Komünist Başkana 9 şiddetinde mektup

Onu herkes tanır.

Ahmet Ercan dendiğinde Google da bile adının karşılığı olarak “deprem hoca” yazar.

Hemşerimiz, yani Egeli’dir. Aydın Nazilli doğumlu hocanın aile kökeni Selanik’tir.

İstanbul Üniversitesi Jeofizik-Jeoloji bölümü mezunudur. ABD'de Kaliforniya Standford Üniversitesi'nde yüksek lisans-master eğitimi, sonrasında da Colorado School of Mines'da doktora eğitimini, son olarak da Massachusetts Institute of Technology'de post doktora uzmanlığını tamamlamış çok değerli bir yer bilimcisidir.

17 kitabı,420 bilimsel yayını,Türkiye sorunlarına yönelik 905 araştırma tasarımı vardır.

Bu değerli hocamız Türkiye’nin bugüne kadar gelmiş-geçmiş  bir numaralı deprem uzmanıdır.

Öyle dandirikten değil ha; tüm öngörüleri bilimseldir ve doğru çıkmıştır.

Siyasete ilgisine gelince…

2002’de İstanbul Anadolu Yakası'ndan bağımsız milletvekili adayı olmuş, kazanamamıştır. Sonrasında.Bakırköy Belediye Başkanlığı'na DSP'den aday gösterilmiş, 2007'de de aynı partinin  İstanbul 3. Bölge adayı olmuştur.

Ve 2014’te HEPAR İstanbul Belediye Başkanı adayı olarak seçimlere girmiş, şansını bir kez daha denedikten sonra aktif siyaseti bırakmıştır.

Prof.Dr.Ercan,Bosna-Hersek İstanbul Konsolosu ile evlidir.Bir oğlu, bir kızı, iki torunu vardır.

Sigara ile alkollü içki içmez. Organlarını bağışlamıştır. Katıksız Atatürkçü, laik ve yurtseverdir. Al bayrağını, bisiklet sürmeyi,ağaç dikmeyi sever.

Evet!... Bu satırları Ercan Hocamızı tanımayanlarınız için yazdım.

Yani, “reklamlar bitti” biz dönelim asıl konumuza…

***

.Ercan Hoca, 31 Mart sonuçları ve sonrasındaki gelişmeleri içeren siyasi içerikli bir “açık mektup” yazdı.

Kime?

Türkiye Komünist Partisi’nden Tunceli’ye Belediye Başkanı seçilen Fatih Maçoğlu’na.

Ve de, CHP adayı Ekrem İmamoğlu’na…

Depremci Ercan Hoca, mektubuna da; “Değerli Maçoğlu kardeşim” satıyla başladı.

Okuyoruz………

2019 Yerel seçimi iki kişiyi öne çıkardı; birisi Fatih Maçoğlu, ötekisi Ekrem İmamoğlu. Türk toplumu ikinizi de çok sevdi, geleceğe yakılan ışık gibi gördü.  Eşit bölüşümcü, emeğin gücüne dayanan yönetim biçiminizle Türkiye’mize örnek oldunuz, umut oldunuz. 
Artık bezgin olan yüzler gülüyor.
Sizin de iyi bildiğiniz gibi; “Dersim”, “Gümüş Kapı” anlamına gelen Farsça bir sözcüktür.

Dersim denilen yer yalnızca Tunceli değil, Tunceli, Bingöl ile Elazığ’ı kapsayan bölgeye verilen, başkenti Hozat olan yerdir.

Hititler döneminde bu bölgeye “İşuva” denirdi. Bugün ki, Tunceli’nin bulunduğu yere de Urartular, “Mameki” derlerdi. Cumhuriyetimizde de bölge üç İl’e bölündüğünden, sizin yaşadığınız İl’e de “Tunceli” denmiştir.

 Açıkçası siz Dersim’in değil, Tunceli’nin (Mameki’nin) Belediye Başkanısınız.

***

Atatürk, Cumhuriyetimizi “toplumun çıkarlarını” gözeten bir düzen içinde kurmuştur.

 Ne yazık ki, düzen 1950’den sonra birey ile paranın gücüne dayanan, yoksulun sömürülmesini öngören “bireysel çıkarcılığa” evrilmiştir. Bu da yetmemiş, süre içinde tek erkli, kokuşmuş düzen ülkemize çöreklenmiş, ne hukuk, ne eşitlik, ne yaşam, ne eğitim, ne bireysel özgürlük güvencesi kalmıştır.

Bu durum da, bir kaç yıldır, önce tek görüşlü-parti devletine dönüşmüş, bakanlar kurulu-hükümet, kamutay-meclis ortadan kalkmıştır.

Günümüzde ise ilkut-devlet ortadan kalkmış, onun yerine ülkemiz bir tek sesin boyunduruğuna girmiştir. 
Artık, Atatürk’ün deyişi olan “Cumhuriyet kimsesizlerin, kimsesidir” sözü geçerliliğini yitirmiştir.

***

Türk sözcüğü Anadolu ekininin-kültürünün biricik kalıtçısı olan ulusa verilen addır.

Bu ad, Anadolu’da yaşamış, yaşamakta olan tüm uygarlıklar ile toplumları; Luwi, Hati, Subartu, Urartu, Hitit, Asur, Mitanni, Pontus, Roma, Sümer, Akad, Pers, Gürcü, Azeri, Çerkez, Çeçen, Boşnak, Slav, Oğuz, Türkmen, Arap, Süryani, Arnavut, İlliryalı, Kürt, Ermeni, Rum, Lidyalı, Bitinyalı, Galat, Paflagonyalı, Misyalı ile ötekileri kapsar. Biz bu kaynaşmadan kıvanç duyan bir bütüncül ulusuz.
Türk; bölünmez-üniter devletin toplumuna verilen addır.

Sözcük anlamıyla Türk; “benzer geleneklere bağlı olarak örgütlenmiş topluluk” demektir.
Yukarıda sayılan devletler ile soyların hiç biri ötekine üstün görülemez. Anadolu’da yaşamış olan her uygarlık bizim atalarımızın uygarlığıdır.

 Ona da “Türk uygarlığı” denir. 

***

Biz, çeşitliliği kaynaşmış bir bütünüz. Ülkemiz bölünmez bir bütündür. Türkiye’de, batılıların dinlere göre ayırarak tanımladığı azınlık, gönüllerimizde yoktur. 

Türk kavram ile kapsamını göz ardı ederek, Anadolu’yu soylar ile dinlere göre bölüştürmek, sömürgeci, yayılmacı devletlerin Sevr’de doruklaşan ülküsüdür. Dolayısıyla, “birleşik-federasyon”, Anadoluları, önce soylara göre bölüp, özgürleştirip, sonra da tek çatı altında birleştirmek, ülkemizi yayılmacılara peşkeş çekmektir. 
 

***

Siz artık tüm Türklerin gönüllerinin başkanı, Türkiye’mizin bir umut ışığısınız. Ne yazık ki, sizi işçiler, emekçiler değil, kentliler ile kent soylular destekliyor, kucaklıyor.

Şu anda sizi duyulan sevgi ile güvenin doruğundasınız. Dorukta kalmak, yeni ereklere geçmek; düşünce ile davranışlarda ölçülü, ülkülü, birleştirici, barışçıl, ayrıştırıcı değil, bütünleyici olmayı gerektirir.  
Halkımız HDP’yi ayrıştırıcı, ırkçı, bölücü bulduğu için benimsemedi. Sizin için en çekinceli durum, sizi bu tuzaklara çekerek ortadan kaldırmaktır.
Hiç bir ülke, başka bir devletin düzeniyle başarılı olarak yönetilemez. Her ülke en iyi yönetim biçimini kendi köklerinden alır. 
Anadoluluların köklerinde de; birlikte üretip, eşit paylaşmaktır. Biz, sizi bunun için sevdik, destekledik.

Şimdi bu ulus size; gerek basın yoluyla, gerek ikili görüşmelerle sizi destekleyip seçerek, büyük bir önderlik görevi verdi.

Bu görevi üstlenmek çok güçtür. İsteriz ki, sizin eşitlikçi anlayışınız tüm ülkemizi sarsın.

Bu yönde atacağınız her doğru, barışçıl adım, ya yaktığınız ışığın gücünü arttıracak, ya da her yanlış, ayrıştırıcılık ışığınızı söndürecektir ki, bu ulusun bütün umudunu kıracaktır.
Doruğa çıkmak emek, dorukta kalmak erdem ister, her doruğa çıkan düşmeye adaydır. 
Ne olur, bunun bilinciyle ülkünüze doğru, yılmadan yürüyün.

Tüm ulusu, tüm ülkeyi, tüm ezilmiş toplumumuzu kucaklayarak, ancak Atatürk ilkelerinden ayrılmadan gerçekleştirin bu yürüyüşü.
Bu uzun, umut dolu yolculuğunuzda size başarılar diliyor, kucaklıyorum.
Esen kalın.
Prof. Dr. Övgün Ahmet ERCAN
Jeofizik Yüksek Mühendisi
5 Nisan 2019, İstanbul

YORUM EKLE
YORUMLAR
Serdar Köktenmert
Serdar Köktenmert - 13 ay Önce

Fazlamı detaycı olmuş ancak anlatım ve mesaj çok harika .