Haydeee, baronun iyisi burda abiiii!..

Baro Başkanları haklı ve yerinde bir duyuru ile "istifa et" dediler.

O ne yaptı; istifaya neden olacak bir durum yok, dedi.

Bunun anlamı;

"İstediniz diye gitmem!.." demektir.

Oysa gelenek ve göreneklerimizde, 2 kere 2 dört eder gibi bir kural vardır;

Onurlu ve şerefli kişi, "istenmediğim yerde kalmam" der, çeker gider!.

*

Metin Feyzioğlu, bu denli aciz duruma düşerek, böyle "acıklı" bir kapanış yapmamalıydı.

Kendisini bir yılbaşı öncesi 31 Aralık'ta Kayseri'de lüks bir otelde tanımıştım. Daha doğrusu yılbaşı için birlikte gittiğimiz aile dostumuz tanıştırmıştı bizi.

Sohbetimiz oldu..

Olağanüstü taktir etmiştim.

Hem paylaştığı düşüncelerini hem de iki çocuğu ve eşiyle ilgilenişi, ben de "geleceğin lideri" ve "müthiş bir baba ve eş" izlenimi yaratmıştı.

Aradan üç ay geçmeden eşinden ayrılma haberini duyduğumda,  o sahnelere tanık olmuş bir kişi olarak ilk hayal kırıklığını yaşamıştım.

Daha sonra da zaten "çivisi" çıktı.

O tanıdığım, meslek onurunu her şeyden üstün tutan, dedesi Turan Feyzioğlu  gibi geleceğin siyaset lideri olabilecek genç Feyzioğlu gitmiş, yerine sanki ikinci sınıf, liyakatsiz, egemen yandaşı bir Metin Bey gelmişti.

Nasıl bir şeydi bu, nasıl bir oyundu bu?

Kendisini seven (ben dahil) ve temsil ettiği meslektaşlarını, hepimizi mışıl mışıl uyutmuştu demek.

Ne yazık ki uyandığımızda iş işten çoktan geçmişti..

*

Gönlüm rahat..

Çünkü yanılan, uyutulan sadece ben değilim.

Meslektaşlarının çoğu da "kandırıldık" diyor.

Bu zincire bir de Uluslararası bir kulüp de eklendi; Uluslararası Lions Kulüpler Birliği, 118-K Yönetim Çevresi Federasyonu..

Galiba en ağırı da bu oldu.

Metin Feyzioğlu'na bu kulübün en büyük liyakat nişanlarından biri olan, "Cumhuriyet Sözcüsü" ödülü yönetim kararıyla "geri" alındı.

Zehir zemberek bir yazılı açıklamayla:

" Metin Feyzioğlu

Türkiye Barolar Birliği Başkanı;

Uluslararası Lions Kulüpleri Birliği 118-K Yönetim Çevresi Federasyonu olarak;

Sizi toplumsal olaylar karşısında Atatürkçü, çağdaş, özgürlükçü, eşitlikçi, yargı bağımsızlığını, laik hukuk devleti ve cumhuriyet ilkelerini savunan, üstünlerin hukuku değil hukukun üstünlüğünü her fırsatta dile getiren Barolar Birliği Başkanı olarak tanıdığımızda çok sevmiştik. Gençtiniz, eğitimliydiniz, umut olabilirdiniz.

Federasyon olarak, Cumhuriyet Kutlamalarımızda geleneksel olarak verdiğimiz "Cumhuriyet Sözcüsü Ödülü"nü 2013 yılında büyük bir çoğunluğun oyu ile size vermeyi kararlaştırmıştık. Siz de Kayseri'den gece yarısına doğruda olsa Eskişehir'de gerçekleştirdiğimiz geceye katılarak, hak- hukuk, demokrasi, işçi hakları konusunda hepimizi heyecanlandırmıştınız.

Türk Lions'unun en büyük ödülü, kurucumuz Fahrettin Gökay ödülünü o akşam size takdim etmiştik.

*

Ancak; son zamanlarda her toplumsal olayda sessiz kalışınız, cumhuriyet ilkelerimizi sahiplenmeyişiniz, bir zamanlar "Anayasanın ilk üç maddesi ile problemi olanlar bana destek olmadı" dediklerinizle birlik olmanız, baroları dikkate almadan hareket etmeniz bizler tarafından hayretle izlenmektedir.

Demokratik hak ve özgürlüklere saygı göstermeyen, mesnetsiz olarak polis tarafından durdurulan 60 Baro Başkanının, hukukun savunma ayağının Birlik Başkanı olarak, yanında, önünde olmayışınızı ise esefle karşıladığımızı belirtmek istiyoruz

Bütün bu açıklamalarımız neticesinde; o günün koşullarında size verilen Cumhuriyet Sözcüsü ödülünün, tutumunuz nedeniyle gerekçeleri ortadan kalkmıştır.

Bu nedenle, size verdiğimiz ödül kayıtlarımızda yok sayılmıştır.

2013 Ekim tarihinde size büyük bir coşkuyla verdiğimiz ödülün 118-K Yönetim Çevresi Federasyon Başkanlığı'na iadesi yönetim kurulu kararımızdır.

*

Yazar Engin Aydın hafta sonu bir yazı paylaştı:

"Barolar işportaya düşerse" diye başlık atmış.

Ağlanacak halimize gülünecek bir paylaşım.

Şöyle diyor:

Muhalefet partilerine sunulan yasa taslağına göre avukat sayısı 5 bini aşan illerde 2 bin avukat bir araya gelip "kendi" barolarını kurabilecek.

Bu koşullara uyan üç il var. Adalet Bakanlığı'nın resmi verilerine göre 53 bin 227 avukatla İstanbul ilk sırada. Onu 21 bin 131 avukatla Ankara ve 11 bin 628 avukatla İzmir izliyor.

Demek İstanbul'da bu hesapça (gülmeyin aritmetik böyle diyor) 26 baro kurulabilecek. Ankara 10, İzmir ise 5 baro ile yetinecek..

*

Peki üç büyük kentimizde, hele hele 26'ya kadar yolu olan İstanbul'da bu kadar baro olunca ne olacak?

Doğmamış çocuğa zıbın biçmeyeyim ama ne olacağını tahmin etmek için fazla zekâ gerekmiyor.

*

Bir kere halk arasında, evlerde, kahvelerde şöyle sohbetler dönmeye başlayacak ve bu sohbetler "fısıltı gazetesi" sayesinde git gide yaygınlaşacak:

- Yav On Yedinci Baro var ya valla oranın avukatları ipten adam alırlar. Öyle marifetliler yani...

- Boşversene abi, senin Dördüncü Baro'dan haberin olmamış besbelli. Hani eskiden "İstanbul grubu" deniyordu ya, hani istedikleri yargıçtan istedikleri kararı alıyorlar, istedikleri savcıya istedikleri iddianameyi yazdırıyorlardı, hani karabatak mı, pelikan mı ne bir su koşuyla irtibatları vardı ya, işte onlar şimdi Dördüncü Baro'yu kurdular...

- Yav ben kuru gıda toptancısıyım ya, karşılıksız çeklerden çok canım yandıydı valla. Tahsil edilsin diye çek-senet mafyasına verdiğim haracın hesabı yoktu...

- E şimdi ne değişti? Karşılıksız çek vermiyorlar mı artık?

- Veriyorlar ağam, veriyorlar ama sen Yedinci Baro'nun avukatlarını bir tanısan. Maazallah çekini ödemeyenin ciğerini koparır alırlar... O kadar yani...

Bunlar benim uydurduğum ama barolarla ilgili şu AKP – MHP yasası çıkarsa uydurma değil gerçek olacak sohbet dilimcikleri...

Çağlayan Adliye Sarayı'nın ya da Anadolu Adliye Sarayı'nın önünde tezgâh açan çığırtkanlar görürsek şaşırmayacağız:

- Haydeee, baronun iyisi burda abiiii!..

- Vatandaş kooooş... Bir dava getirene ikincisi bedavaaaa...

- Sanığa beraat, tutukluya tahliye bu baroda garanti!.. Üstelik indirimli fiyat...

- Gel bizim baroya, duruşma olmadan koy ilamı cebine...

Son cümlesi ise "Abarttım mı?" diye bir soru.

Yanıtını da vermiş:

Evet biraz (çok az) abarttım.

YORUM EKLE