Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


O Bir Yıldızdı

Yayınlanma Tarihi : 06 - 03 - 2014 : 18:42
"Göreceksin sana nasip olacak" demişti.
Eklemişti:
"Şöyle tepeden, sağ köşeye, gülümseyen bir fotoğrafımı da kullanacaksın..."
"Hadi oradan; hiç işin gücün kalmadı. Kimin kimden önce gideceği belli mi?" diyerek geçiştirmiştim.
Allah gücenmesin ama...
Gerçekten kısmetmiş diyemiyorum.
Çünkü böyle kısmet/mısmet olmaz; affedersiniz ama içine ederim ben böyle kısmetin(!)
 
xxx
 
Acıdır ama dediği oldu.
Ne yazık ki, O'nun ölüm haberini yazmak bana nasip oldu.
Dün baktım, gazetelerin çoğunda yaşamımda belki de en çok zorlanarak, klavyenin tuşlarına bir türlü gitmeyen parmaklarımla zar-zor yazabildiğim "ölüm" haberi yayınlandı.
Yetmedi; sıkılmadan "ölüm ilanı"nı da bana yazdırdı...
Defalarca, belki de yüzlerce kez; "Ah be bacım, yapmayacaktın bunu bize" desem de bir yanıt alamadım.
Oysa beni duyduğunu biliyorum.
Hatta her zamanki gibi gülümsediğini de.
Ama, o artık fiziki olarak cevap verecek durumda değildi.
Bu dünyadaki sevdiklerinden ayrılıp, öte taraftaki sevdiklerine; Kurmay Albay Mehmet Bey ile canı kadar sevdiği annesi Zennur Hanım'ın yanına koşmuştu.
Hastalığı sırasında bir gün, "Biliyor musun Hamdi, annemi çok özledim. Korkmuyorum ölümden. Hatta canı yürekten istiyorum. Onun yanında olmak istiyorum" demişti.
"Peki biz ne yapacağız?" deyince;
"Sıkıldığında, başın dara girdiğinde, beni ziyaret edersin. Hem bir duanı dinlerim, hem de dertleşiriz. Allah izin verirse, sana oradan da yardımcı olurum" demişti.
 
xxx
 
Özden Kaptanlar, Türkiye'nin gelmiş geçmiş en ciddi ve önemli astrologlarından biriydi.
Kaptanlar için astroloji, yaşamı, hayatı ve tüm dünyasıydı.
Yıldız haritaları üzerinde çalışarak, "yaşam koçluğu" yapmak ise tutkusu.
İnsanlara hep iyi şeyler söylemek isterdi.
Gelecek sıkıntılı ve tehlikeli de olsa, o kişiyi zihin gücüyle motive etmeye, ayakta tutmaya gayret ederdi.
Parayla pulla, satın alınamayacak olan "umut" onun en büyük silahıydı.
Ruhen dibe vurmuş, intihar aşamasına gelmiş insanların yaşamla kopmak üzere olan bağlarını onararak güçlendirken, aslında kendi yaşamının zincirlerinin de eridiğini fark ediyordu.
Her defasında, "Bu, benim bu dünyadaki görevim. Bunun için yaşıyorum" diye geçiştirdi, üzerinde bile durmadı.
 
xxx
 
Özden Bacım; ne söylesek, ne yazsak artık aramızda değilsin.
Aslında sen, bu dünyadaki misyonunun tamamlandığını bilerek, her faninin bir gün tadacağı "ölüm" şerbetini, "kader"inin akışına bırakarak değil, bilerek, isteyerek "içmek" istedin.
"Yeter artık, buraya kadar" kararını, yedi-sekiz ay önce yattığın ameliyat masasından kalktığında vermiştin.
Her zamanki gibi o kimsenin eğdiremediği başın ve inatçılığınla "dediğini" yaptın.
Yakalandığın amansız hastalığın tedaviyle iyiye doğru gitmesine rağmen, sana moral vermeye çalıştığımız her an bizlere manalı biçimde gülümsüyordun.
Üzmemek, kırmamak, gönlümüzü yapmak için tedaviyi kabullendiğin o kadar açıktı ki, hepimizi biraz daha oyaladın.
Bu rolünü de çok güzel oynadın.
Ve sonunda kendini kapatarak, sessiz sedasız, en yakınlarına bile belli etmeden kopup gittin.
Ama bil ki yokluğuna zor alışacağız.
Tek tesellimiz, senin oradaki sevdiklerine kavuşma sevincini, biliyor olmamız.
Tek tesellimiz "Cennet"in kapılarının sana sonuna kadar açık olması.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABERLER
 
VİDEO HABERLER


YAZARLAR

SOSYAL MEDYA


BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN