Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Kırılganlık Kralının Gözyaşını Kim Silecek

Yayınlanma Tarihi : 20 - 03 - 2014 : 12:11
Gelişmekte olan 15 ülkenin ekonomik kırılganlıklarını ölçen endekste, hangi ülke birinci çıktı:
- Türkiye..
Peki, bu ne demek?
- Bu yıl Türkiye daha düşük bir büyümeye girecek demek..
- Daha yüksek bir enflasyonla karşılaşacak demek..
- Daha artan bir cari açığa ulaşacak demek..
- Daha büyüyen bir işsizliğe doğru gidecek demek..
*
Hal böyleyken, 2014 için öngörülen bu kötü tabloya nasıl “dur” diyeceğiz?
Buradan sonra sözü Çiğli Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Hilmi Uğurtaş’a bırakıyorum.
Uğurtaş’a göre, bu tabloya “dur” demenin ilk adımı, bu noktaya nasıl gelindiğinin çok iyi analiz edilmesinden geçiyor.
Yani, yapılan ekonomik hataları ortaya koymaktan..
Ki, Uğurtaş o hataları da tek tek sıralıyor:
*
HATA 1: Dış finansman imkanlarının azalacağı belli olan bir dönemde, dış finansmana olan ihtiyacımızdan ziyade, kamu tasarrufunu arttırıcı önlemlere odaklandık. Yani, iç piyasayı besleme durumunda olan kamu musluğunu tasarruf ile kapattık.
HATA 2: Cari işlemler açığımızın yüksek seyretmesinin en önemli nedenlerinden biri olan ithal tüketim mallarının sirkülasyonunu azaltacak, tüketici kredilerinin artışını önleyecek önlemleri almakta çok geç kaldık.
HATA 3: Faizi enflasyonun altında tutarak tüketimi özendirdik. Kur ciddi bir artış ivmesine girince apar topar faizi arttırdık ama köprü çoktan yıkılmıştı. Oysa faizin, serbest piyasa şartları içinde kendi dengesini bulmaya müsaade etmeliydik. Finansal piyasalarda Türkiye’ye gelen dış finansman miktarı üzerinde olumsuz değişim riskleri sürerken, liraya değer kaybettirme politikası için faiz indirdik. Kuru, enflasyonun üzerinde tutalım derken, enflasyonu elden kaçırdık.
HATA 4: Merkez Bankası elinde yeterli araçlar ve hatta güç yok iken, çok sayıda hedefi aynı anda vurmaya çalıştı. Özellikle kredi kullanma oranını kontrol altına alarak iç piyasayı yavaşlatma düşüncesi bankaların olur ve desteklerini almadıkları için yerini bulamadı. Merkez Bankası kararları ile bankacılık sistemi dinamikleri çelişti.
*
AOSB Başkanı Hilmi Uğurtaş, bu saptamaları yaptıktan sonra, çözüm yollarını da gösteriyor:
*
ÇÖZÜM 1: Ekonomik politikalarını, sanayi stratejilerini, üretim ve istihdam ilişkilerini, sanayisizleşmeye doğru giden ekonomik portföyü acilen bir bütün olarak tartışmaya açmalıyız.
ÇÖZÜM 2: Sağlam enformasyona dayanan, gerçekçi öngörüler ile olumsuz etkilerin varlığını engelleyebilmeli veya şiddeti azaltabilmeliyiz.
ÇÖZÜM 3: Ekonomi sahnesindeki tüm oyuncuların, ortak bir rol paylaşımı içinde, üzerlerine düşen görevi yapmalarını sağlamalıyız.
ÇÖZÜM 4: Ekonomimizi sağduyulu, yapıcı, suç ve suçlu aramaktan ziyade çözüm bulmaya odaklı platformlarda değerlendirmeliyiz.
ÇÖZÜM 5: Yapılması gerekenleri siyasi kaygılardan uzak bir biçimde gerçekleştirmeliyiz.
*
Kırılganlık şampiyonu Türkiye’nin gözyaşları ancak bu şekilde silinebilir..
O yüzden, birileri bu sözlere kulak verse iyi olacak..
 
İşte “Normal Başkan” Farkı
 
Çeşme’nin CHP’li Belediye Başkanı Faik Tütüncüoğlu’nun ne kadar dürüst, ne kadar mert, ne kadar kişilikli olduğunu anlatmaya gerek yok.
 
20 yıldır Çeşme’yi yönetiyor, artık onun kimliğini tanımayan kalmadı zaten..
Çeşme Belediyesi’nin mart ayı toplantısında, rakibi olan AK Partili meclis üyesi şöyle bir öneride bulunuyor:
- Belediyenin yaptırdığı öğrenci yurduna, Faik Tütüncüoğlu’nun adını verelim.
Diğerleri de öneriyi destekliyorlar.
Ama Tütüncüoğlu ne yapıyor?
- Teklifinize teşekkür ederim arkadaşlar, ancak bu kararın kendi başkanlık dönemimde alınmasını doğru bulmuyorum. Kendi ismimi, kendi yaptırdığım yurda vermeyi uygun görmüyorum. Bırakalım, bizden sonraki meclisler yurda istedikleri adı versinler.
Faik Tütüncüoğlu öneriyi reddederek burada da düzgün bir davranış sergiledi.
Tabii aslında normal olanı yaptı.
Ancak, etrafımızda o kadar tersi işlem görüyoruz ki, sıradan sayılması gereken şu gelişme bile hoşumuza gider oldu artık..
 
Çaktırmadan Köfteciye Dönüşmesin de..
 
Karşıyakalılar istasyon duyarlılığında ve tepkilerinde haklılar.
“Acaba, sessiz sedasız tarihi bir bina daha yok mu ediliyor” endişesindeler.
Çünkü, böyle “restorasyon” bahanesiyle yok edilen veya başka şeye, hatta köfteciye bile dönüştürülen pek çok binanın şahidi olduk hepimiz..
Bu tür hassas çalışmalarda doğru işlem şudur:
- Halka saygı nedeniyle, bölgede oturan vatandaşlara mektupla veya başka yollarda ön bilgi verilir.
- Ne yapılmak istendiği, neden restorasyona gidildiği anlatılır.
- Çalışmayı hangi firmanın, hangi izinler doğrultusunda gerçekleştireceği belirtilir.
- Anıtlar Kurulu’nun onayladığı restorasyon projesi binaya asılır.
- Vatandaşlar, proje tamamlandığında ortaya nasıl bir binanın çıkacağını görürler.
Sıradan bir apartman inşaatında bile panolarla aktarılan sözkonusu bilgiler, 1800’lü yılların sonunda yapılan ve birinci derece SİT kapsamında bulunan tarihi tren istasyonun çalışmasında saklanırsa, halk tabii ki tepki gösterir, yapısına-tarihine sahip çıkar.
Ayrıca..
 
DDY 3. Bölge Müdürü’nün “Binayı aslına uygun şekilde restore ediyoruz. Ya müze yapılacak ya da çeşitli etkinliklerde kullanılacak” açıklamasından anladığım kadarıyla, istasyon için henüz net bir karar da verilmemiş.
Verilse iyi olur, çünkü müze başka, çeşitli etkinlik ise bambaşka bir oluşum.
Hangisi olacağını bilelim artık..
 
Ya Mesiri Anlamazlarsa
 
- Manisalılar, mesir macununu yurt dışında spor faaliyetlerinde tanıtacaklarmış.
- Aman dikkat.. Doping malzemesi diye sayılıp, başınız derde girmesin bir de!..
 
Düğün Sonrasını Say da Görelim
 
- Fatih Terim’in kızı Buse, düğününe kaç ay, kaç gün, kaç saat, kaç dakika, kaç saniye kaldığını geriye doğru sayıyormuş.
- N’olmuş, bunu herkes yapar. Mühim olan evlendikten sonra ileriye doğru sayabilmek!..
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN