banner51

Karanlığı arala

Kim kendisiyle barışmak istemez? Kim dünyaya sevgi ile bakmak istemez? Kim diğerleri ile ilişkilerinin iyi olmasını istemez? Kim hayatı keyifle yaşamak istemez? Bu soruların yanıtları sanırım sağlıklı insanlar için benzer… Kim istemez ki? Evet kim istemez ki? Ancak unuttuğumuz ya da atladığımız bir şey var ki… Bazı insanların hayatı bu şekilde yaşama şansı diğerlerinden daha az… Kendi ellerinde olmayan nedenlerden üstelik çoğunlukla… Düşündüğümüz ya da aklımıza gelen sebepler vardır elbette… Ancak ruh sağlığı profesyonelleri çok iyi bilirler ki; tedavilere ve tüm girişimlere rağmen geçmeyen depresif durumlar, bazı yeme bozuklukları gibi sorunların altında çocuklukta yaşanan cinsel istismar gibi durumların olma olasılığı çok yüksektir.

İstismara uğrayan bu çocukların sağlıklı bir yaşam sürebilmesi için ise, genellikle uzun süre terapi almaları gerekir. Bunu söylemek, yazmak ya da okumak birçoğumuz için çok kolay olabilir. Ancak şundan emin olabilirsiniz ki yaşadığımız coğrafyada bu konu ile ilgili acı çeken insan sayısı bilinen rakamların çok üzerinde. Neden bilgimiz yok? Neden durumlar yaşandığı anda bildirilmiyor? Neden göz yumuluyor ? derseniz… Kurban olanlar, cinsel istismara genellikle çok iyi tanıdıkları yetişkinler tarafından uğruyor. Söyleyemiyor, konuşamıyor, bazen anlayamayacak kadar da küçük olabiliyor. Bir çoğunda durum örtbas ediliyor. Bir çoğunda fark eden ya da durum hakkında bilgisi olan başka bir yetişkin durumu yok sayıyor, görmezden geliyor. Bir diğer taraftan sistem, tecavüzcüleri koruyor. Gelişmiş bir çok ülkede cinsel sağlık bilgisi eğitimi okullarda verilirken bizim gibi ülkelerde sanki cinsellik hayatın bir parçası değilmiş gibi davranıldığı için, insanlar sapkın davranışlarda bulunabiliyor. Çocuklara sağlıklı cinselliği öğretmeyi ahlaksızlık gibi değerlendiren bir eğitim sistemi bulunuyor. Sağlıklı cinsel yaşamın öğrenilmesi, kişinin kendi bedeni üzerinde hak sahibi olması, istemediği hiçbir cinsel eylemde bulunmaması, kendini koruyabilmesi anlamına da geliyor. Oysa konuşulmayan ne kadar konu varsa tarih boyunca insanoğlunun başına dert olmuştur. Hal böyle olunca savunmasız binlerce insan evladının hayatı daha küçücükken elinden alınmış oluyor. Ne yazık ki toplum olarak yeteri kadar tepki göstermediğimizden de bir gün kimin başına ne geleceğini bilmeden bir yaşam sürdürüp duruyoruz.

Neyse ki, bu dünyada iyi, duyarlı ve cesur insanlar da bulunuyor. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın zihniyeti ile yaşamıyorlar. Dünya için, gelecek için bir şeyler yapmaya, konuşamayan, söyleyemeyen, susmak zorunda kalan çocuklara ses, ışık olmaya çalışıyorlar. Konuşulmayan, yok sayılan, örtbas edilmeye çalışılan bu hayat karartıcı durum için Dünya İnsani Dayanışma ile “ Birlikte –Çocuk Cinsel İstismarını Önleyebiliriz” hareketi gerçekleştiriliyor. Hareket tarihleri “9-12 Ocak/ 9-12 Nisan 2020” . Amaç konu hakkında olabildiğince duyarlılık sağlayarak, travmaları önleyebilmek. Yani, hep birlikte daha büyük bir güç oluşturabilir, geleceğimizi aydınlatabiliriz… Kendisine, hayata, geleceğe ve savunmasız canlılara saygı ve sevgisi olan herkes hareketin parçası olabilir… http://(http://www.birliktecinselistismarionleyebiliriz.org )

Mutluluk, almakla değil vermekle, sevilmekle değil sevmekle, edilgenlikle değil etkinlik ve üretmekle mümkündür… Aksi yaşanıp düşünülse de değişim zamanı… Haydi…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Şükrü baş
Şükrü baş - 2 hafta Önce

İnsanlara isik olmaya devam basarin daim olsun