Kadın eğitimliyse toplum eğitimlidir

 ABD’nin New York kentindeki Cotton tekstil fabrikasında çalışan işçi kadınlar, 1800’lü yılların ortalarından beri daha iyi çalışma koşulları, emeklerinin karşılığında hak ettikleri ücret ve daha iyi yaşam için mücadele vermektedir. 8 Mart 1908 günü, haklarını alabilmek için son çare olarak greve giderler. Ancak patronlar bu greve zalim bir şekilde müdahale edip greve giden kadınları fabrika binasına kilitlerler. Patronlar bu yolla grevin başka fabrikalara sıçramasını engellemek isterler. Ancak beklenmedik bir şey olur ve fabrika yanmaya başlar. Ne yazık ki yangında fabrikada bulunan kadın işçilerden 129’u feci şekilde yanarak can verir.  

             Bu hazin hikaye kadın erkek ayrımına dikkat çekiyor gibi görünse de özü sınıf farklılıkları ve toplumsal demokrasi mücadelesidir. Bu günün “emekçi kadınlar günü” değil de, “kadınlar günü” olduğunu iddia etmek, 8 Mart’a yüklenen anlamı saptırmak anlamına gelir. Bu gün, daha en başından bu yana çalışan ve hayata emek veren kadınların günüdür. Bu bakımdan insanlığın sınıfta kaldığı bir gün, aksine çevrilerek en önemli günlerden biri haline getirilmiştir.

          Modern anlamda kadın-erkek eşitlik arayışının kökenleri ise tam da sınıf mücadelesinin kökenlerinde yatıyor.   Dünya Kadınlar Günü eşitlik için, bağımsızlık için, politik haksızlıkların ortadan kalkması için, daha iyi yaşama ve çalışma koşulları elde edebilmek için bir anma günü olarak kutlanıyor.

         Atatürk kadınlarımıza birçok alanda özgürlük getirmiştir. Ve 1924 yılında meclise 17 kadın milletvekili alınmıştır. Türkiye'de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlanmıştır. 1975 yılında "Türkiye 1975 Kadın Yılı" kongresi yapılmıştır. Bu konuda diğer ülkelere kıyasla oldukça hassas olan ülkemizde ne oldu da son yıllarda kadın giderek değersizleşti. Yeniden şiddet gören kadın oranı arttı. Toplumda kadının değeri yapıcı ve temel bir durumdadır. Bu pozisyonun değişmesi mümkün değildir. Kadınlar toplumu meydana getiren ana unsurlardır. Toplumun bir arada birlik ve beraberlik içinde, barış ve huzur ortamında yaşaması, başarıların sağlanması, değerlerin korunması gibi durumlar kadınların varlığı ve ailedeki rolüyle korunmaktadır.

       Eğitim seviyemizi ve kalitesini sorgulamamızın zamanı gelmedi mi?  Eğitim seviyesi düşük toplumlarda kadın erkek eşitsizliği,  sınıfsal farklılık, demokrasi ve hak arayışının zor olması olasıdır.  

     Böyle anma günlerinde somut problemlere değindikten sonra çözüm için önermelerde bulunmak toplumun her kesiminin görevidir. Benim önermem kadınlarımızın dolayısıyla tüm toplumun eğitim seviyesinin ve kalitesinin yükseltilmesidir. KADIN EĞİTİMLİYSE TOPLUM EĞİTİMLİDİR.

YORUM EKLE

banner47