Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


Bu Seçmen, Bize Daha Çok Çektirir...

Yayınlanma Tarihi : 20 - 03 - 2014 : 12:06
Türk Emniyet Teşkilatı’nın “en ünlü” isimlerinden, Ergenekon ve Balyoz davalarının önemli aktörlerinden Ali Fuat Yılmazer’i dinlerken, bir kez daha güzelim ülkemin getirildiği durumlar karşısında derin üzüntüye kapıldım, her gün ortaya çıkanlarla yaşadığım şoklardan birini daha yaşadım. Yarın ortaya çıkacak her hangi bir şoka karşı da hazır bekliyorum.
 
Yılmazer’in söylediklerini, bazı “yorumcular”ın yaptığı gibi “şeytani bir zeka” ile ele almadım. Zaten öyle bir yeteneği de Allah benden esirgemiş olsa gerek. Tek yapabildiğim; olabildiğince doğru bakmak, doğru yorumlamaya çalışmak, kendi duruşumu da ona göre gözden geçirmektir.
 
Kendimi bildim bileli en çok okuduğum felsefe kitaplarıdır. Hala da felsefe, doğru düşünce üzerine yazılmış kitapları okurken kendimden geçer, kabul görmüş düşüncelerini taa 2000 küsur yıl ötesinden günümüze kadar fırlatabilmiş insanlık önderlerine büyük saygı duyarım.
Yakın çevrem, “sivri dilli” olarak tanısa da, ucu nereye varırsa varsın, sarfettiğim her hangi bir sözden sonra “yanlış anlaşıldım” lafını kullanmadım. O sözlere gelen tepkiler üzerine “dilimi nereye sokacağımın” telaşına kapılmadım.
Hafta başında Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun “Dikerler karşınıza Ahmet Necdet Sezer gibi bir saksı...” lafını ertesi gün ne yapacağını şaşırması, bir cümleye bir sayfalık “geveleme” yapmak zorunda kalması karşısında, beni bu durumlara düşürmeyen eğitim ve karakterime sükrettim.
 
Dikiş Tutmamış Sistemin Ürünleri...
Ali Fuat Yılmazer’in anlattıklarını dinlerken, hayretler içinde kalsam da, ne yazık ki, bu güne kadar yaşadıklarımızın, bize yaşatılanların rehberliğinde “bu kadarı da olamaz” demedim.
Ancak, Yılmazer’in anlattıklarını sıcağı sıcağına haber yapan internet gazetesinde, haberin altında yer alan okuyucu yorumları tam da bir Türkiye gerçeği... Fikri olmadan zikri olanlar, kim ne derse desin, ne anlatırsa anlatsın, ne ortaya koyarsa koysun, dogmalarını terketmeye asla yanaşmıyor. “Tedavi kabul etmez bir inanmışlık hastalığı” inanmış hastalığının etkisi ile konuyu başka yerlere götürüyor. Kimisi de, “dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı” cinsinden “fikir” beyanında bulunuyor.
Eğitim ve öğretimde bir türlü dikiş tutturamamış olmamızın ürünleri bunlar olsa gerek...
Ama ne acıdır ki, çoğunlukta olan bu çarpık kafaların tamamı, bu ülkenin, bu kentlerin kaderine hakim olacak insanlar için oy kullanacak birer seçmen...
Anlaşılan o ki; bu seçmen çoğunluğundan daha çok çekeceğimiz var... İyi kötü aklının, mantığının ve viddanının sesini dinleyebilen kişiler olarak...
 
Ali Fuat Yılmazer’in anlattıklarından bence en önemlisi, çoğumuzun kafasında soru işaretlerine yol açan “Cemaatin orduya kumpas kurup kurmadığı”ydı... Ben zihnimdeki “acaba?” sorusunu tamamen attım ve hükümetin, özellikle de Başbakan’ın bilgisi olmadan bu kadar büyük bir operasyonun asla yapılamayacağına kesin olarak inandım.
Aklı ipotekli olmayan her vatandaş biliyor ki; Silivri mahkemeleri, Silivri Cezaevi, Cemaat’in emniyet müdürlerinin, savcılarının, hakimlerinin siparişi üzerine yapılmamıştı.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN