banner51

Kişisel gelişim...

Yıllardır üniversitede kişisel gelişim dersi veririm. Kişisel özelliklerimizin hayatımızı ne kadar etkilediğini bilen bir profesyonel olarak öncelikle derse kişisel gelişimin ne olmadığını anlatarak başlamayı vazife edindim. Çünkü benimle karşılaştıklarında öğrencilerimin kafası oldukça karışık oluyor. On sekizli on dokuzlu yaşlardaki halinizi düşünmenizi isterim. Hepimizin dünyayı abartılı algıladığımız yıllar. Ya hep ya hiç düşündüğümüz zamanlar. Ya kahraman olacağız ya da hiçbir şey. Öncelikle onlara bir şey olmak için bir unvana ihtiyaçları olmadığını anlatıyorum. “Sizler zaten çok değerli bireylersiniz” dediğimde hepsinin gözleri açılıyor. “Nasıl yani hocam ben iki yılda kazandım üniversiteyi, ya da ailemin istemediği şeyler yaptım. Şimdi bir şeymiş gibi hissetmiyorum kendimi” diyor büyük çoğunluğu. İnsanların bir başkasının değerleri ile yaşamadığında kendi istedikleri hayat için çaba sarf ettiklerinde değersiz değil kişisel olarak gelişmiş olduklarını anlatmakla başlıyoruz derslere.

Anlayacağınız bu gençler bu yaşa gelene dek başta aileleri olmak üzere, eğitim aldıkları tüm yetişkinler ve sistem tarafından kişisel gelişimleri engellenerek büyüyorlar. Kişisel gelişim kavramının popüler hale gelmesi ile ilgili tarihsel sürece bakacak olursak, iki binli yılların başında birkaç kişisel gelişim kitabının gündem yaratması ve birkaç eğitim danışmanlık şirketinin bu konuda seminerler vermesi ile tüm dünyada yaygın bir akım oldu neredeyse…

Sistemlerin robotlaştırdığı insanoğlu birkaç seminere katılarak, birkaç kitap okuyarak kişisel olarak geliştiklerine inanıp geziyor. O da yetmiyor, yanındakileri ikna etme çabasına giriyorlar. Tabi ki diğer taraftan bilge, Ferrari'sini satıyor olabilir ancak yazdığı masal ile dünyanın parasını kazanıyor. Bu da görmezden geliniyor. İnanmış bir kere “başarılı olmanın 100 yolu” gibi kitapları okuyup başarılı olacağına inanmaya. Hiç klasik okudun mu? diye sorsanız onu da kişisel gelişim kitabı sanarak mahcup bir şekilde yüzünüze bakabiliyor. Benim en üzüldüğüm şey ise, bunu yapanların meslek sahibi, mürekkep yalamış insanlar olması. Bir bireyin kişisel gelişimini sürdürüyor olması, bir toplumun gelişmesi anlamına geliyor. Derinliği olmayan şeylere merak salma, kolay yollarla bir yerlere gelme arzusu, az çalışıp çok kazanma beklentileri, iki üç kitapla, iki üç işle bir şey oldum sanma, kişisel gelişim ile tamı tamına uyuşmayan fenomenler. Ama ne yazık ki popüler kültür bize bunların kişisel gelişim için gerekli olduklarına inandırıyor.

Hayat en büyük öğretmendir oysa ki görebilen gözlere. Tüm kişisel deneyimlerimiz kişisel gelişimimize katkı sunar eğer dersimizi almayı başarabilirsek. Mucize diye beklediğiniz, tütsüler yakarak, sihirli sözcükler söylediğiniz ne varsa kalbinizde saklı, eğer yeterince sevmeyi becerebilirseniz. Bunun için de iki kitap yetmiyor. Bilinçli bir seçim gerekiyor hem de hayat boyu. Madem ki nefes alıyorsunuz, madem ki hala yaşıyorsunuz ve hayattasınız. Öğrenecek daha çok şeyiniz var demektir kişisel gelişiminiz adına. Yaşam boyu gelişeceksiniz yani...

YORUM EKLE