Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


'Gerekirse 10 Bin Şehit Verir...'

'Gerekirse 10 Bin Şehit Verir...'
CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Türk Tabipleri Birliği (TTB) yöneticilerinin gözaltına alınmasına ilişkin, "Bu tür davranışlar, sizin yaptığınız ve toplumun tümünün desteklediği Afrin operasyonuna gölge düşürür'' dedi. Suriye'de Süleyman Şah Türbesi'nin taşınmasını da eleştiren Kılıçdaroğlu ''Ben olsaydım, CHP iktidarda olsaydı gerekirse 10 bin şehit verirdik bayrağımız orada dalgalanırdı'' ifadesini kullandı.

 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu.

CHP TBMM Grup Toplantısı'nda konuşmak üzere kürsüye gelen Kemal Kılıçdaroğlu'na, otizmli çocuğa sahip ailelerin temsilcileri tarafından taleplerini içeren bir dosya verildi, atkı hediye edildi.

Burada konuşan otizmli çocuk annesi Binnur Uzun, Kılıçdaroğlu'dan, kendilerine sundukları dosyada yer alan taleplerin hayata geçirilmesini istedi.

Uzun'un ardından konuşan Kılıçdaroğlu, "Hayatın bir gerçeği var. Herkesin bir derdi var ama bazı dertler var ki kalıcı ve onların çözülmesi lazım. Onlar için anneler ve babalar mücadele ederler. Otizmli çocuğa sahip ailelerin sorunları gibi... Onlar sorunları çözmek için buraya geldiler, bize bir rapor verdiler. Onlara sözüm söz, sizin sorununuzu her zaman sıcak tutacağım. Hiç endişeniz olmasın" ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, 1985 yılında her 2 bin 500 çocuktan birisinin otizmli olduğunu, bugün ise her 68 çocuktan birisine otizm teşhisi konulduğuna dikkati çekerek, "Bugün Türkiye'de otizmli 352 bin çocuğumuz var ama eğitilen otizmli çocuk sayısı 26 bin 586. Çok az. Bir sorunumuz var, bu çocukların eğitime ihtiyacı var. 26 bin 586 çocuğumuz eğitim görüyor ama haftada iki saat. Oysa uluslararası standartlara göre otizmli bir çocuğun haftada en az 40 saat eğitim görmesi lazım, bu sorunu aşabilmesi için" diye konuştu.

Yeterli eğitim verilmemesinin, nitelikli eğitimin verilecek fiziki mekanların ve yeterli öğretmenin bulunmamasının otizmli çocukların en temel sorunu olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, bu sorunların çözümü için söz verdi.

Bu sorunun yeni bir sorun olmadığını, CHP'nin bunu çözmek için geçmişte bir araştırma önergesi hazırladığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, bütün tarafların dinlenerek çözüm üretilmesini istediklerini ancak bunun AK Parti'nin oylarıyla reddedildiğini söyledi.

Bunu 352 bin ailenin takdirine sunduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, CHP'nin bu sorunu çözmek için sonuna kadar mücadele edeceğini kaydetti.

"SANIRSINIZ Kİ ZEHİR ZEMBEREK BİR BİLDİRİ"

Gündemin çok hızlı değiştiğini, yarın sabah ne olacağını kimsenin bilmediğini, Türkiye dışında böyle bir ülkenin olmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, insanların gazeteleri ürkerek eline aldığını, televizyonları "inşallah bir şey olmamıştır" diye açtığını, herkesin endişe yaşadığını ve bundan rahatsız olduğunu söyledi.

"Bu sabah da bir baktık Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi'ne polis operasyon yapmış" diyen Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Gözaltına almalar, mahkemeye çıkarmalar... Gözaltına alacaksanız, yazı yazarsınız gelir, bu insanlar kaçacak insan değil, hepsi doktor, üniversitelerde hoca, hastanelerde görevli. Yasal bir kuruluş, kanunu var, nasıl denetleneceği belli. Sabahın köründe baskın düzenliyorsunuz, gözaltına alıyorsunuz. Neymiş? Bir bildiri yayımlamışlar. Sanırsınız ki bildiri zehir zemberek ve iktidar partisini en ağır şekilde eleştiren bir bildiridir. Yok öyle bir şey."

TTB'nin soruşturma konusu olan bildirisini okuyan Kılıçdaroğlu, bildiride yer alan ifadelerin doğru olduğunu savundu. Savaşın dram yarattığını belirten Kılıçdaroğlu, Suriye'den örnek vererek, bildiride Suriye'deki iç savaşa, kavgaya, teröre dikkatin çekildiğini söyledi.

