Sınırsız ve kesintisiz Internet Televizyonu, Güncel Haberler: Ben TV


İtiraf Ediyorum! ''Casus'' Benim

İtiraf Ediyorum! ''Casus'' Benim
Sahne Tozu Tiyatrosu Kurucusu Çağlar İşgören’in sahneye koyduğu Kamp 17 oyunu, İzmirlilerden yoğun ilgi gördü. Bu hafta son kez sahnedeler... Ekip müthiş; oyun alışılmışın dışında... İşte ''Kamp''tan detaylar...

 

GAMZE KURT YAZDI...

Bir tiyatro ekibi düşünün… Oyunun oynanacağı gün boyunca asla birbirlerine isimleriyle hitap etmiyorlar… Karakterlerin adlarıyla sesleniyorlar. Sahneye çıkmadan önce karanlık bir odada bir araya gelip birbirlerini hissediyorlar. Haftanın 7 günü, günün neredeyse 24 saati hep bir aradalar. Sadece uyurken ayrılıyorlar, onda da birbirlerini rüyalarında görüyorlar. Tabii ki Sahne Tozu ekibinden bahsediyorum. Şu sıralar Kamp 17 isminde bir oyun sahneliyorlar. “Sahnelemek” kelimesi yanlış olur çünkü onlar Kamp 17’yi yaşıyorlar. Öyle ki oyundaki “düşman” karakterleri yani Almanları kulise almıyorlar, Almanlar ayrı bir kuliste hazırlanıyor. Çünkü kendilerini o kadar çok kaptırmışlar ki oyuna, kuliste de birbirlerine kafa göz dalmaktan korkuyorlar.  Böyle bir ekibin ve oyunun başarısız olması gibi bir durum tabii ki söz konusu olamaz. Onlar da bunun haklı gururunu yaşıyorlar.  

Hüseyin Çur (Yardımcı Yönetmen): Bu ekibin içerisinde olmak benim için heyecan verici. Burada ben de kendimi her gün geliştiriyorum. Çünkü tiyatro her anlamda yenilik isteyen bir alan. Dolayısıyla ben de burada yakaladıklarımı sahnede uyguladığım zaman mutlu oluyorum. Ocak ayında yeni bir oyunla ben de sahneye geri dönüyorum. Oyunu henüz söylemiyoruz sürpriz olacak. Kamp 17’deki casusu bulma eylemi gibi bunu da bulana ödüllerimiz var. (gülüyoruz)

Arif Yıldırım (Reed): Kamp 17’de oynarken çok keyif aldık. Bizi izlemeye gelen seyircilerin ağladığını gördük. Üzüldük ama hayatın bir gerçeğini de gösterdik onlara buradan. Dram oynamak komediden daha çok keyif verdi bana. Aldığımız yorumlar doğrultusunda seyircilerin de çok keyif aldığını biliyorum.

Oğuz Serdar Zal (Dunbar): Daha önce bu oyunu 2013 yılında komedi türünde sahnelemiştik. Ancak dram oynarken daha çok şey öğrendiğimizi düşünüyorum. Seyircilerin de tepkisi değişti. Bu türde oyun oynamamız, bizden hep istedikleri bir şeydi.

Ahmet İşleyen (Stosh): Kamp 17’nin benim için yeri çok ayrı. Normalde oynadığınız rolün sahnede kalması gerekiyor. Fakat bende sahne dışına da taşıyor. Normal karakterimden Stosh’a da bürünebiliyorum. Bunun esas sebebi oyunu hissederek oynuyor olmam. 

Çağrı Turnalı (Price): Yıllarca bize dediler, “hep komedi oynuyorsunuz” diye… bize bunu kendi seyircimiz ve komedi izlemek istemeyen başka seyirciler de söylediler. E istediklerini yaptık, o yüzden gelmeleri gerekiyor. 

Abdullah Baş (Alman Muhafız): Dram duyguyu yoğun bir şekilde yaşatıyor, hem oyuncuya hem de seyirciye. Seyircilerimiz sağ olsunlar çok güzel yorumlarda bulunuyorlar. Bazıları da Amerikan hayranlığı yapıyorsunuz diyor. Ama asıl alt metinde “insanlık” yatıyor. 

