banner51

"Kesin Dönüş"ün şifreleri...

Çok tartışılan İstanbul seçimlerinde, geçtiğimiz Pazar gününün ertesinde, Cumhur İttifakı kanadında “taktik değişikliği” yaşanıyor.

Seçimi kritik gören Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, seçim kampanyasını 31 Mart’ta olduğu gibi 23 Haziran sürecinde de Ekrem İmamoğlu’nu “hedef” alarak tekrar sahalara döndü.

Hatırlayın; 31 Mart yerel seçimleri "beka meselesi" üzerine kurulmuş, Cumhurbaşkanı Erdoğan çok sayıda miting düzenleyerek, sorumluluğu tek başına üstlenmişti.

Cumhur İttifakı, seçimlerin yenilenme kararından sonra taktik değiştirmiş ve seçim stratejisi partinin adayı Binali Yıldırım üzerine kurmuştu.

Ancak son haftaya girildiğinde, ne olduysa oldu; Cumhurbaşkanı Erdoğan yeniden 31 Mart öncesindeki gibi sahaya indi.

Büyük olasılıkla, hem Yıldırım'ın hem genel çalışma hem de televizyon programındaki performansının istenilen etkiyi yaratmaması bunda etkili oldu.

Ekrem İmamoğlu'nu sert sözlerle hedef alan ve yerel seçimler öncesindeki söylemine geri dönen Erdoğan, böylece 31 Mart'ta sandığa gitmeyen seçmenini konsolide etmek istiyor.

Dün katıldığı bir programda Ordu'da yaşanan VIP tartışması konusunda, "yargının vereceği karar İmamoğlu'nun önünü kesebilir" açıklaması da bu stratejinin bir parçasıdır.

Tıpkı, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'a karşı izlenen taktik gibi.

***

İmamoğlu; o da dün ilginç bir karar aldı. Seçim yasaklarının başlayacağı sürece kadar, “hiçbir televizyon kanalına çıkmayacağım ve program isteklerini kabul etmeyeceğim” dedi.

Gerekçesini de şöyle özetledi:

“En az yüzde 2, en fazla yüzde 6 farkla seçimi kazanıyorum…”

***

AK Parti’nin seçimlere üç gün kala beklentisi şöyle;

31 Mart'ta sandığa gitmeyen AK Partili seçmeninden gelecek artı oyların yanı sıra, 30 bin dolayında oy alan DSP'nin bir kısım seçmeninin sandığa gitmeyeceği, 17 bin dolayındaki seçmenin de Yıldırım'ı destekleyeceği varsayılıyor.

Sonuç olarak, AK Parti yaklaşık 100 bin oya denk gelen yüzde 1 oy farkıyla Yıldırım'ın ipi göğüsleyeceğinden emin görünüyor.

***

Merak edilen önemli bir konu da: Yıldırım'ın seçimi kaybetmesi halinde, muhalefetin erken seçim isteyip, istemeyeceği ile ilgili tutumunun ne olacağıyla ilgili.

CHP, bugün böyle bir olasılığı bırakın seslendirmeyi, ağzına bile almıyor.

Çünkü; İstanbul'un kazanılması halinde, 3 büyük kentte iktidarda olacaklarını, belediyelerin başarılı icraatlar ortaya koyması halinde, genel seçimlerde bunun, partiyi iktidara taşıyabileceğini düşünüyor.

O nedenle de bir erken genel seçime sıcak bakmıyor.

AK Parti’ye gelince…

İstanbul seçiminin ülkeyi bir erken genel seçime taşımayacağı görüşü hakim.

En önemli neden olarak; Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın, Anayasa gereği iki dönem aday olabildiği için bir dönemi, görev süresi tamamlanmadan kaybedecek olması gösteriliyor.

"Cumhurbaşkanı neden bir dönemini feda etsin ki?” değerlendirmesi yapılıyor.

Gerekçe de şu; Anayasa gereği seçimlerin yenilenmesi kararı alınması halinde milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılmak zorunda olduğu için AK Parti’nin bir erken seçimi gündeme almasına ihtimal verilmiyor.

YORUM EKLE