"TÜRKİYE'NİN İTİBARINI ZEDELİYOR"

Kılıçdaroğlu, Türkiye'de 3,5 milyon mülteci olduğuna değinerek, "30 milyar dolar harcadıklarını söylediler. Emin olun 30 milyar dolar değil, 3 milyar dolar bile harcamadılar" dedi.

Bildiride, "demokrasi, özgürlük olsun, huzur içinde yaşayalım" denildiğini aktaran Kılıçdaroğlu, "Arkadaş, adil düzenden, demokratikleşmeden, eşitlikçilikten, özgürlük ve barışçıl bir dünya yaratmaktan kim rahatsız olabilir?" diye sordu. Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Bu tür davranışlar, sizin yaptığınız ve toplumun tümünün desteklediği Afrin operasyonuna gölge düşürür. Çünkü şu algıyı beslemiş olursunuz; 'Bir yerde bir hata yapıyoruz, bu hatayı kimse bilmesin, görmesin.' Ortada bir hata falan yok. Neden yapıyorsunuz bunu? İnsanlar düşüncelerini özgürce ifade edebilirler. Katılırsınız veya katılmazsınız, birisini düşüncesini ifade etti diye hapse atmak, sabahın köründe evini basmak... Bu demokrasilerde olan bir şey değil. Emin olun bütün dünyanın ilgisini farklı bir noktaya çektik. Doktorların üzerine gidiyorlar. Şu gerçeği hiç kimse unutmasın; asker bile dağda terör örgütü mensubunu yaralı yakaladığında alıyor ekmek, su veriyor, helikopter tahsis ediliyor ve hastaneye götürülüyor. Bu ne demektir biliyor musun? Bu, ordunun saygınlığı açısından çok ama çok önemlidir. İnsan sağlığına ne kadar değer verildiği için çok ama çok önemlidir."

"Siz, doktorun düşüncesini açıklamasına tahammül edemiyorsunuz, baskı kuruyorsunuz. Doğru değil. Türkiye'nin itibarını zedeliyor bütün bunlar" diyen Kılıçdaroğlu, hükümetin bütün bunlardan ders çıkarması gerektiğini söyledi.

"GİDEN, MÜCADELE EDEN ORDUMUZ"

Türkiye'nin bulunduğu coğrafya itibarıyla çok stratejik bir bölgede yer aldığını anımsatan Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin demokratik atılımları yapması, kadın-erkek eşitliğini sağlaması, Cumhuriyet'in kuruluşundaki gibi örnek olmasının, dünyada saygınlık kazanılması için önemli olduğunu vurguladı.

Kılıçdaroğlu, hiçbir ülkenin kendi sınırında terör örgütlerinin yuvalanmasını istemeyeceğini dile getirerek, "Hiçbir ülke teröre açıkça destek vermez, sonlandırmak ister. Çünkü sınırdaki bir terör örgütü sadece bizim için değil, onu barındıran ülke için de gelecekte ciddi bir tehlikedir. İnsan haklarına, demokrasiye 'evet', bütün bunlara 'evet' ama teröre hep beraber 'hayır' demek zorundayız. Bu, insanlığın temel görevidir. Bu bağlamda, Afrin'de yapılan operasyona desteğimiz tamdır" değerlendirmesinde bulundu.

Operasyonun, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile paralel adlandırılmasının kendilerini rahatsız ettiğini belirten Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Giden, mücadele eden ordumuz, şehit olan askerimiz, efendim bunu neredeyse 'ÖSO'nun kahramanlığına' bağlayacağız. Ya bizim ordumuz ya bizim erlerimiz ya bizim şehitlerimiz? Neredeyse onlar ikinci sınıf. Ordunun kahramanlığını, haysiyetini ve onurunu korumak, her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının en temel görevi. Ayrıca Mehmetçik kanıyla oy devşirmeye çalışmak da büyük bir ahlaksızlık."

"HER FIRSATTA BİZİ ELEŞTİRDİLER"

Kılıçdaroğlu, 26 Ocak 2011'de Suriye'de iç ayaklanmalar çıktığını, 29 Nisan 2011'de Suriye'den kaçanların Türkiye'ye geldiğini, 31 Mayıs 2011'de Esad'a karşıt grupların Antalya'da toplandığını hatırlatarak, şöyle konuştu:

"Hükümet bunlara destek verdi. IŞİD, El-Nusra gibi pek çok radikal grup, bu süreç içinde oluşmaya başladı. Ve bunlara tırlarla silah gönderildi. Biz ısrarla dedik ki 'Sakın ola ki buraya silah göndermeyin, Suriye'nin iç işlerine bulaşmayın, Türkiye'yi Ortadoğu bataklığına sürüklemeyin.' 2011'den bu yana hemen hemen her grup toplantısında, her televizyon programında, her örgüt toplantısında bunları ısrarla dile getirdik ama bunların hiçbirisi iktidar tarafından kabul görmedi. Onlar her fırsatta bizi eleştirdiler. Suriye karıştığı zaman, henüz Rusya ve Amerika bölgede ana aktör olarak bulunmuyordu. Türkiye'de zaman zaman toplantılar yapılıyordu."

"Suriye'deki durumun, Türkiye'nin başına büyük felaketler açacağına" yönelik yazdığı mektubu, 24 Ağustos 2012'de Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan'a gönderdiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, bu mektubu okudu. Kılıçdaroğlu, "2012'de bunları söylüyorum ama onlar bizi eleştirdiler ve bölgeye MİT tırlarıyla silah göndermeye devam ettiler." ifadelerini kullandı.

"BUYUR GİT, NASIL KILIYORSUN?"

Kılıçdaroğlu, 25 Ağustos 2012'de bir gazeteye yaptığı açıklamada, "Suriye politikası maalesef PKK'yı güçlendiren bir çizgide ilerliyor. Çok ciddi endişelerim var. Birincisi Suriyeli muhaliflere verilen silahların yarın PKK'nın eline geçmesidir. Bunu Irak'ta yaşadık. İkincisi, diğer komşularla da ilişkiler çok gerildi." ifadesini kullandığını belirterek, bu açıklamasından iki yıl sonra, Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanlığı yapan İsmail Hakkı Pekin'in "Silahların terör örgütünün eline geçtiğini" söylediğini aktardı.

Milli Güvenlik Kurulu toplantısının ardından 1 Temmuz 2015'te gazetelerde "Kobani'ye gönderilen ağır silahlar PKK'nın eline geçti" haberinin yer aldığını anımsatan Kılıçdaroğlu, "Biz, iki yıl önce uyardık ama bizim uyarımızı dinlemediler. Onlar oturdular sabah, öğle, akşam hep CHP'yi suçladılar" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Şimdi bütün vatandaşlarıma sesleniyorum; dış politikada hamlenin üç adım ötesini görmezseniz, devleti sağlıklı yönetemezsiniz. Siz, üç adım ötesini bile görmediniz. Herkes sizi aldattı. Obama aldattı, en son aldatan o oldu. PKK, IŞİD aldattı. Aldatmayan bir Allah'ın kulu kalmadı. Bir de beni dinle kardeşim, vallahi de billahi de ben seni aldatmıyorum. Ben, Türkiye'nin çıkarlarını savunuyorum. ��yle suçlanıyoruz ki aklın mantığın alacağı şey değil. Eylül 2012'de yine konuşuyor beyefendi, 'CHP yarın Şam'a gidecek yüz bulamayacak, göreceksiniz ama inşallah biz en kısa zamanda Şam'a gidecek, oradaki kardeşlerimizle muhabbetle kucaklaşacağız. İnşallah Emevi Camisi'nde namazımızı da kılacağız.' Buyur git bakalım, nasıl kılıyorsun? Kim doğruyu söylüyor?"

"NE DEĞİŞTİ DE DÜŞMAN OLDUN?"

28 Mayıs 2013'te CHP Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada Suriye konusunda iktidara uyarılarda bulunduğunu aktaran Kılıçdaroğlu, şu görüşleri dile getirdi:

"Suriye'de yaşayanlar, Araplar, Kürtler bizim kardeşlerimiz, akrabalarımız. Ortak tarihimiz, kültürümüz, geçmişimiz, acılarımız, sevinçlerimiz var ama Ortadoğu bataklığını Türkiye'nin mekanı haline getirdiler. Silahlarla orayı beslediler. Terör örgütlerine her türlü desteği verdiler. IŞİD'e, El-Nusra'ya, adını sayamayacağım bir sürü terör örgütüne her türlü desteği verdiler. Şimdi PYD'yi düşman ilan ediyorlar, güzel. 'PKK'nın uzantısı' diyorlar, doğru. Peki kardeşim PYD'yi meşrulaştıran kim? Salih Müslim'i Ankara'ya defalarca çağırıp, altına kırmızı halılar serip, 'Buyur, hoş geldin' diyen kim? CHP mi? Sen terör örgütü kabul etmedin. Liderini davet ettin, kırmızı halılar serdin, en iyi yerlerde ağırladın. Sonra bir sabah kalktık, Esad nasıl düşman olmuşsa o da düşman olmuş. Ne oldu, ne değişti de düşman oldun. Düne kadar beraberdiniz, yediğiniz içtiğiniz ayrı gitmiyordu."

Kılıçdaroğlu, CHP'nin iktidarı defalarca uyardığını vurgulayarak, "Gittin, yine birileri seni kandırdı, sen yine tuzağa düştün. Peki sana bir şey oldu mu? Hayır. Kime oldu? Bu ülkenin fakir fukara, gariban çocuklarına oldu" dedi.

Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından satır başları şöyle:

''Her sabah gündem değişir. Her gün insanlar gazeteleri ürkerek ellerine alırlar. Bir endişe bir yılgınlık bir karabulut gibi toplumun üstüne konmak isteniyor. Bu sabah da Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi'ne polis operasyon yapmış. Sabahın köründe baskın düzenliyorsunuz. Bir bildiri yayımlamışlar. Bildiriyi okuyorum; 'Biz hekimler uyarıyoruz: Savaş, doğada ve insanda tahribat yapan, toplumsal yaşamı tehdit eden, insan eliyle yaratılan bir halk sağlığı sorunudur. Her çatışma, her savaş; fiziksel, ruhsal, sosyal ve çevresel sağlık açısından onarılmaz sorunlara yol açarak büyük bir insani dramı da beraberinde getirir. Yaşatmaya ant içmiş bir mesleğin mensupları olarak, yaşamı savunmanın, barış iklimine sahip çıkmanın birincil görevimiz olduğunu aklımızdan çıkarmıyoruz. Savaşla baş etmenin yolu, adil, demokratik, eşitlikçi, özgür ve barışçıl bir yaşam kurmak ve bunu sürekli kılmaktır. Savaşa hayır, barış hemen şimdi.' Vay sen misin bunu diyen sabaha karşı basın tutuklayın hemen gözaltına alın. Bu tür davranışlar, sizin yaptığınız ve toplumun tümünün desteklediği Afrin operasyonuna gölge düşürür. Çünkü şu algıyı beslemiş olursunuz; 'Bir yerde bir hata yapıyoruz, bu hatayı kimse bilmesin, görmesin.' Ortada bir hata falan yok. Neden yapıyorsunuz bunu? İnsanlar düşüncelerini özgürce ifade edebilirler. Bütün dünyanın ilgisini farklı bir noktaya çektik. Doktorların üzerine gidiyorlar.

''MEHMETÇİK KANIYLA OY DEVŞİRMEYE ÇALIŞMAK BÜYÜK BİR AHLAKSIZLIK''

Afrin'e yapılan operasyona desteğimiz tamdır ama bunun Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile paralel adlandırılması bizde büyük bir rahatsızlık yaratıyor. Şehit olan askerimiz efendim bunu neredeyse ÖSO'ya bağlayacağız. Ya bizim şehitlerimiz? Neredeyse onlar ikinci sınıf. Ordunun haysiyetini ve onurunu korumak her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının en temel görevidir. Mehmetçik kanıyla oy devşirmeye çalışmak da büyük bir ahlaksızlıktır.

''ALDATMAYAN BİR ALLAH'IN KULU KALMADI''

MİT TIR'larıyla silah göndermeye devam ettiler. Biz uyardık ama onlar hep CHP'yi suçladılar. Dış politikada hamlenin 3 adım ötesini görmezseniz devleti sağlıklı yönetemezsiniz. Herkes sizi aldattı Obama aldattı PKK IŞİD aldatmayan bir Allah'ın kulu kalmadı.

''BİR DE BENİ DİNLE KARDEŞİM''

Bir de beni dinle kardeşim vallahi de billahi de ben seni aldatmıyorum. CHP Şam'a gidecek yüz bulamayacak diyor inşallah en kısa sürede gideceğiz.

''PYD'Yİ MEŞRULAŞTIRAN KİM?''

Ortadoğu bataklığını Türkiye'nin mekanı haline getirdiler terör örgütlerine her türlü desteği verdiler. Şimdi PYD'yi düşman ilan ediyorlar peki PYD'yi meşrulaştıran kim?

