banner51

Her şey bu dev pasta için

Bugün bir, yarın iki… İstanbul Büyükşehir Belediye seçimleri neden bu kadar önemli biliyor musunuz?

Siyasi etkiletişim ve sonuçlarını bir kenara bırakıyorum; 16 milyon kişinin yaşadığı bu kent belediyesinin 2018  yılı konsolide (şirketleri ile birleştirilmiş) bütçesi tam 42 milyar 600 milyon lira.

Yani eski parayla 42.6 trilyon lira.

Ve şimdi sıkı durun; bu devasa bütçenin sadece 16.1 milyar (16.1 trilyon) lirası yatırım için ayrılmış.

Yani geriye kalan 26.5 milyar lira (26.5 trilyon) sosyal yardımlar, çeşitli dernek ve vakıflar ile hizmete yönelik sübvansiyon için harcanıyor.

Parti ayırımı yapmıyorum. Yani bütçenin yüzde 62.2’si İstanbul’da yandaşlara aktarılıyor.

Pastanın büyüklüğüne bakar mısınız?

Kim kazanmak istemez ki?

Ya da  kim, hangi siyasi parti, uzun yıllar elinde tuttuğu böyle bir belediyeyi ve kaynaklarını kaybetmek ister ki?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bütçesi, 2018 yılı itibariyle bugünün yani 2019’da, 18 bakanlığın bütçesinin fazla.

Düşünsenize, ülkemizi iç ve yurt dışı düşmanlara karşı korumak birinci görevi olan Milli Savanma Bakanlığı’nın bu yıl ki bütçesi 40.4 milyar lira (40.4 trilyon).

Öte yandan Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2017 yılı itibariyle yayınladığı istatistik bilgilere göre, Türkiye’nin Gayri Safi Milli Hasılasının (GSMH) yüzde 31,2’si İstanbul’da üretilmektedir.
***
Gelelim 2014 ve 2019 31 Mart yerel seçimlerin karşılaştırmalı analizine.

İktidar; Cumhur İttifakı ile, ülke çapında sosyal ve ekonomik olarak çarpıcı biçimde kayıptadır.

2014 mahalli seçim sonucunda AK Parti’nin belediye başkanlığı seçimlerini kazandığı illerin GSMH içerisindeki payı yüzde 70 iken, 31 Mart 2019’da bu pay yüzde 30,1’e inmiştir.

 Mart 2019 seçimlerinde, İlk 6 büyükşehir belediyesinden beşini kazanan CHP’nin yöneteceği illerin toplam GSMH içerisindeki payı ise yüzde 62,76’ya yükselmiştir.

Bu rakamlara bakarak, iktidar; yani Cumhur İttifakı sayısal baz da “seçimin galibi” olsa da, ekonomik kazanım olarak seçimin galibi CHP; Millet İttifakıdır.

İki gün sonra yapılacak, İstanbul Başkanlık seçimi, işte bu nedenle tüm siyasi partiler ve adaylar için önemlidir.

Bunca mücadele, bunca kavganın kerameti budur.

***
Bir konuda şüphelerim var.

Hani, günlerdir geçmişte iktidara yakın olan anket şirketleri bile açıkladıkları kamuoyu araştırmalarıyla İmamoğlu’nun kazanacağını söylüyor ve açıklıyorlar.

Ben böyle bir “U” dönüşünden pek emin değilim.

Seçim ortadadır…

Kim Pazar günü sandığa seçmenini götürebilir ve ikna ederse, kazanan o olacaktır.

Çünkü bu anketlerin çoğunun “bir seçim stratejisi” olduğunu düşünüyorum.

İki nedenden;


Ekrem İmamoğlu, yani Millet İttifakı’na oy verecek olan seçmeni, “nasıl olsa kazandık” gibi bir algıyla gevşemesini sağlamak…
İkincisi ise, özellikle Binali Yıldırım; Cumhur İttifakı’nın 31 Mart7ta ortaya çıkan daha önceki seçimlerde AK Parti’ye tereddüt etmeden mührü basan küskün”leri, daha önce yaşanan Haziran ve Kasım genel seçimlerinde olduğu gibi toparlayıp sandığa götürebilmek için.

Bugün bu ortam ne yazık ki oluşmuş durumda.

Buna THY’nin  bazı illerden İstanbul’a yapacağı biletleri satmış olmasına rağmen, sabah seferlerini iptal etmesi, öğle seferlerinin ise dolu olduğunu bildirmesi, İstanbul’a araçlı yolcu taşıyan deniz otobüs seferlerinin bugünden itibaren pazartesi sabahına kadar “yolcu yok” gerekçesiyle iptal edilmesi, hep bu stratejinin birer parçasıdır.

Amaç, İstanbul’a dönüşü zorlaştırmaktır.

***

31 Mart’tan 23 Haziran’a kadar uzatmalarda olanlara yaşananlara bir baksanıza…

Önce Pontus ile başladı. Oyları çaldılar dendi.

Esnafa tokat attı, Valiye “İt” dedi ile tavan yaptı. “Yalancı” yaftasıyla süren gerginlik, İsmail Küçükkaya ile sonlandı.

Yani dur-durak bilmeden algı operasyonu yapıldı.

 İnandırıcı oldu mu?

Bilemiyorum.

İşe yarayıp yaramadığını Pazar akşamı göreceğiz.

YORUM EKLE