Buğra Han Acar (Hoffy): Geçmişimizde çok fazla acı var. O yüzden acıyı nerede görse iyi tanıyan bir milletiz. Biz teksi ilk okuduğumuz zaman bu acıyı çok iyi hissettik. Evet bizim acımız değil ama bu acı o kadar çok derine işliyor ki… Biz önce bu coşkuyu hissettik, şimdi de sahneden dışarı taşıyor.

Yunus Aydın (Shultz): Biliyorsunuz oyunda seyirci casusu arıyor. İlk perdede kendi aralarında casusu konuşuyorlar. Seyircilere beyin jimnastiği de yaptırıyoruz. Kamp 17 ST için oyunculuk anlamında bir milat. Bize çok şey kattı. Seyircilerden gelen yorumlar da çok güzel. Gerçekçi olduğunu söylüyorlar.

Ensar Yaraşan (Horney): İçimizde bir casusun olması, dram oyunun izlenirliğini artırıyor. Seyircinin aklındaki “Drama gideceğiz, sıkılır mıyız?” düşüncesini yıkıyor Kamp 17 oyunu. Çünkü bir casus var, seyirci onu arıyor. 

Tolga Bekmez (Sefton): İkinci ya da üçüncü kez izlemeye gelenler şunu diyor; “ben ilk oyunda bunları fark etmemiştim, ikinci oyunda fark ettim ve üçüncü kez gelip fark etmediklerimi görmek istiyorum.” Seyirci hiçbir detayı kaçırmak istemiyor. Hocamız Çağlar İşgören oyuna öyle dokunuşlar yaptı ki, karmaşık durumu artırdı. Seyircinin de bu durum hoşuna gitti. 

Emre Altıntaş (MC Charty): Oyunun komedisi benim karakterim sahneye girince artıyor. Dramda doğal olman gerekiyor. Eğer doğal olmazsan karşıya hiçbir şey yansıtamazsın. Çok iyi hazırlanman gerekiyor. Çünkü burada 550 çift göz sana bakıyor ve her an her şeyini yakalayabilir. O yüzden dram türü çok zor. Gerçi bu oyunda ben yine komedi olarak kaldım. (gülüyor)  

Mustafa Akyel (Gordon): Kamp 17’deki banyo sahnesi de Çağlar Hocamızın koyduğu bir komedi unsuru oldu. İnsanları biraz rahatlattığımız anlar bu anlar… Sonra tabii ki yine daralıyor. Sürekli bir dram olamayacağı için böyle küçük dokunuşlar gerekli. 

Eren Şahin (Alman Yüzbaşı): Benim karakterim çok gaddar bir karakter. Amacı ortamı tamamen germek, hatta kötülük yapmak. Ama çok keyif alarak oynuyorum. Ekip çok iyi. Yatılı kalanlar bilir, lisedeki erkek yurtları gibi. O bağlılıkla oynuyoruz. Seyircileri de bu atmosferi yaşamaya davet ediyorum. Gelsinler, asla pişman olmayacaklar. 

Mevlüt Birlik (Delege): Ben aslında oyunun dışında duruyorum. Eren’i izlerken geriliyorum. Sahneye indiğimde o gerilimi bana da hissettiriyorlar. Kendimi kaptırıyorum, spoiler vermek istemiyorum ama bir sahne var, rolümden çıkıp tüm arkadaşları oradan kurtarmak istiyorum ciddi ciddi. 

Onat Eser (Shapiro): Dram izlerken seyirciler, kendi yaşadığı şeylerden parçalar görüyor sahnede. Selamlamada sahneye çıktığımız zaman seyircilerin ağladığını görüyoruz. Birbirlerini dürtüyorlar çok iyiydi diye. Hatta tanımadıkları seyircilere bile “Kalksanıza, neden ayağa kalkmıyorsunuz?” diyorlar. Bence biz bu işi iyi yapıyoruz. Bu nedenle bütün tiyatro severleri Kamp 17’ye bekliyoruz. 

 

Yayın Tarihi : 10.01.2018 : 15:05

Etiketler : haber    haberler    kamp17    sahne tozu    tiyatro    haldun dormen    çağlar işgören    gamze kurt    ben haber    röportaj       


Yorumlar

2416




GÜNÜN MANŞETLERİ


VİDEO HABERLER




YAZARLAR



BEN TV ŞİFREMİ UNUTTUM

BEN TV'YE GİRİŞ YAPIN

BEN TV'YE ÜYE OLUN