Her şey çok güzel mi, her şey daha güzel mi?

23 Haziran İstanbul seçimlerinin bir “matematiği” olduğunu hiç düşündünüz mü?

Sanmıyorum!..

Çünkü bakıyorum, seçim süreci sadece sloganlar ve karşılıklı karalama kampanyaları ile yürüyor.

Pazar günkü, “ikili kapışmaya” işin tuzu-biberi oldu.

Görüşler farklı. İki taraf da, “biz daha iyiydik, kazandık” modunda.

Anketlere bakıyorsunuz, genelde Ekrem İmamoğlu’nun, Yıldırım’a göre daha iyi olduğu ve programı bir adım önde tamamladığı sonucu çıkıyor.

Şunun şurasında bir-iki-üç-dört gün kaldı.

Kimin kazanacağı, kimin kaybedeceği belli olacak.

Çoğunluk, mağdur ve haksızlığa uğrayanın yani İmamoğlu’nun kazanacağına inanıyor.

Göreceğiz…

***

Neye inanırsanız, inanın…

Ama bilin ki İstanbul seçimlerinin bir matematiği var…                                                                      

Nitekim Erdoğan’ın buna güvenerek seçimlerin yenilenmesi için ağırlığını koyduğunu sanıyorum.

İmamoğlu ve ekibi, rakibinin Yıldırım değil de, Erdoğan olduğunu görür ve istatistikçi olarak bu gerçek rakamlar üzerinden çalışırsa, kazanma şansı olabilir…

Yoksa 23 Haziran Erdoğan yeni bir seçim zaferi olabilir.

***

Şimdi İstanbu’da 2015 sonrası yapılan seçimlerinin rakamlarına br bakalım…

Erdoğan süreç içinde İstanbul’da şu oyları aldı:            

7 Haziran 2015: (AKP)-   3 milyon 488 bin.

1 Kasım 2015: (AKP)-   4 milyon 379 bin.

16 Nisan 2017: (Evet)-  4 milyon 479 bin. (Referandum)

24 Haziran 2018:         4 milyon 578 bin. (Erdoğan-Cumhurbaşkanlığı)

24 Haziran 2018: (AKP)-  4 milyon 029 bin. (Milletvekili)

24 Haziran 2018:         4 milyon 808 bin. (Cumhur İttifakı)

31 Mart 2019:   (AKP)-  4.156. 036. (Binali Yıldırım)

Buna göre Erdoğan’ın ve AK Parti’nin 2015’ten beri İstanbul’da 4 milyonun altına düşmeyen ve zaman zaman 4.5 milyonu geçerek Cumhur İttifakı ile 4.8 milyonu bulan bir oy potansiyeli var…

***

Aynı süreçte muhalefetin oylarına gelince…

7 Haziran 2015: 

CHP-2 milyon 472 bin.

HDP-1 milyon 069 bin.

MHP- 936 bin 073.

Saadet-180 bin751.

1 Kasım 2015: 

CHP-2 milyon 736 bin.

HDP- 903 bin 562.

MHP- 772 bin 254.

Saadet- 67 bin 952.

16 Nisan 2017:

Hayır- 4 milyon728 bin. (Referandum)

24 Haziran 2018: 

İnce-3 milyon 378 bin.

Demirtaş- 661 bin 761.

Akşener- 435 bin 558.

Karamollaoğlu- 86 bin 147.

24 Haziran 2018:  

CHP-2 milyon 495sin.

HDP-1 milyon 195 bin.

MHP- 779 bin 828.

İP- 754 bin 285 (Milletvekili)

24 Haziran 2018:  

3 milyon 391 bin. (Millet İttifakı)

31 Mart 2019:  

Ekrem İmamoğlu- 4 milyon 169 bin.

Görüldüğü gibi bir taraf Erdoğan kampı…

Diğer taraf Erdoğan karşıtları kampı….

İstanbul seçimlerine bakınca bu kamplaşma çok net net olarak görülüyor…

***

Örneğin 2017 Referandumunda bu kamplaşma İstanbul’da iyice keskinleşti ve Erdoğan İstanbul’da yenildi…

Şöyle yenildi…

EVET; 4 milyon 479 bin.

HAYIR; 4 milyon 728 bin çıktı…

Yani Erdoğan Türkiye çapında yüzde 51 ile kazandığı Referandumu İstanbul’da 250 bin oyla kaybetti…

Muhalefetin 2017 Referandumunda İstanbul’da ulaştığı 4 milyon 728 bin oy ise bugüne kadar ki en yüksek çıtaydı…

24 Haziran 2018’de Cumhurbaşkanlığı yarışında tüm muhalefet adaylarının toplam oyu 4 milyon 561 bin.

Ve, Erdoğan’ın aldığı 4 milyon 578 bin oyunun biraz altında (17 bin oy) kalıyordu…

***

İstanbul’da son 4 yıldır yaklaşık 10 milyon 500 bin seçmen var…

Neredeyse her seçimde yaklaşık 1 milyon 250 bin kişi sandığa gitmiyor…

16 Nisan 2017 Referandumunda sandık rekoru kırıldığını hatırlatmak lazım.

İlk kez tam 9.340.021 kişi sandığa gitmiş…

Ve katılım rekor seviyeye ulaşınca Erdoğan o referandumda 250 bin oy farkıyla İstanbul’da yenilmiş…


Xxx


Gelelim 31 Mart 2019’a…

İstanbul’da 8.866.614 kişi sandığa gitti…

10.5 milyon seçmene göre sandığa gitmeyen 1 milyon 700 bin kişi var…

Erdoğan’a göre bunların 500 bini "Küskün oylar"… 

Yani kendi oyu olduğunu düşünüyor…

Nitekim hem Erdoğan hem Binali Yıldırım, hem de AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın hedefi, bu “küskün seçmeni” sandığa götürüp 4.5 milyon oy ile İmamoğlu’nu yenmek. 23 Haziran’ın planı bu.

İmamoğlu, Millet İttifakı; CHP, İYİ Parti… HDP ve Saadet’in planı ise, 2017’de Referandumda sandığa gidip Erdoğan’a karşı oy veren kampı tekrar harekete geçirip sandığa götürebilmek.

Yani, 4.7 milyon oy sınırına ulaşarak seçimi kazanmak.

***

Yapılan tespitlere göre, 31 Mart’ta sandığa gitmeyen 600 bin kadar oyun yarısı MHP’li, yarısı HDP’li seçmen olarak gözüküyor…

Bunlar sandığa giderse hangi kampa ne kadar oy vereceklerini kestirmek çok güç.

Bu nedenle; İstanbul’da 600 bin "küskün seçmen"i de eklerseniz, Türkiye’de siyasetin geleceğini belirleme fırsatı bu kişilerin elinde.

Eğer bunlar Erdoğan’a;

 ‘‘Ekonomiyi çökerttin… Küstük anlamadın… Al  sana bir ders o zaman ’ derlerse sonuç ağır seçim yenilgisini olabilir.

Bir önemli nokta da, 23 Haziran’da Türkiye, şimdiye kadar hiç denemediği "İKİNCİ TUR SEÇİMİ" İstanbul’da deneyecek.

***

Seçimler için geri sayımın başladığı bu günlerde Cumhur İttifakı ve Erdoğan'a düzenli olarak anket çalışması yapan birkaç firma var.

Sanırım onlar “dur” demiş olmalı ki, kutuplaştırıcı dil ve söylemlerden vazgeçildi.

Çünkü,  bu iki uygulamaya, yaşanan kötü ekonomik sürecin sorumluluğu da eklenince 31 Mart'ta sonuç “kaybetme” biçiminde olmuştu.

Bilmem dikkatinizi çekiyor mu; kötü fatura sahipleri seçimlerin yenilenme sürecinde, geri planda tutuldular (Berat Albayrak, son bir haftadır Süleyman Soylu gibi).

Aslında bunların  hepsi uygulanan bir stratejinin parçaları.

Çünkü Erdoğan tekrar mağlubiyetin faturasının kendisine kesilmesini ve  oturduğu koltuğun sorgulanmasını istemiyor.

Ankara’da hem iktidar hem de muhalefet kanadında ortalık çok karışık.

Şu an herkes 23 Haziran seçimlerinin yüzü suyu hürmetine susuyor.

Bakalım, Cumhur ve Millet İttifakını sandıkta ve sonrasında ne ya da neler bekliyor?

Yaşanacakların habercisi şu sloganda gizli:

Bakalım; HER ŞEY GÜZEL Mİ OLACAK? YOKSA DAHA GÜZEL Mİ?

(Kaynak: Rakamlar Kerem Çalışkan)

YORUM EKLE