''CHP İKTİDARDA OLSAYDI GEREKİRSE 10 BİN ŞEHİT VERİRDİK''

Erdoğan'ın kölesi konumunda olanlar kalem oynatamazlar. Bana yaptığın eleştiriyi niye yapmıyorsun? O Suriyeli kardeşlerim bile demiyor. Biz bölge halkını kucaklıyoruz. Türkiye'nin bölge üzerinden ayrı bir gücü var ortak tarihi var kültürü var. Türkiye sözü dinlenen bir devlet olabilir. Öyle bir noktaya geldi ki Türkiye kendi topraklarından kaçmak zorunda kaldılar. Malı terör örgütüne vererek kaçmak zorunda kaldılar. Süleyman Şah Türbesi'nden söz ediyorum. Ortalıkta kahraman diye geziyor. Ben olsaydım CHP iktidarda olsaydı gerekirse 10 bin şehit verirdik bayrağımız orada dalgalanırdı. Bizim sözümüzü dinleselerdi Türkiye bölgesinin en güçlü saygın ülkesi olacaktı.

''SANIYORLAR Kİ GERİ ADIM ATACAĞIZ''

Türkiye'nin tarihini bilmiyorlar. Verilen mücadelelerin nasıl olduğunu bilmiyorlar. Bütün bunlar olurken yine AK Parti ve kalemşörleri CHP'yi suçluyorlar. Sanıyorlar ki geri adım atacağız. Kiminle gelirseniz gelin bir milim geri adım atmayacağız. Kendi toprağından kaçan adamdan hesabını soracağız. Kahraman diye geziyor ne kahramanlığı?

''O KARARI VEREN HAKİMLERE DE ZEHİR ZIKKIM OLSUN''

Halk işsiz vatandaş işsiz geçim derdi var. Ahlaki değerlerde yozlaşma var. Bütün bunları bunlar seyrediyorlar. Biz vicdan azabı çekiyoruz. Ama suçlanan biziz. Yandaşların çifte garantileri var. Gidersin bankadan borç alırsın Hazine diyor ki borç aldın ben senin garantini vereceğim diyor. Köprü yapmışlar yol yapmışlar o kadar araç geçmedi şimdi üst geçit için 123 milyon parayı verecekler onlara. Haram olsun yetmez zehir zıkkım olsun diyeceğiz. Rüşvet alana parasını iade ettiler bir de faizini iade ettiler. Verenlere de haram olsun o kararı veren hakimlere de zehir zıkkım olsun. Benim paramla gidecekler rüşvete faiz ödeyecekler.

''EMEKLİ KARDEŞİM DEVAM ET YARIN O MAAŞI DA ELİNDEN ALACAKLAR''

Altınıza uçaklar helikopterler saraylar verdik nedir bu milletin çektiği düşün bu milletin yakasından artık. Bir vatandaşımız 25 yıl asgari ücret üzerinden primini ödedi 718 lira 69 kuruş aylık alacak. 718 lirayla hangi emekli geçiniyor? Emekliler kendi haklarını savunmadıkları için onlar merak etme kardeşim diyor ben hiç maaş vermesem de bana oylarını verirler diyor. Emekli kardeşim madem öyle oy vermeye devam et yarın o maaşı da elinden alacaklar.

''DOLAR FİYATI DÜŞÜYOR BENZİNE VE MAZOTA ZAM GELİYOR''

Petrolü dışarıdan alıyoruz dolar yükselince mecburen zam yapıyoruz diyorlar. Dolar fiyatı düşüyor benzine ve mazota zam geliyor. Düşürsene. Çiftçi kardeşime sesleniyorum bu iktidar seni çok seviyor mazotun litresi 10 lira olursa seni daha çok sevecek.

''ORTADA BİR DEVLET SIRRI VAR MI?''

Enis Berberoğlu şu anda hapiste. Neden hapiste? 29 Mayıs 2015'te Cumhuriyet Gazetesi'nde bir haber davalar açıldı Enis Bey tutuklandı 25 yıl hapse mahkum edildi. Olayın başlangıcı Can Dündar'ın bir kitabından kaynaklanıyor. 27 Mayıs günü flash diski kendisine getiren milletvekilinin ismini vermiyor. Enis Berberoğlu o tarihte milletvekilimiz değil. Ama yine de o verdi diye mahkemeye çağrılıyor. Devlet sırrını ifşa etti diye. Ortada bir devlet sırrı var mı?

''ESİR DİYE TUTUYORLAR''

Enis Berberoğlu ile ilgili mahkemenin verdiği bir kararı üst mahkeme bozdu. AYM'nin kararı var yanlıştır diyor. Ne AYM ne üst mahkemenin kararı Enis Bey'in serbest bırakılmasına izin vermedi. Esir diye tutuyorlar.''

Yayın Tarihi : 30.01.2018 : 16:17


Yorumlar

9227




GÜNÜN MANŞETLERİ


VİDEO HABERLER




YAZARLAR



BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN