!..
 
Mor Gün Partisi Yaptınız mı?
Dün Dünya Epilepsi Günü’ydü, yani diğer adıyla “Mor Gün”..
Türkiye dahil pek çok ülkede Mor Gün (mor giyinerek epilepsi farkındalığını artırma) etkinlikleri düzenlendi.
Mor Gün fikri, 2008’de 9 yaşındaki Cassidy Megan adlı kız çocuğu tarafından, kendi epilepsisi ile mücadele ederken, Kanada’da ortaya çıktı.
 Cassidy, mor rengini bazı kültürlerde lavanta çiçeği “yalnızlığı” ifade ettiği için tercih etti.
Bizde “sara” da denilen bu epilepsili insanların bir çoğunun hissettiği “izolasyon” hissine karşılık geliyordu.
 Cassidy’nin amacı epilepsili hastaların yalnız olmadığını bilmelerini sağlamaktı.
O günden beri her 26 Mart “Mor Gün” olarak ele alınıyor ve insanlar mor renkte giyinerek hastalara destek verdiklerini göstermek istiyor.
*
Uzmanlar, bu konu hakkında önemle şu iki vurguyu yapıyorlar:
1- Epilepsi psikolojik bir hastalık değildir.
2- Epilepsi en sık görülen nörolojik hastalıklardan biridir.
*
Dünyada 50 milyon, Türkiye’de 800 bin kişi (400 binden fazlası çocuk) epilepsi ile mücadele ediyor.
Akraba evliliklerinin sık olması nedeniyle ise, bizde hastalığa daha sık rastlanıyor.
Eğer siz de epilepsi mücadelesine katkıda bulunmak isterseniz, bundan böyle 26 Mart’ı defterinize kaydedin.
O gün mor giyinerek, toplumda epilepsi farkındalığını yaratmaya yardımcı olun, herkesin de aynısını yapmasını sağlayın.
Bulunduğunuz yerlerde Mor Gün partisi düzenleyin, fonlar oluşturun.
Basit bir hareketle, özellikle küçük hastalara büyük bir destek vermiş olursunuz, bilesiniz.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN