Kitap Fuarı'nda stantlar arası paslaşmalar

Her yıl düzenlenen 24. Tüyap İzmir Kitap Fuarı’ndayım..

İzmir’imin gelenekselleşmiş kitap fuarı...

Geniş bir kapalı alana yayılmış fuar alanında, yayınevlerinin büyük ya da küçük standları, standları kaplayan her türden kitaplar, okuldan gelen çocuklar, kitap kurtları, yazarlar, şairler bazen önü boş bazen kalabalık konferans salonuyla fuar...

Yayınevleri stantlarında birbirinden değerli yazar ve şairleri görüyorum... Kitaplarını imzalamak okuyucusu ile buluşmak için gelmişler... Kimileri mutlu, kimileri mutsuz...

Bazı okullar, ders zamanı çocukları topluca fuara getirmişler... Bu okulların idarecilerini ve öğretmenleri kutluyorum doğrusu...

Teknolojinin ele geçirdiği çoğu gençlerimizin; ellerindeki akıllı telefonlardan kafasını kaldırdıklarında; gördükleri tek şey stand önündeki süslü ayraçlar, oyuncaklar...

Bazılara kitaplara bakmıyor bile! Bir an aklımdan yayınevleri bunları koymasa mı diye geçiriyorum.

Haksızlık etmeyeyim gerçek kitap kurtları da dolaşıyor etrafta. Sevdiği yazarın kitabına, imzasına, yüreğine dokunmak için...

Mutsuz yazarlar, ilgisizlikten mutsuzlar. Popüler kültürün, edebiyatı saptırmasından mutsuzlar.

Öyle ya satış ve pazarlama stratejileri varken, edebiyat ve aydınlanma kimin umurunda!

Bu sene imza günü yapmadım. Çünkü bir yayınevinin kurduğu stantta, sandalyenin üstünde bir yazarın öylesine bakınıp durması bana pazar yerindeki tezgahtarları hatırlatıyor. Tıpkı, Türkiye’de değerini bulamayan diğer sanatçılar gibi...

Fuarın konferans bölümü Lunaparkın yanındaki bir çadırdan ibaret... Çadır olmasına sözüm yok ama Konuşmacı yazar ve konukların lunaparktan gelen cıstaklı sesi bastırmaları çok zor ve sinir bozucu! Başka bir yer yok muydu?

Fuar zamanlamasının da kötü olduğunu düşünüyorum (Geçen hafta İzmir Alsancak Garı’ndaki kitap günleri yeni bitti, maaş alanlar daha maaşlarını alamadı...)

Organizasyon işi zordur ama daha hassas davranılması gerektiğini düşünüyorum. Hele konu kitaplar ve aydınlatmaksa...

Ben de imza günü yapmayıp, mikrofonu aldım elime fuardaki yazarların ve yayınevleri sahiplerinin yanına gittim dertleşmeye...

Laf aramızda, yayınevleri bazı yazarlardan şikayetçi, bazı yazarlar bazı yayınevlerinden... Bu durumun normal olduğunu düşünüyorum, çünkü şairlerin ve yazarların ticari kaygısı yoktur. Onlar; bilinmek, okunmak, sevilmek isterler, yayınevleri de hızlı tüketim ve satış peşindedirler. Aslında yayınevleri sahiplerine de hak vermek zorundayız, bu ekonomide ayakta kalmak zorundalar. Sorunlar her zaman var ama karşılıklı dayanışma ile çözülmeyen hiçbir şeyin olmadığına inananlardanım.

Şiir ve yazı yazan insanlar yaralıdır, dokunulduğunda yazar, okunduklarında iyileşirler...

İzmir Gazeteciler Cemiyeti Standından başladım ve devam ettim...

Kimler yoktu ki?

Gazeteci Yazar şair Okan Yüksel, Yazar ve Şair Oğuz Tümbaş, Gazeteci ve Yazar Erkan Sevinç , Gazeteci ve fotoğraf sanatçısı Esat Erçetingöz, Şair Cem Seyhun Ünbay, Büyülü Yolculuklar Kaptanı Yazar Elif Çırak , Yazar Şair Buket Işıkdoğan, Yazar Yaşar Özmen , Gazeteci Şair ve Yazar Ümit Yaşar Işıkhan, Yazar Mustafa Gökçek, yazar Şair Burhan Karacan, Yazar Feray Ünal, Yazar şair Dizdar Karaduman, Yazar Tufan Atakişi, Dr Levent Buda ve daha niceleri..

O zaman tüm yaralılara selam olsun iyileşmeleri dileği ile..

YORUM EKLE
YORUMLAR
Burhan Karacan
Burhan Karacan - 1 hafta Önce

Ekmeğine sağlık kardeşim. Çok güzel ve yerinde tespitlrde bulunup gerekli mesajı verem bir yazı kaleme almışsın. Şahsım ve Edebiyat emekçileri adına teşekkür ediyorum.

Yaşar Özmen
Yaşar Özmen - 1 hafta Önce

İyi noktalara değinmişsin, kalemine sağlık...