"Kağıttan kaplanmış"

Bu benzetme yanılmıyorsam yine bir CHP’li Süheyl Batum tarafından “askerimiz” için söylenmişti.

Anımsayacaksınız çok ses getirdi.

Ekşi Sözlüğe baktım;

“Kağıttan Kaplan” karşılığı olarak;

Kağıda çizilmiş kaplan resmi..

Görüntüsü korkutur ama ele alındığında buruşur, yırtar atarsın; olarak tanımlanıyor.

Aslına bakarsanız “Kağıttan Kaplan” deyimi Mao’nun bir metaforudur. ABD için söylenmiştir.

8 Şubat Cumartesi günü yapılan CHP İzmir İl Kongresi’nde kazanan İl Başkanı için muhaliflerin yaptığı bu yakıştırmayı ele alırsak..

Geçmişte bizim kuşağa siyaset aşağıdaki “yasaklarla” anlatılır ve bizden şayet siyaset yapacak isek, o ilkeler üzerinden yürümemiz istenirdi. Neydi bunlar..

Siyaset asla ticari bir faaliyet değildir.

Siyaset hep güçlüden yana olmak değildir.

İkiyüzlülük hiç değildir.

Siyaset rüzgara göre yön değiştirmek, hep kendine yontmak,

Siyaset mutlaka bir şey olmaya çalışmak değildir; diye başlanır..

 Siyaset;

Dirayettir, karakterdir, samimiyettir, fedakarlıktır, liyakattır, direnebilmektir denir nokta konulurdu.

*

Şimdi gelin CHP İzmir kongresini bir de böyle değerlendirelim.

Siyasette büyüklerimizin olmaması gerekenler diye sıraladıklarının tümüne yakını; Deniz Yücel’in seçildiği CHP İzmir Kongresi’nde köküne kadar yaşandı.

Olması gerekenler ise bu kongrede “mumla aransa” bile bulunamadı.

İkinci kez CHP İzmir İl Başkanı seçilen Deniz Yücel’in başarısını küçümsemek ya da onu itibarsızlaştırmak gibi bir niyetim asla yok.

Önce bu biline..

Ancak tek adayla gidilen seçimlerin sonuçlarına baktığınızda Başkan Yücel ve arkadaşlarının “Kağıttan Kaplan” olduklarını görmek mümkün.

Ve; Kağıttan Kaplanlar için iki seçenek vardır.

Ya buruşturulup bir köşeye bırakılırlar ya da yırtılıp atılırlar.

Zaten sonuçlar belli olduktan sonra Deniz Yücel’in istifa etmesi gerektiğini söyleyenlerin dayandıkları nokta da budur.

Eder mi?

Ben olsam etmem!.

Zaten Deniz Yücel’in de böyle bir şeyi düşündüğünü sanmıyorum.

Haklıdır da..

Ama şunu biliyorum ki; Deniz Yücel, bundan sonraki görev süresince CHP İzmir Örgütünün tam “hakimi”  ve “vazgeçilmez”i olmayacaktır.

Yani “Topal Ördek” olarak siyaset yapacaktır.

*

Bir de bakıyorum; sürecin kaybeden, yıpranan cephesinde hep İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in adı kullanılıyor.

Oysa tam aksine, Tunç Soyer il kongresinin kazananıdır.

Neden derseniz;

Bir atasözümüz şöyle der: Ya bu deveyi güdersin, ya da çeker gidersin..

Soyer, elinde en az 5 yıllık bir “güç” olmasına rağmen, çekip gitmek yerine, “deve”leri güdmeyi tercih etmiş, siyaseten Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile ta 2014 yılından buyana süregelen “güven” ilişkisini tazelemiştir.

Partileri ayni ama İzmir örgütünde siyaset yaptıkları ekipleri farklı olmasına rağmen, Konak Belediye Başkanı Abdül Batur da aynı yolu izleyen isim olmuştur.

Dünkü CHP İzmir İl Kongresi analizimde “Deniz Yücel’i; Tunç Soyer ve Abdül Batur il başkanı yaptı” tespitimin dayanak noktası budur.

Sonuçlara dikkatlice bakarsanız siz de bunu görebilirsiniz.

Evet; Tunç Soyer’in 31 Mart yerel seçimleri öncesinde “yol arkadaşları” olan ekip kağıt üstünde kaybederken, belki de farkında olmadan “Başkan Soyer”in kazanmasını sağlamıştır.

Çünkü, Soyer’in Genel Başkanın isteği doğrultusunda kongre salonunda verdiği “uzlaşma” sözünden vazgeçmemesi, manevra yapmaması, buna rağmen Deniz Yücel’in aldığı çok düşük oy sayısı, Soyer’in genel başkan ve genel merkez nezdinde ne kadar “haklı” olduğunu da göstermiştir.

*

Bugün ve bundan sonrasında; 540 delegenin imzasıyla tek aday olarak girdiği seçimde sandığa giden 611 delegenin sadece 258'inin oyunu alabilen Deniz Yücel'in “meşruluğu” tartışılmasa bile il başkanlığı ağırlığı sorgulanacaktır.

Çünkü daha dün bir, bugün iki; Yücel için örgütte “İzmir’in değil, Konak, Buca, Çiğli, Bornova ilçelerinin il başkanı” denmeye başlanmıştır.

Buna halk dilinde; “Kendileri çalıp, kendileri oynadı” denir.

*

Hadi gelin biraz da magazin yapalım.

Küngrede dikkat çeken bir başarının kahramanı CHP’li bir kadın üye oldu. Tam, üst üste 4 İzmir İl Kongresinde de yönetime girmeyi başaran Fulya Alçay’dan söz ediyorum.

Alçay 2012’de yapılan il kongresinden bu yana seçimle yönetime giren tek isim.

Sekiz yıl önce Ali Engin’in il başkanı seçildiği kongrede  listeye girmiş, sonrasında da 2015, 2018 ve 2020 kongrelerinde de firesiz il yöneticisi olmuş.

CHP gibi bir partide üstelik atama değil, seçimle sürdürülen bu devamlılık gerçekten büyük başarıdır.

Fulya Alçay, Güzelbahçeli. Deniz Yücel’in anahtar listesindeydi. 279 oy; yani il başkanından daha çok oy alarak seçildi.

Bu arada; Yasemin Menokan, Çetin Özdemir, Özkan Tice, Leman Tunus, Sadrettin Çoşkuner ve Binali Gül’ün de Deniz Yücel ile geçmiş dönemde aynı yönetimde çalıştıklarını bir not olarak düşelim.

*

Aslina bakarsanız Yücel’in yönetim listesi oldukça tutarlı. Mesela listede 3 eski CHP’li ilçe başkanı var. Buca İlçe eski Başkanı Çağdaş Kaya, Balçova eski İlçe Başkanı Aygül Eryılmaz ve Aliağa eski İlçe Başkanı Özcan Durmaz.

Başka..

Yine yeni yönetimde, aday oldukları ilçelerde seçim kaybedenler; Karabağlar’da Çetin Özdemir ve Özkan Tice, Narlıdere’de Binali Gül il yöneticisi yapılarak teselli edildi.

Tice ve Özdemir ile Binali Gül, Deniz Yücel’in kontenjanından listeye yazıldılar.

Biraz eskiye rağbet olsa, bit pazarına nur yağardı gibi olacak ama, Karşıyaka Belediyesi eski Meclis Üyesi İsfahan Nak ile Konak Belediyesi eski Meclis Üyesi Kemal Özdönmez de yeni dönemin yöneticileri oldu.

Ve Azize Pelda Tokan…Tokan CHP Konak İlçe eski Başkanı Şakir Başak’ın kızı. Sakın ola ki, “babasının torpili” ile seçildi diye düşünmeyin. Tokan, 18 yaşından bu yana CHP Gençlik Kolları’nda önemli görevler yaptı. Diyetisyen Hekim olan Tokan’a il yönetimine seçilebilmesi için partinin tüm gençleri büyük destek verdi.

Peki yönetimde Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in kontenjanından giren oldu mu?

Kulislerin yalancısıyım; Ankara Çankaya eski Meclis Üyesi Köksal Yıldırım Başkan kontenjanından listeye girdi deniliyor.

Ne alaka diyeceksiniz ama, Köksal Yıldırım, epeydir Seferihisar’da turizm işletmeciliği yapıyor.

Buca’dan İsmail Yüzer, bir dönem aradan sonra tekrar il yönetimine döndü. Yüzer, dönemin il başkanı Alaattin Yüksel’le birlkte yönetimde görev almıştı.

Ve gelelim Yekta Varnalı’ya.

Neden gelelim diyorum biliyor musunuz?

Varnalı CHP İzmir’de bir dönem il sekreterliği de yaptı. Ama bugün İzmir İl Disiplin Kurulu üyeliğine seçilen Yekta Varnalı, Deniz Yücel’i bir önceki il kongresi, yani 2018 il başkanlığı seçimlerinde Aziz Kocaoğlu’na bugün Narlıdere Belediye Başkanı olan Ali Engin ile birlikte öneren isimdir.

 Yekta Varnalı’nın siyasette “yetenek avcısı” olma özelliği Kocaoğlu’nu etkilemiş ve Deniz Yücel ismi gündeme getirilmiştir. Vadnalı, Kocaoğlu’na olduğu kadar Alaattin Yüksel’e de çok yakın bir isimdir.

Rahmetli Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina’ya da siyaseten büyük katkıları olmuştur. Bunun tanığı o dönemin Konak Belediye Başkanı olan Erdal İzgi’dir.

*

Belli ki CHP İzmir İl Kongresi ile ilgili tartışma-yakıştırma-eleştiri ve bu süreçten sonra İzmir’de siyaseten kurulacak yeni ittifaklar konuşulmaya devam edecek.

Ne yapalım; örgüt konuşacak biz de takip etmeye devam edeceğiz.

Bizim işimiz de bu..

YORUM EKLE